Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği son saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesini 'katliam' olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumu acil müdahaleye çağırdı. Berri, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail güçlerinin Gazze'deki yerleşim bölgelerine yönelik hava saldırılarında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca kişinin öldüğünü belirterek, bu saldırıların savaş suçu teşkil ettiğini savundu.
Gelişmenin arka planı
İsrail ordusu, son 24 saat içinde Gazze'nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampı ve orta kesimlerindeki Deyr el-Belah bölgesine yoğun hava saldırıları düzenledi. Filistin sağlık yetkililerine göre, saldırılarda en az 62 kişi öldü, 130'dan fazla kişi yaralandı. Kurtarma ekipleri enkaz altında kalanları çıkarmak için çalışmalarını sürdürürken, bölgedeki hastaneler yaralı akınına yetişmekte güçlük çekiyor.
Berri, açıklamasında 'Bu katliam, İsrail'in uluslararası hukuku ve insani değerleri hiçe saydığının bir başka kanıtıdır' ifadelerini kullandı. Lübnanlı yetkili, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını durdurması için uluslararası topluma, özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne acil toplanma çağrısı yaptı. Ayrıca Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nın da bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguladı.
Lübnan'ın İsrail'e yönelik bu sert eleştirisi, iki ülke arasında sınır hattında devam eden gerginliklerin yaşandığı bir döneme denk geldi. İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında son haftalarda sınırda yaşanan çatışmalar, bölgesel bir savaş endişesini artırıyor. Berri'nin açıklaması, Lübnan'ın resmi makamlarının İsrail'in Gazze politikalarına yönelik en üst düzeydeki tepkilerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları, 7 Ekim'den bu yana devam eden çatışmaların bir parçası olarak görülüyor. BM verilerine göre, çatışmaların başlangıcından bu yana Gazze'de 40 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, bölge nüfusunun büyük bölümü yerinden edildi. Uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen İsrail, Hamas'ı etkisiz hale getirene kadar operasyonlarını sürdüreceğini açıkladı.
Bu son saldırılar, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakerelerinin yeniden başlamasına gölge düşürdü. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın bölgeye yönelik diplomatik ziyaretlerine rağmen kalıcı bir anlaşmaya varılamadı. Uzmanlar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin iç siyasi baskılar nedeniyle müzakerelere yanaşmadığını, saldırıların devamını kendi siyasi geleceği için gerekli gördüğünü belirtiyor.
Lübnan'ın bu açıklaması, Arap dünyasında İsrail'e yönelik artan tepkinin bir yansıması. Son haftalarda Ürdün, Mısır ve Körfez ülkelerinden de benzer eleştiriler gelmişti. Ancak bazı ülkelerin İsrail ile normalleşme süreçlerini sürdürdüğüne dikkat çeken analistler, Berri'nin çağrısının bölgesel bir konsensüs oluşturup oluşturamayacağının belirsiz olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki saldırıları defalarca kınadı ve ateşkes için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İsrail'e yönelik sert eleştirileri ve Hamas ile kurduğu diplomatik ilişkiler, Ankara'nın bu konudaki hassasiyetini ortaya koyuyor. Berri'nin açıklaması, Türkiye'nin bölgede İsrail karşıtı cepheyle dayanışma içinde olduğu algısını güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin bir yandan da İsrail ile ekonomik ilişkilerini sürdürdüğü biliniyor. Bu durum, Türk dış politikasının denge arayışını ortaya koyuyor. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve mülteci akınları gibi konularda yeni riskler oluşturabilir; bu nedenle Ankara'nın ateşkes ve iki devletli çözüm yönündeki çağrıları önemini koruyor.