Londra Emniyeti (Met Police), seks işçilerini suçlu haline getiren uygulamalardan uzaklaşılması gerektiğini açıkladı. Bu açıklama, Met'in seks işçilerine yönelik tutumunun sert biçimde eleştirildiği Levy soruşturmasının ardından geldi. Kuvvet, Kuzey Londra'da sokakta çalışan seks işçileriyle ilişki kurmak ve güven tesis etmek amacıyla iki kadın polis memurundan oluşan bir ekibi pilot uygulama olarak görevlendirdi.
Levy Soruşturması ve Değişen Yaklaşım
Met Police'in bu yeni yaklaşımı, Sarah Everard cinayeti sonrası ortaya çıkan ve kuvvetin kadınlara yönelik tutumunu sorgulayan Levy soruşturmasının bir sonucu. Soruşturma, Met'in seks işçilerine yönelik uygulamalarında ciddi eksiklikler olduğunu ortaya koydu. Özellikle, seks işçilerinin suçlu olarak görülmesi ve cezalandırılmasının, onları korunmasız bıraktığı ve güvenlerini sarstığı vurgulandı.
Kuvvet sözcüsü, "Seks işçilerini suçlu haline getirmekten uzaklaşmamız gerekiyor" dedi. Bu açıklama, Met'in uzun süredir devam eden ve eleştirilen politikasında bir dönüm noktası olarak yorumlanıyor. Pilot uygulama, Kuzey Londra'da başlatıldı ve sokakta çalışan seks işçileriyle doğrudan iletişim kurmayı hedefliyor. İki kadın polis memuru, bu kişilerle güven ilişkisi kurarak onların ihtiyaçlarını anlamayı ve onlara destek sağlamayı amaçlıyor.
Pilot Uygulamanın Detayları ve Amaçları
Edinilen bilgilere göre, pilot uygulama kapsamında görevlendirilen kadın polis memurları, seks işçilerine yönelik önyargısız ve destekleyici bir yaklaşım sergileyecek. Bu ekip, seks işçilerinin karşılaştığı sorunları dinleyerek, onlara yönelik hizmetlere erişimlerini kolaylaştırmayı ve suç mağduru olmaları durumunda kendilerini güvende hissetmelerini sağlamayı hedefliyor. Uygulamanın, seks işçilerinin polise güvenini artırarak, onlara yönelik şiddet ve sömürü vakalarının daha fazla bildirilmesini teşvik etmesi bekleniyor.
Met Police'in bu adımı, seks işçiliğine yönelik yasal ve toplumsal yaklaşımın yeniden değerlendirildiği bir dönemde geliyor. İngiltere'de seks işçiliği yasal olmakla birlikte, sokakta çalışma ve genelev işletme gibi faaliyetler suç teşkil ediyor. Bu durum, seks işçilerini suçlu durumuna düşürerek onları daha savunmasız hale getiriyor. Polisin yeni yaklaşımı, bu döngüyü kırmayı amaçlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Londra Emniyeti'nin bu kararı, dünya genelinde seks işçiliğine yönelik politikaların tartışıldığı bir bağlamda önem taşıyor. Birçok ülkede seks işçiliği yasaları, işçileri korumak yerine cezalandırmaya odaklanmış durumda. Yeni Zelanda gibi ülkelerde seks işçiliğinin tamamen suç olmaktan çıkarılması, işçilerin güvenliğini artırdığı yönünde kanıtlar sunuyor. Avrupa'da ise İsveç modeli olarak bilinen yaklaşım, seks satın almayı suç sayarken, satanları suçlu bulmuyor. Ancak bu model de eleştirilerle karşılaşıyor.
Met Police'in pilot uygulaması, Birleşik Krallık içinde de farklı yaklaşımların benimsenmesine önayak olabilir. İskoçya'da seks işçiliğinin suç olmaktan çıkarılması yönünde adımlar atılmıştı. Londra'daki bu değişim, diğer bölgeler için de örnek teşkil edebilir. Ayrıca, uluslararası alanda seks işçilerinin haklarını savunan gruplar, bu tür politikaların yaygınlaşması için baskı yapıyor.
Levy soruşturması, Met Police'in kurumsal kültüründe cinsiyetçilik ve erkek egemenliğinin yol açtığı sorunları gözler önüne serdi. Soruşturma raporunda, kadınlara yönelik suçlarda polisin yetersiz kaldığı ve mağdurlara gereken hassasiyeti göstermediği belirtildi. Seks işçilerine yönelik yeni yaklaşım, bu eleştirilere bir yanıt olarak görülüyor. Kuvvet, bu pilot uygulamayla hem seks işçilerinin güvenini kazanmayı hem de onların maruz kaldığı suçları daha etkin soruşturmayı umuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de seks işçiliği yasal olarak düzenlenmiş olsa da, toplumsal önyargılar ve uygulamadaki belirsizlikler nedeniyle seks işçileri sık sık ayrımcılık ve şiddete maruz kalıyor. Londra Emniyeti'nin suçlu haline getirmekten uzaklaşma yönündeki adımı, Türkiye'deki kolluk kuvvetleri ve politika yapıcılar için bir model oluşturabilir. Özellikle, seks işçilerinin polise güveninin artırılması, onlara yönelik şiddetin bildirilmesini ve önlenmesini kolaylaştırabilir. Türkiye'nin AB ile ilişkileri ve kadın hakları alanındaki uluslararası taahhütleri çerçevesinde, bu tür yaklaşımların benimsenmesi olumlu bir adım olarak değerlendirilebilir. Ancak, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik şiddetle mücadelede daha kapsamlı reformlara ihtiyaç var.