Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, Cuma günü yaptığı açıklamada, İsrail ile müzakerelere devam etme yönündeki kararından geri adım atmayacağını belirtti. Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda bir heyetle yaptığı görüşmenin ardından yayımlanan yazılı açıklamada Aoun, müzakerelerin ulusal çıkarlar doğrultusunda yürütüldüğünü ve bu süreçten vazgeçmenin söz konusu olmadığını ifade etti. Açıklamada, görüşmelerin kapsamına ilişkin ayrıntı verilmezken, Aoun'un kararlılığı dikkat çekti. Bu gelişme, Lübnan'ın İsrail ile diplomatik ilişkilerini normalleştirme yolunda attığı nadir adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Müzakerelerin Arka Planı ve Lübnan’daki Tepkiler
Lübnan, 1948'den bu yana İsrail ile resmi olarak savaş halinde olan ülkeler arasında. İki ülke arasında zaman zaman dolaylı görüşmeler yaşansa da, bir cumhurbaşkanının bu kadar net bir şekilde müzakereleri sahiplenmesi ilk kez yaşanıyor. Aoun'un bu tutumu, özellikle Hizbullah'ın güçlü olduğu Lübnan siyasetinde tartışma yaratabilir. Hizbullah, İsrail ile her türlü normalleşmeye karşı çıkarken, Aoun'un söylemi ülke içinde siyasi bir bölünmeye işaret ediyor. Ekonomik krizin derinleştiği Lübnan'da, bazı çevreler müzakerelerin uluslararası yardım ve yatırımın önünü açabileceğini savunuyor. Ancak müzakerelerin hangi zemin ve kapsamda yürütüleceği henüz netlik kazanmış değil.
İsrail tarafından henüz resmi bir yanıt gelmezken, bölge uzmanları bu müzakerelerin ABD'nin arabuluculuğunda ilerleyebileceğini öne sürüyor. Özellikle İbrahim Anlaşmaları kapsamında bölgede yeni normalleşme dalgaları yaşanırken, Lübnan'ın bu sürece dahil olması Ankara ve Tahran'ın tepkisini çekme potansiyeli taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan'ın İsrail ile müzakerelere yeşil ışık yakması, Orta Doğu'da dengeleri değiştirebilecek bir gelişme. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İsrail ile ilişkilerini normalleştirirken, Lübnan'ın bu sürece katılması Filistin davasına verilen desteğin zayıfladığı şeklinde yorumlanabilir. Diğer yandan, İran destekli Hizbullah'ın bu sürece nasıl bir tepki vereceği, Lübnan'da iç savaş riskini de gündeme getiriyor. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, söz konusu gelişmeyi bölgesel istikrar açısından olumlu bulduklarını belirten açıklamalar yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise, Lübnan'ın egemenliğine ve meşru müdafaa hakkına saygı duyduklarını, ancak müzakerelerin kapsamıyla ilgili daha fazla bilgi beklediklerini iletti. Özellikle deniz sınırı anlaşmazlığı ve Golan Tepeleri gibi konuların masada olabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir İsrail-Filistin sorununun iki devletli çözüm temelinde ele alınmasını savunurken, Lübnan-İsrail müzakereleri Ankara için hassas bir denge unsuru. Bölgede nüfuz mücadelesi veren Türkiye, bir yandan Filistin davasına verdiği geleneksel desteği korumak, diğer yandan da Lübnan'ın ekonomik çöküşünü engellemek için Batı ile iş birliği yapmak arasında bir denge kurmak zorunda. Bu müzakereler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji hakları ve bölgesel liderlik rolü açısından da kritik. Ankara, sürecin dışında kalmamak ve kendi çıkarlarını korumak için diplomatik girişimlerini artırabilir.