Lübnan'da bir 'ateşkes savaşı' yaşanıyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Perşembe günü Lübnan ve İsrail temsilcileri tarafından duyurulan koşullu ateşkes önerisini reddetti. Nasrallah, bunun yerine kapsamlı bir ateşkes ve İsrail güçlerinin Lübnan'dan tamamen çekilmesini talep etti. Açıklamasında, kuzey İsrail'e yeni saldırılar düzenleyeceği tehdidinde bulundu. FRANCE 24 muhabiri Noga Tarnopolski, Kudüs'ten bildiriyor.
Koşullu Ateşkes Neden Reddedildi?
Lübnan ve İsrail arasında varıldığı iddia edilen koşullu ateşkes, Hizbullah'ın taleplerini karşılamaktan uzak. Nasrallah, yaptığı konuşmada, "Koşullu ateşkes, düşmanın oyunudur. Biz, tam ve koşulsuz bir ateşkes istiyoruz. İsrail işgal ettiği topraklardan derhal çekilmelidir" ifadelerini kullandı. Hizbullah lideri, ayrıca İsrail'in kuzeyindeki yerleşim birimlerini hedef alacak yeni füze saldırıları düzenleyeceklerini belirtti. Bu açıklamalar, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. İsrail ise Hizbullah'ın bu tutumunu 'provokasyon' olarak nitelendirdi ve misilleme yapacağını duyurdu.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, hükümetinin ateşkes için çaba gösterdiğini ancak Hizbullah'ın askeri kanadının bağımsız hareket ettiğini söyledi. Mikati, "Biz bir anlaşma istiyoruz ancak Hizbullah'ın kararlarına saygı duymak zorundayız" dedi. Bu durum, Lübnan'da siyasi istikrarsızlığın devam ettiğini gösteriyor. BM Güvenlik Konseyi, tarafları itidal çağrısında bulundu ancak kalıcı bir çözüm için adım atmadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kaotik Liderlik
FRANCE 24 analistleri, bu krizi 'kaotik küresel liderlik' olarak tanımlıyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İsrail'e desteğini sürdürürken, Rusya ve Çin'in Ortadoğu'da artan etkisi denklemi karmaşıklaştırıyor. İran'ın Hizbullah'a verdiği destek ise bölgede Şii milislerin gücünü artırıyor. Nasrallah'ın tehditleri, sadece İsrail'i değil, bölgedeki diğer aktörleri de endişelendiriyor. Suriye'deki iç savaşın ardından Lübnan, zaten ekonomik ve siyasi bir krizle boğuşuyor. Ateşkesin reddedilmesi, ülkenin daha da istikrarsızlaşmasına yol açabilir.
Uluslararası toplum, tarafları diyaloğa çağırsa da somut bir adım atılmış değil. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Her iki taraf da kırmızı çizgilerinde ısrar ediyor. Bu, sivillerin zarar görmesine neden oluyor" dedi. Bölgedeki petrol fiyatları, yaşanan gerilimle birlikte yükselişe geçti. Küresel güçlerin çatışmaya dolaylı müdahalesi, sorunun çözümünü zorlaştırıyor. Uzmanlar, taraflar arasında doğrudan müzakere olmadan kalıcı barışın sağlanamayacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Hizbullah'ın ateşkesi reddetmesi, Doğu Akdeniz'deki güvenlik denklemini etkileyebilir. Türkiye, İsrail ile normalleşme sürecini sürdürürken, Hizbullah'a karşı mesafeli duruyor. Ancak bölgede artan gerilim, Türkiye'nin Lübnan'daki Türk vatandaşlarının güvenliği ve bölgesel istikrar açısından risk oluşturuyor. Ayrıca, İran'ın Hizbullah üzerinden nüfuzunu artırması, Türkiye'nin Ortadoğu politikasını zora sokabilir. Ankara, krizin diplomatik yollarla çözülmesini ve tüm tarafların egemenlik haklarına saygı duyulmasını bekliyor.