Washington yönetimi, Suriye'nin Lübnan'daki nüfuzunu yeniden tesis etmesine zemin hazırlayabilecek bir adımı değerlendiriyor. Bu hamle, son yıllarda Lübnan siyasetinde derin kutuplaşmalara neden olan bir konuyu yeniden gündeme taşıyabilir. Lübnan'daki farklı kesimlerin, Suriye'nin müdahalesine karşı ortak bir tavır alması beklenirken, bu durumun Hezbollah'ın elini güçlendirebileceği ifade ediliyor. Zira İran destekli örgüt, Suriye rejimiyle yakın ilişkileri sayesinde Lübnan'da kilit bir oyuncu konumunda.
Gelişmenin Arka Planı
Lübnan, 1975-1990 iç savaşının ardından Suriye'nin fiili vesayeti altına girmişti. 2005 yılında Refik Hariri suikastının ardından yaşanan Sedir Devrimi ile Suriye güçleri Lübnan'dan çekilmek zorunda kalmıştı. Ancak Suriye rejimi, Lübnan'daki siyasi ve askeri aktörler üzerindeki etkisini sürdürmeyi başardı. Özellikle Hizbullah, Suriye'nin bölgedeki çıkarlarının korunmasında kritik bir rol oynadı. Suriye iç savaşının başlamasıyla birlikte, Lübnan-Suriye ilişkileri daha da karmaşık bir hal aldı. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın müttefikleri olan İran ve Rusya'nın desteğiyle rejim ayakta kalırken, Lübnan bir kez daha bölgesel güç mücadelesinin odağı haline geldi. ABD'nin son dönemde Suriye'nin bölgesel rolünü yeniden tanıma yönünde sinyaller vermesi, özellikle Lübnan'daki siyasi dengeleri alt üst edebilir. Beyrut yönetimi, Suriye ile resmi ilişkileri yeniden kurmayı tartışırken, Washington'un bu sürece onay vermesi, Hizbullah'ın Lübnan siyasetindeki ağırlığını artırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin Suriye politikasındaki bu olası değişiklik, sadece Lübnan'ı değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyecek sonuçlar doğurabilir. Suriye'nin uluslararası topluma yeniden entegrasyonu, İran'ın bölgedeki genişleme stratejisini güçlendirebilir. İsrail için ise bu durum, kuzey sınırında yeni bir tehdit anlamına gelebilir. Öte yandan Suudi Arabistan gibi bölgesel aktörler, Suriye'nin nüfuzunun artmasına karşı çıkarken, Türkiye'nin de Suriye politikası bu gelişmelerden doğrudan etkilenecektir. Ankara, Suriye ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olsa da, PKK/YPG tehdidi ve İdlib'deki askeri varlığı nedeniyle temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Rusya ise Suriye'de kazandığı askeri ve diplomatik avantajları korumak için ABD ile işbirliği arayışında olabilir. Ancak Washington'un Suriye'yi Lübnan'a davet etmesi, Rusya'nın bölgedeki etkisini artırmasına da yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin hem Suriye hem de Lübnan politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, Suriye'nin toprak bütünlüğünü desteklerken, Esad rejiminin meşruiyetini tanımaya yanaşmıyor. ABD'nin Suriye'yi Lübnan'a çağırması, Türkiye'nin kuzey Suriye'deki terörle mücadele stratejisini zora sokabilir. Ayrıca Lübnan'daki Sünni toplum ile Hizbullah arasındaki gerilim, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesini de etkileyebilir. Türkiye, Lübnan'daki siyasi istikrarı ve Sünni kesimlerin haklarını korumak için diplomatik girişimlerini artırmak zorunda kalabilir.