Nisan ayı başında ABD ve İranlı diplomatlar, Pakistan'ın arabuluculuğuyla Islamabad'da bir araya gelerek ABD-İsrail'in İran ve bölgesel müttefikleriyle (Hizbullah dahil) sürdürdüğü savaşı sona erdirme amaçlı ateşkes görüşmelerine başladı. Ancak görüşmelerin en kritik çıkmazı, ateşkesin Lübnan'ı kapsayıp kapsamayacağı oldu. ABD ve İsrail delegasyonu, Lübnan'ı kapsam dışı bırakmaya çalışırken, İran heyeti Lübnan'ın dahil edilmesinde ısrar etti. Bu durum, Lübnan'ın İran'ın bölgesel güvenlik mimarisindeki stratejik önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
İran'ın Lübnan stratejisi: Hizbullah ve direniş ekseni
İran için Lübnan, yalnızca bir Arap ülkesi değil, aynı zamanda 'Direniş Ekseni'nin (Axis of Resistance) kilit halkasıdır. Hizbullah, İran Devrim Muhafızları'nın desteğiyle 1980'lerden bu yana kurumsallaşmış, İsrail'le savaşma kapasitesine sahip ve Lübnan siyasetinde belirleyici bir aktör haline gelmiştir. İran, Hizbullah aracılığıyla İsrail'e karşı caydırıcılık sağlarken, Suriye'de Beşşar Esad rejimini destekleme ve Filistin direniş gruplarına lojistik destek sağlama gibi bölgesel hedeflerini de Lübnan üzerinden yürütmektedir. Lübnan'ın ateşkes dışında bırakılması, İran'ın bu stratejik varlığının zayıflatılması anlamına gelecektir.
Bölgesel ve küresel boyut: Pakistan arabuluculuğu ve Çin faktörü
Pakistan'ın arabulucu rolü üstlenmesi, ABD-İran geriliminde yeni bir diplomatik kanalın açıldığını gösteriyor. Ancak Pakistan'ın Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleriyle ilişkileri, İran'ın Lübnan üzerindeki ısrarını dengelemesini zorlaştırabilir. Öte yandan, Çin'in bölgede artan etkisi, Pekin'in de bu sürece dolaylı olarak dahil olabileceğini düşündürüyor. Çin, enerji güvenliği ve Kuşak-Yol Projesi kapsamında Orta Doğu'da istikrar istiyor; ancak İran'ın Lübnan'daki varlığını kabul etmesi, Çin'i ABD ile karşı karşıya getirebilir. Ayrıca, Avrupa Birliği'nin Lübnan'daki siyasi ve ekonomik krizlere müdahale kapasitesi sınırlı olduğu için, İran'ın bu ülkedeki nüfuzu ABD ve İsrail için büyük bir tehdit olarak algılanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'da Sünni siyasi hareketler ve Filistinli gruplarla tarihsel bağlara sahipken, İran'ın Lübnan'daki artan nüfuzu Türkiye'nin bölgesel dengeleri hassaslaştırıyor. Ankara, Hizbullah'ın İran destekli askeri kanadına karşı Lübnan'da istikrarı ve devlet otoritesini destekliyor. Ateşkes görüşmelerinde Lübnan'ın dahil edilmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarları ve Kıbrıs sorunu bağlamında da önem taşıyor: İran'ın Lübnan'da güçlenmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları ve Mavi Vatan doktrini açısından dolaylı bir tehdit oluşturabilir. Ayrıca, Suriye'deki Türk varlığı ve İdlib'deki angajmanlar, Lübnan'daki gelişmelerle doğrudan bağlantılıdır.