Petrol fiyatları, Lübnan'daki taze çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'ndaki gemilere yönelik saldırıların ABD-İran savaşını sona erdirme umutlarını gölgelemesiyle yatay seyretti. 17 Haziran itibarıyla Brent petrolü varil başına 72,50 dolar seviyesinde işlem görürken, Batı Teksas türü ham petrol (WTI) 68,80 dolardan alıcı buldu. Piyasalar, Orta Doğu'daki jeopolitik riskler ile küresel talep endişeleri arasında denge arıyor.
Lübnan ve Hürmüz Boğazı'ndan Yükselen Riskler
Lübnan'ın güneyinde Hizbullah ile İsrail güçleri arasında dün gece yeniden başlayan çatışmalar, bölgedeki ateşkes çabalarını zora soktu. İsrail ordusu, Hizbullah'a ait birkaç hedefe hava saldırısı düzenlediğini açıklarken, Hizbullah da İsrail'in kuzeyine roket fırlattığını duyurdu. Bu gelişmeler, ABD ve İran arasında devam eden dolaylı müzakerelerde tırmanış riskini artırıyor. Öte yandan, Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik son saldırılar, dünya ham petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolunun güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden alevlendirdi. İran Devrim Muhafızları'na bağlı deniz kuvvetlerinin, Birleşik Arap Emirlikleri açıklarında bir tankere el koyduğu bildirildi.
Petrol fiyatlarındaki bu istikrar, yatırımcıların jeopolitik riskleri fiyatlamakta zorlandığına işaret ediyor. Analistler, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması senaryosunun fiyatları varil başına 100 doların üzerine taşıyabileceğini, ancak bunun gerçekleşme olasılığının düşük olduğunu belirtiyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve İran'ın nükleer programı konusundaki müzakereler, piyasaların odağında olmaya devam ediyor.
Küresel Talep Endişeleri ve Arz Artışı
Jeopolitik risklerin yanı sıra, küresel ekonomik büyümedeki yavaşlama petrol talebine ilişkin endişeleri artırıyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz oranlarını yüksek tutacağı beklentisi, doları güçlendirirken petrolü diğer para birimlerini kullanan alıcılar için daha pahalı hale getiriyor. Çin'den gelen ekonomik veriler karışık bir tablo çizerken, Avrupa'da sanayi üretimi beklenenden zayıf kaldı. Öte yandan, OPEC+ grubu üretim kotalarını kademeli olarak artırma kararı na rağmen piyasaya arz fazlası sinyali gelmesi, fiyatların yukarı yönlü hareketini sınırlıyor. Rusya'nın ihracatındaki artış ve ABD'deki kaya petrolü üretiminin rekor seviyelere ulaşması da arz tarafındaki baskıyı artırıyor.
Uzmanlar, Orta Doğu'daki herhangi bir büyük çaplı çatışmanın fiyatları kısa vadede yükseltebileceğini ancak kalıcı bir yükseliş için arz kesintileri veya talepte belirgin bir toparlanma gerektiğini vurguluyor. Piyasa katılımcıları, gelecek hafta açıklanacak ABD ham petrol stok verileri ve OPEC'in aylık raporunu yakından izleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin enerji ithalatı üzerinden ekonomisini doğrudan etkiliyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma, cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kritik önemde. Türkiye, stratejik konumu nedeniyle bölgedeki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenirken, enerji koridorlarında alternatif kaynak arayışlarını sürdürüyor. Şu ana kadar fiyatların kontrol altında kalması, kısa vadede olumlu ancak jeopolitik risklerin artması halinde Türkiye'nin enerji maliyetleri ve dış ticaret dengesi daha fazla zorlanabilir. Türk dış politikası, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlere ağırlık veriyor.