Londra'nın çeşitli belediyeleri, 2025 yılı başından bu yana en az 3 bin adet kiralık e-bisiklete el koydu. The Guardian'ın yaptığı bir araştırmaya göre, başkent sokaklarında gelişigüzel park edilen elektrikli bisikletler, yaya yollarını ve kaldırımları kapatarak ciddi bir kamu rahatsızlığına yol açtı. Kiralama operatörleri, yeterli park altyapısının olmamasından yakınırken, belediyeler merkezi hükümetin düzenleme eksikliğinden şikayet ediyor. El konulan bisiklet sayısının her geçen ay arttığı belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Londra'da son iki yılda paylaşımlı e-bisiklet kullanımı hızla yaygınlaştı. Özellikle Lime, Forest ve HumanForest gibi şirketler, şehrin dört bir yanına binlerce elektrikli bisiklet yerleştirdi. Ancak bu hızlı büyüme, beraberinde ciddi bir park sorununu getirdi. Kullanıcılar, yolculuklarını tamamladıktan sonra bisikletleri rastgele kaldırımlara, yaya geçitlerine, hatta engelli rampalarının önüne bırakıyor. Bu durum, özellikle görme engelliler ve tekerlekli sandalye kullanıcıları için hayati tehlike oluşturuyor.
Belediyeler, şikayetler üzerine harekete geçerek yanlış park edilmiş bisikletleri toplamaya başladı. Westminster, Camden, Islington ve Hackney gibi merkezi ilçeler, bu yıl içinde binlerce bisiklete el koydu. El konulan bisikletler, belediyelerin depolama alanlarında tutuluyor ve şirketlerin bunları geri almak için belirli bir ücret ödemesi gerekiyor. Ancak operatörler, belediyelerin keyfi davrandığını ve el koyma işlemlerinin şeffaf olmadığını savunuyor.
Kiralama şirketleri ise sorunun kaynağının kendileri olmadığını, altyapı yetersizliğinin altını çiziyor. Şirket sözcüleri, "Londra'da bisiklet park alanları yetersiz. Kullanıcıları uyarmamıza rağmen, uygun park yeri bulamadıkları için bisikletleri gelişigüzel bırakıyorlar. Belediyelerin daha fazla park alanı tahsis etmesi gerekiyor" diyor. Ayrıca, merkezi hükümetin bu alanda net bir düzenleme yapmaması, belediyeler ile şirketler arasında yetki karmaşasına yol açıyor. Belediyeler, kendi sınırları içinde farklı kurallar uygularken, şirketler ulusal çapta tek bir düzenleme çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Londra'daki bu sorun, aslında dünya genelinde mikro-mobilite araçlarının yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan ortak bir problem. Paris, Madrid, Roma gibi Avrupa başkentlerinde de benzer şikayetler artıyor. Özellikle pandemi sonrası şehir içi ulaşımda elektrikli bisiklet ve scooter kullanımı patladı. Ancak çoğu şehir, bu yeni ulaşım moduna uyum sağlayacak yasal ve fiziksel altyapıyı henüz tamamlayamadı. Londra özelinde ise belediyelerin farklı siyasi partilerden yönetiliyor olması, ortak bir politika belirlemeyi zorlaştırıyor. Bazı ilçeler bisikletleri tamamen yasaklamayı düşünürken, bazıları park alanları oluşturarak çözüm arıyor.
Uzmanlar, sorunun çözümü için merkezi hükümetin devreye girmesi gerektiğini belirtiyor. İngiltere Ulaştırma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Yerel yönetimlerle işbirliği içinde çalışıyoruz ve kiralık e-bisikletler için ulusal bir çerçeve üzerinde değerlendirmeler sürüyor" denildi. Ancak somut bir adım henüz atılmadı. Bu arada, kullanıcılar da cezai yaptırımlarla karşılaşabiliyor. Yanlış park eden kullanıcılara para cezası kesilebiliyor veya hesapları askıya alınabiliyor. Yine de sorunun temelinde yatan altyapı eksikliği devam ediyor.
Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan da konuya müdahil oldu. Khan, "Mikro-mobilite Londra'nın ulaşım geleceği için önemli, ancak kaos yaratmamalı. Şirketler ve belediyeler ortak akılla hareket etmeli" ifadelerini kullandı. Öte yandan, bisiklet paylaşım şirketleri, el konulan bisikletlerin geri alınması için belediyelere toplamda milyonlarca sterlin ödeme yaptı. Bu maliyet, şirketlerin kârlılığını da olumsuz etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Londra'da yaşanan bu gelişme, Türkiye'deki büyükşehirler için de önemli dersler barındırıyor. İstanbul, Ankara ve İzmir'de son yıllarda paylaşımlı elektrikli bisiklet ve scooter kullanımı artıyor. Türkiye'de henüz kapsamlı bir yasal düzenleme bulunmuyor; belediyeler farklı uygulamalar yürütüyor. Londra örneği, altyapı ve park alanları hazırlanmadan mikro-mobilite araçlarının yaygınlaşmasının kentsel kaosa yol açabileceğini gösteriyor. Ayrıca, merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki koordinasyon eksikliği, sorunun büyümesine neden oluyor. Türkiye'nin de bu alanda ulusal bir strateji belirlemesi, hem ulaşım verimliliği hem de engelli hakları açısından kritik önem taşıyor.