Londra Metrosu'nda görev yapan yüzlerce çalışanın, yasal olarak zorunlu olan yüze tam oturan koruyucu maskeler olmadan yaklaşık 20 yıl boyunca asbeste maruz kaldığı belgelerle ortaya çıktı. The Guardian'ın ele geçirdiği belgelere göre, 2000'li yılların başından itibaren yüzlerce metro çalışanı, tünellerde ve istasyonlarda yapılan bakım-onarım işleri sırasında asbest liflerine maruz kaldı; ancak işveren tarafından sağlanması gereken koruyucu ekipmanlar ya hiç verilmedi ya da uygun şekilde kullanılmadı. Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan ve Transport for London (TfL) yönetimi konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Asbest Maruziyetinin Arka Planı
Asbest, 20. yüzyılın ortalarından itibaren inşaat ve ulaşım altyapısında yaygın olarak kullanılan, ancak solunması halinde akciğer kanseri, mezotelyoma ve asbestozis gibi ölümcül hastalıklara yol açan bir mineral. İngiltere'de asbest kullanımı 1999'da tamamen yasaklandı; ancak Londra Metrosu'nun derin tünelleri ve eski istasyon binaları, yasaktan önce inşa edildiği için hâlâ önemli miktarda asbest içeriyor. Yasal düzenlemelere göre, bu tür alanlarda çalışan işçilerin, asbest liflerini filtreleyen özel maskeler takması ve düzenli sağlık taramasından geçmesi gerekiyor.
Belgelere göre, 2000'li yılların başından itibaren Londra Metrosu'nda bakım işlerinde çalışan yüzlerce kişi, bu koruyucu maskelerden yoksun olarak görev yaptı. Bazı işçiler, maske taleplerinin yöneticiler tarafından reddedildiğini veya "gereksiz" bulunduğunu ifade ediyor. The Guardian'a konuşan bir eski çalışan, "Tünellerde çalışırken sürekli toz soluyorduk. Bize sadece basit toz maskeleri veriliyordu, ancak bunlar asbest liflerini tutmuyordu. Yıllarca zehirlendiğimizi şimdi öğreniyoruz" dedi.
İşçi sendikaları, Transport for London yönetimini ihmal ve yasal düzenlemelere uymamakla suçluyor. RMT (Demiryolu, Denizcilik ve Taşımacılık Sendikası) ve Aslef (Lokomotif Mühendisleri ve Ateşçiler Sendikası) temsilcileri, konunun 2010'lu yılların ortasına kadar sürdüğünü ve hâlâ risk altında olan çalışanlar bulunduğunu belirtiyor. Sendikalar, TfL'nin asbest envanterini tam olarak açıklamadığını ve risk değerlendirmelerini gizlediğini öne sürüyor.
Küresel ve Avrupa Boyutu
Asbest maruziyeti, sadece Birleşik Krallık'ın değil, tüm Avrupa'nın karşı karşıya olduğu bir halk sağlığı sorunu. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, her yıl dünya genelinde 107 binden fazla kişi asbest kaynaklı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Avrupa Birliği, 2005'ten bu yana asbest kullanımını tamamen yasaklamış olsa da, eski binalarda ve altyapıda bulunan asbest, özellikle bakım işçileri için ciddi bir tehdit oluşturmaya devam ediyor.
Londra Metrosu vakası, Avrupa genelinde altyapı çalışanlarının korunmasına yönelik denetimlerin yetersizliğini gözler önüne seriyor. Fransa, Almanya ve İtalya'da da benzer skandallar yaşanmış; örneğin Fransa'da 2019'da SNCF (Fransız Devlet Demiryolları) çalışanlarının asbeste maruz kaldığı ortaya çıkmıştı. Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (EU-OSHA), üye ülkelerdeki asbest denetimlerinin sıkılaştırılması çağrısında bulunuyor.
Birleşik Krallık, Brexit sonrası dönemde AB'nin iş sağlığı ve güvenliği düzenlemelerinden ayrışma sinyalleri veriyor. Uzmanlar, bu ayrışmanın asbest denetimlerini daha da zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. İşçi sendikaları, hükümeti asbestle mücadelede daha katı kurallar getirmeye ve mevcut yasaları etkin şekilde uygulamaya davet ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Londra Metrosu'ndaki asbest skandalı, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye'de asbest kullanımı 2010 yılında yasaklanmış olsa da, özellikle eski sanayi tesislerinde, gemi söküm tesislerinde ve inşaat sektöründe asbest maruziyeti riski sürüyor. İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerde metro ve altyapı projelerinde çalışan işçilerin korunmasına yönelik denetimlerin güçlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca, Avrupa'daki gelişmeler, Türkiye'nin AB ile uyumlu iş sağlığı ve güvenliği standartlarını koruması ve hatta ilerletmesi açısından bir fırsat sunuyor. Türkiye, asbestle mücadelede uluslararası işbirliğine açık olmalı ve kamuoyunu bilinçlendirmeli.