Lübnan'da ateşkes umutları, ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerin tıkanmasıyla birlikte hızla sönerken, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar şiddetlenerek devam ediyor. ABD'nin önerdiği ateşkes planı, İran destekli Hizbullah'ın önce ateşi kesmesini şart koşuyor. Ancak müzakerelerin tarafı olmayan örgüt, bu koşulları fiilen teslimiyet olarak nitelendirerek reddetti. Görüşmelerin kilit ismi olan ABD Başkanı Joe Biden'ın özel temsilcisi Amos Hochstein'ın hafta sonu bölgeden ayrılmasıyla diplomatik çabaların askıya alındığı bildiriliyor.
Çatışmaların Arka Planı ve Aktörlerin Pozisyonları
7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından Hizbullah'ın Lübnan sınırından İsrail'e roket atışlarına başlamasıyla tırmanan gerilim, bölgeyi tam ölçekli bir savaşın eşiğine getirdi. İsrail, kuzey sınırındaki askeri yığınağını artırırken, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah mevzilerine yoğun hava saldırıları düzenliyor. Lübnan hükümeti ise ateşkes için uluslararası arabuluculara çağrı yaparken, Hizbullah'ın siyasi kanadı müzakerelere katılmaya istekli olmadığını sinyali veriyor.
Hizbullah'ın ateşe önce son verme şartı, örgüt tarafından 'kabul edilemez bir dayatma' olarak tanımlandı. Örgütün üst düzey bir yetkilisi, "Biz Gazze'deki kardeşlerimizle dayanışma içindeyiz. İsrail saldırganlığını durdurmadıkça ateşi kesmek söz konusu olamaz" dedi. İsrail ise Hizbullah'ın ateşkesi kabul etmemesi halinde kara harekâtı dâhil her seçeneğin masada olduğunu belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Beyrut ve Tahran arasındaki yakın ilişkiler, Lübnan'daki krizi bölgesel bir boyuta taşıyor. İran'ın Hizbullah'a verdiği lojistik ve mali destek, örgütün askeri kapasitesini önemli ölçüde artırmış durumda. ABD'nin arabuluculuk çabaları, İran'ı da dolaylı olarak müzakere masasına çekmeyi amaçlarken, Tahran yönetimi doğrudan bir angajmandan kaçınıyor. Öte yandan, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), tarafları itidal çağrısında bulunuyor ancak ateşkesin sağlanamaması halinde barış gücünün etkinliği sorgulanır hale geliyor.
Çatışmaların tırmanması, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarını da tehdit ediyor. İsrail'in doğalgaz platformları, Hizbullah'ın roket menzili içinde bulunuyor. Bölgede büyük çaplı bir savaş, küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabilir ve Lübnan'ın zaten kırılgan olan ekonomisini tamamen çöküşe sürükleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki ateşkesin sağlanamaması ve çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Ankara, bir yandan Lübnan'daki Türkmen toplumu ve bölgedeki insani kriz konusunda hassasiyet taşırken, diğer yandan İran destekli milislerin güçlenmesini istememektedir. Türkiye'nin NATO müttefiki olan İsrail ile gerilimin artması, bölgesel dengeleri daha da karmaşık hale getirebilir. Ayrıca, olası bir büyük çaplı savaş, Suriye'den Türkiye'ye yönelik göç dalgalarını artırabilir ve enerji hatlarını tehdit edebilir. Ankara'nın diplomatik girişimlerle taraflar arasında arabuluculuk yapması, hem bölgesel istikrar hem de kendi güvenliği için kritik önem taşımaktadır.