Londra'da dokuz yıl önce bir kadını hareket halindeki otobüsün önüne iterek büyük yankı uyandıran ve kimliği bir türlü belirlenemeyen "Putney İticisi" olduğu değerlendirilen kişinin ölü bulunduğu bildirildi. İngiliz basınının çarşamba günü geçtiği haberlere göre, polisin yıllar süren soruşturması sonucu tespit edilen şüpheli, hakkında herhangi bir suçlama yöneltilemeden hayatını kaybetti. Olay, 2017'de Londra'nın güneybatısındaki Putney bölgesinde yaşanmış ve güvenlik kamerası görüntüleri sosyal medyada milyonlarca kez izlenmişti.
Görüntülerin ardındaki gizem: Ne olmuştu?
Olay, 5 Mayıs 2017'de Putney Bridge üzerinde meydana geldi. Güvenlik kamerası kayıtlarına göre, koşu yapan bir erkek, karşıdan gelen 33 yaşındaki bir kadına çarparak onu yola savurdu. Kadın, o sırada yaklaşmakta olan bir otobüsün önüne düştü. Otobüs şoförü son anda direksiyonu kırarak kadına çarpmaktan kıl payı kurtuldu. Kadın hafif yaralarla olayı atlattı. Saldırgan ise olay yerinden hiçbir şey söylemeden uzaklaştı.
Polis, olayın hemen ardından geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Yüzlerce saatlik güvenlik kamerası görüntüsü incelendi, binlerce ihbar değerlendirildi. Ancak şüphelinin kimliği bir türlü tespit edilemedi. Görüntülerdeki kişi, koşu kıyafetleri içinde, sıradan bir görünüme sahipti ve yüzü net olarak seçilemiyordu. İngiliz medyası olaya "Putney Pusher" (Putney İticisi) adını taktı; olay, ülke çapında büyük bir kamuoyu baskısı yarattı. İçişleri Bakanlığı'na kadar taşınan dosya, yıllar boyunca çözülemedi.
Edinilen bilgilere göre, polis son teknoloji adli tıp ve veri analizi yöntemleriyle 2023-2024 yıllarında şüphelinin kimliğini belirlemeyi başardı. Ancak şüpheli, hakkında resmi bir suçlama yapılamadan yaşamını yitirdi. İngiliz basını, ölüm tarihi ve nedenine ilişkin ayrıntıları paylaşmadı; Scotland Yard da konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı. Olayın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve dosyanın kapanıp kapanmayacağı belirsizliğini koruyor.
İngiliz kamuoyunda yankıları ve hukuki boyut
Putney İticisi vakası, İngiltere'de kamu güvenliği ve kolluk kuvvetlerinin etkinliği tartışmalarının simgesi haline gelmişti. Olayın ardından Londra Belediyesi, şehir genelindeki güvenlik kamerası ağını genişletme kararı almış, ayrıca yaya ve bisiklet yollarında güvenlik önlemleri artırılmıştı. Vaka, aynı zamanda sosyal medyanın bir suçun çözülmesinde oynayabileceği role dair ilk büyük örneklerden biri olarak gösteriliyordu: Görüntülerin viral olması, binlerce kişinin ihbarda bulunmasını sağlamış ancak yanlış ihbarlar da bazı masum kişilerin hedef alınmasına yol açmıştı.
Hukukçular, şüphelinin ölümünün ardından ceza davası açılmasının mümkün olmadığını belirtiyor. İngiliz hukukunda ölümle birlikte kovuşturma düşüyor. Ancak mağdur kadının, şüphelinin mirasına karşı tazminat davası açma hakkı bulunuyor. Kadının avukatları aracılığıyla böyle bir adım atıp atmayacağı henüz bilinmiyor. Olay, İngiltere'de "nefret suçu" veya "kadına yönelik şiddet" kapsamında da tartışılmış, ancak saldırının nedeni hiçbir zaman aydınlatılamamıştı.
Küresel boyut: Şeffaflık ve hesap verebilirlik
Putney İticisi dosyası, yalnızca İngiltere'de değil, dünya genelinde kolluk kuvvetlerinin çözemediği yüksek profilli suçların nasıl ele alındığına dair bir örnek teşkil ediyor. Benzer şekilde, ABD'de çözülemeyen bazı saldırı vakaları veya Avrupa'da kimliği belirsiz faili meçhul olaylar, yıllar sonra yeni teknolojilerle aydınlatılabiliyor. Ancak şüphelinin ölümü, adaletin tecellisine engel olabiliyor. Bu durum, kamu vicdanında derin bir tatminsizlik yaratıyor ve mağdurların hak arayışını zorlaştırıyor.
Uzmanlar, bu tür vakalarda polisin kamuoyuyla şeffaf iletişim kurmasının önemine dikkat çekiyor. Scotland Yard'ın yıllar boyunca düzenli basın açıklamaları yapması, kamuoyunun güvenini bir ölçüde korumuştu. Ancak şüphelinin ölümüyle birlikte dosyanın kapanması, bazı kesimlerde "gerçeklerin örtbas edildiği" yönünde komplo teorilerini de beraberinde getirebilir. İngiliz basını, soruşturmanın ayrıntılarının kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Putney İticisi vakası, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir olay olmasa da, kolluk kuvvetlerinin çözemediği suçların toplumsal etkileri ve adalet arayışı açısından evrensel dersler içeriyor. Türkiye'de de zaman zaman benzer şekilde uzun süre aydınlatılamayan faili meçhul vakalar kamuoyunda tartışma yaratıyor. İngiltere'nin bu dosyada gösterdiği şeffaflık ve ısrarlı soruşturma çabası, Türk güvenlik birimleri için örnek teşkil edebilir. Ayrıca, sosyal medyanın suç çözümündeki rolü ve yanlış ihbarların yol açabileceği mağduriyetler, Türkiye'nin dijital güvenlik politikaları açısından da dikkate değer. Vakanın çözülememiş olması, sınır aşan suçlarda uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor.