Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkesinin İsrail ile yürüttüğü sınır müzakerelerinin ABD ile İran arasındaki nükleer anlaşma sürecinden tamamen bağımsız olduğunu duyurdu. Avn, Beyrut’ta düzenlediği basın toplantısında, “Lübnan’ın egemenlik haklarını korumak için yürüttüğümüz bu görüşmeler, bölgesel başka hiçbir gelişmeye bağlı değildir” ifadelerini kullandı. Açıklama, İsrail ile Lübnan arasında deniz ve kara sınırlarının belirlenmesine yönelik dolaylı müzakerelerin yeniden başlamasının ardından geldi. İki ülke arasında 2022 yılında imzalanan deniz sınırı anlaşmasının ardından şimdi de kara sınırlarının çizilmesi gündemde.
Gelişmenin arka planı
Lübnan ile İsrail arasındaki sınır anlaşmazlıkları onlarca yıllık bir geçmişe sahip. 1948’de İsrail’in kurulmasıyla başlayan çatışmalar, 1978 ve 1982 işgalleriyle derinleşti. 2006 savaşının ardından Birleşmiş Milletler Geçici Gücü (UNIFIL) bölgede konuşlanmış olsa da, karşılıklı egemenlik iddiaları çözüme kavuşmadı. Son olarak 2022’de ABD arabuluculuğunda varılan deniz sınırı anlaşması, doğalgaz arama faaliyetlerinin önünü açmıştı. Şimdi ise kara sınırının belirlenmesi için dolaylı görüşmeler sürüyor. Avn’ın açıklaması, müzakerelerin ABD-İran anlaşmasına endekslenmesine yönelik spekülasyonları bertaraf etmeyi amaçlıyor. Zira İran destekli Hizbullah’ın Lübnan siyasetindeki ağırlığı, sürecin Tahran-Batı arasındaki pazarlıklarla bağlantılı olduğu yorumlarına neden oluyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD ve İran arasında nükleer anlaşmaya ilişkin müzakereler ise halen sürüyor. İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve bölgesel gerilimler, Batı’nın Tahran’a yönelik politikasını şekillendiriyor. Lübnan’ın İsrail ile sınır görüşmeleri, bu geniş resmin bir parçası olarak görülüyor. Ancak Avn, Lübnan’ın ABD-İran anlaşmasına endekslenmeyeceğini vurgulayarak, Beyrut’un karar alma mekanizmasını bağımsız tutma çabasını ortaya koydu. Bölgedeki diğer aktörler ise gelişmeyi yakından izliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran’ın nüfuzuna karşı Lübnan’ı desteklerken, Suriye ve Irak üzerinden İran’ın etkisi hissediliyor. ABD’nin arabuluculuk rolü, hem İsrail hem de Lübnan için kritik önemde. Öte yandan, Hizbullah’ın müzakerelere mesafeli duruşu, sürecin kırılgan olduğuna işaret ediyor. Örgütün İran’la bağları, Avn’ın bağımsızlık vurgusunu gölgeleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan ile tarihi ve kültürel bağlara sahip olup, bölgedeki istikrarı önemsemektedir. İsrail-Lübnan sınır müzakerelerinin İran-ABD anlaşmasından bağımsız yürütülmesi, Türkiye açısından olumlu bir gelişmedir; zira Ankara, Ortadoğu’da İran etkisinin sınırlandırılmasını desteklemektedir. Ancak Türkiye, İsrail-Filistin meselesinde dengeli bir tutum izlerken, Lübnan’ın egemenliğinin korunmasına verdiği önemi sürdürmektedir. Bu süreç, doğrudan Türk çıkarlarını etkilemese de, Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti ve bölgesel güç dengeleri bağlamında takip edilmelidir.