Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye şehrinde, İsrail'in geçtiğimiz ay düzenlediği bir hava saldırısıyla tamamen yıkılan sivil savunma merkezinin enkazı altında kalan ekipman, dosya ve kişisel eşyalar, kurtarma çalışanları tarafından büyük bir özveriyle çıkarılıyor. Saldırıdan sağ kurtulan ekipler, binanın üzerinde açıkça "sivil savunma" ibaresi taşıdığını ve uluslararası hukuk çerçevesinde korunması gerektiğini vurgulayarak, bu hedefin seçilmesini anlamlandırmakta güçlük çekiyor. Merkezde görevli itfaiyeci Muhammed el-Hüseyin, saldırı anında içeride bulunan 5 meslektaşının hayatını kaybettiğini belirtirken, enkazdan çıkarılan bir yangın söndürme hortumunu göstererek “Bu hortum, arkadaşımın elinde son anına kadar duruyordu. Onun direnişinin sembolü” dedi.
İsrail'in Saldırısı ve Sivil Savunmanın Savaşın Ortasında Kalan Rolü
İsrail ile Hizbullah arasında süregelen çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde, Nebatiye Sivil Savunma Merkezi, savaşın başından itibaren iki taraf arasında kalmış bir noktada hizmet vermeye çalışıyordu. 6 ay önce faaliyete geçen merkez, bölgedeki acil durumlara müdahale için sürekli olarak hazır bekletiliyordu. Kurtarma ekipleri, İsrail'in daha önce de benzer sivil yapıları hedef aldığını dile getirerek, uluslararası toplumun bu saldırılara karşı sessiz kalmasının, sivillerin ve sivil savunma çalışanlarının korunmasız kalmasına yol açtığını ifade ediyorlar. BBC'ye konuşan sağlıkçı Fatima Zeyn’in ifadelerine göre, merkezde görev yapan 22 kişiden 5'i hayatını kaybetti, 8 kişi ise yaralandı. Yaralıların bir kısmı halen tedavi altında.
İlk müdahale ekipleri, saldırının ardından enkaz altında kalan ekipmanları ve belgeleri kurtarmak için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak, binanın tamamen kullanılamaz hale gelmesi ve ekipmanların büyük kısmının hurdaya dönüşmesi nedeniyle, Nebatiye halkı acil durumlarda güvenebilecekleri bir sivil savunma biriminden mahrum kalmış durumda. Özellikle devam eden hava saldırıları ve topçu atışları altında, bu durumun bölge halkı için büyük bir risk oluşturduğu belirtiliyor.
Saldırının Bölgesel Yansımaları ve Uluslararası Hukuk Tartışmaları
Nebatiye saldırısı, sadece bir sivil savunma merkezinin yıkılması değil, aynı zamanda uluslararası insancıl hukukun ihlali anlamına geliyor. Cenevre Sözleşmeleri'ne göre, askeri hedef olmayan ve açıkça işaretlenmiş sivil yapılar, sivil savunma personeli ve ekipmanları koruma altındadır. Ancak İsrail, sürekli olarak Hizbullah'ın sivil altyapıyı askeri amaçla kullandığını iddia ediyor, fakat Nebatiye’deki merkezin bu tür bir kullanıma dair herhangi bir kanıt sunulmuş değil. Saldırı, bölgede sivillerin ve sivil yardım çalışanlarının her geçen gün daha kırılgan hale geldiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Ayrıca, bu tür saldırılar, Lübnan’da zaten kırılgan olan güvenlik durumunu daha da kötüleştiriyor ve sivil halkın çatışmalar karşısında duyduğu korku ve endişeyi derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de yakından takip ettiği Ortadoğu'daki istikrarsızlığın bir başka örneğidir. Türkiye, bölgede sivil kayıpların önlenmesi ve uluslararası hukukun korunması için defalarca çağrı yapmıştır. Nebatiye saldırısı, sivil savunma altyapısının hedef alınmasıyla, Türkiye'nin insani yardım ve kriz yönetimi kapasitesini etkileyebilecek bir ortam yaratmaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye ve Irak'ta yürüttüğü sınır ötesi operasyonlar sırasında, sivil kurumların korunması konusunda hassasiyet gösterirken, İsrail'in bu tutumunun bölgesel dengeleri sarsması, Türkiye'nin dış politikasında insani hukukun vurgulanmasını daha da önemli hale getirmektedir. Bu tür olaylar, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak arabuluculuk ve istikrar sağlama çabalarında karşılaşabileceği zorlukları da işaret etmektedir.