Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun'un ofisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Lübnan makamları Hizbullah'ın ABD'nin karşılıklı saldırıların durdurulmasını öngören önerisini kabul ettiğine dair teyit aldı. ABD'nin Beyrut Büyükelçiliği tarafından hazırlanan ve Lübnanlı yetkililere iletilen belgede, tarafların sivil kayıpların önlenmesi ve istikrarın sağlanması amacıyla geçici bir ateşkes rejimine geçmesi öngörülüyor. Açıklamada, bu mutabakatın Lübnan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı temelinde şekillendiği vurgulandı. Ancak ABD yönetiminden henüz resmi bir teyit gelmezken, Hizbullah cephesinden de doğrudan bir açıklama yapılmadı.
Gelişmenin Arka Planı ve Tarihsel Bağlam
Hizbullah ile İsrail arasında 2006 yılından bu yana büyük çaplı çatışmalar yaşanmasa da, sınır hattında zaman zaman tırmanan gerilimler bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Son dönemde, özellikle Gazze'deki savaşın ardından Lübnan-İsrail sınırında Hizbullah'ın İsrail mevzilerine yönelik saldırıları ve İsrail'in karşılık vermesiyle gerginlik arttı. Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) raporlarına göre, 2023 sonbaharından bu yana sınırda insansız hava araçları, roket atışları ve topçu düelloları yaşandı. Bu çatışmalarda onlarca sivil ve asker hayatını kaybetti.
ABD'nin arabuluculuk çabaları, Lübnan'ın derinleşen ekonomik krizi ve siyasi istikrarsızlığıyla birleşince, tarafların masaya oturmasına zemin hazırladı. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Lübnan Özel Temsilcisi'nin Beyrut'a yaptığı ziyaretlerde, Hizbullah'ın siyasi kanadı ve Lübnan hükümet yetkilileriyle görüşmeler yapıldığı biliniyor. Önerinin içeriği hakkında detay verilmezken, uzmanlar "karşılıklı saldırıların durdurulması" ifadesinin İsrail'in Lübnan topraklarındaki hava operasyonlarını ve Hizbullah'ın kuzey İsrail'e yönelik roket saldırılarını kapsadığını değerlendiriyor.
Lübnan hükümeti, egemenlik haklarına vurgu yaparak ABD önerisini desteklediğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Aoun, ateşkesin Lübnan'ın güneyindeki yerinden edilmiş ailelerin geri dönüşü için ön koşul olduğunu belirtti. Ekonomik krizle boğuşan Lübnan'da, savaşın ülkeyi daha da zor duruma sokacağı endişesi had safhada. Dünya Bankası verilerine göre Lübnan'da enflasyon yüzde 200'leri aşarken, halkın yüzde 80'inden fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, İran destekli Hizbullah ile Batı ittifakı arasında nadir görülen bir mutabakata işaret ediyor. Hizbullah'ın ABD ile doğrudan müzakere masasına oturması, örgütün uzun süredir izlediği "direniş" söyleminin esnemesi olarak yorumlanıyor. Ancak örgütün Şam ve Tahran ile koordinasyon içinde hareket ettiği biliniyor; dolayısıyla bu kararın Suriye ve İran tarafından da onaylandığı değerlendiriliyor. Bölgesel düzeyde ise, İsrail'in tepkisi merakla bekleniyor. Netanyahu hükümeti, kuzey sınırında güvenliği sağlamak için tampon bölge oluşturma planlarını sürdürüyor; bu nedenle geçici bir ateşkesin İsrail tarafından kabul edilip edilmeyeceği belirsiz.
Küresel olarak, ABD'nin bu girişimi, Ortadoğu'da yeni bir denklem arayışının parçası olarak görülebilir. Washington, Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkisini dengelemek için diplomatik çözümlere öncelik veriyor. Ayrıca, enerji piyasaları için kritik olan Doğu Akdeniz'de istikrarın sağlanması, ABD ve Avrupa'nın çıkarına. Eğer ateşkes başarılı olursa, Lübnan'ın doğal gaz arama faaliyetleri yeniden başlayabilir ve bu da ülkenin ekonomik toparlanmasına katkı sağlayabilir.
Ancak şüpheciler, Hizbullah'ın bu öneriyi kabul etmesinin taktiksel bir hamle olabileceğini, örgütün aslında zaman kazanarak askeri kapasitesini yeniden yapılandırmaya çalıştığını öne sürüyor. İsrail'in de karşılıklılık ilkesi gereği bu ateşkese uyması halinde, bölgedeki çatışma riski bir süreliğine ertelenmiş olacak. Ancak taraflar arasındaki temel güven sorunları çözülmediği sürece, kalıcı bir barışın sağlanması zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki istikrarı yakından izliyor. Hizbullah-İsrail çatışmasının büyümesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, Lübnan'ın toprak bütünlüğünü desteklerken, Hizbullah'ı terör örgütü olarak kabul etmiyor; bu nedenle ateşkes sürecinde arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile rekabeti bağlamında, Hizbullah'ın ABD ile mutabakata varması, Ankara'nın bölgesel pozisyonunu yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Ekonomik açıdan, Lübnan'daki olası istikrar, Türk inşaat ve enerji şirketleri için yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak kısa vadede, ateşkesin sürdürülebilirliği konusunda ihtiyatlı olunmalı.