Litvanya Başbakanı Gintautas Sinkevičius, BBC Newsnight programına verdiği demeçte, Litvanyalıların Moskova tarafından "sürekli tehdit altında" hissettiğini ancak ülkesinin olası bir saldırı karşısında "savaşmaya hazır" olduğunu söyledi. Sinkevičius, aynı zamanda hükümetin sivil tahliye planlarının da bulunduğunu belirterek, ülkenin hem caydırıcılık hem de kriz yönetimi konusunda hazırlıklı olduğunu vurguladı. Bu açıklamalar, Rusya'nın Ukrayna işgalinin ardından Baltık ülkelerinde artan güvenlik endişelerini yansıtıyor.
Litvanya'nın Savunma Stratejisi ve Bölgesel Gerilim
Litvanya, NATO'nun doğu kanadında yer alan ve Rusya ile Belarus'a komşu olan bir ülke. 1990'da bağımsızlığını ilan ettikten sonra 2004'te NATO ve AB'ye katılan Litvanya, Rusya'nın 2008 Gürcistan müdahalesi ve 2014 Kırım ilhakı sonrası savunma harcamalarını artırdı. 2023 itibarıyla GSYH'nin yüzde 2,8'ini savunmaya ayıran ülke, NATO'nun talebi olan yüzde 2 hedefini aşmış durumda. Başbakan Sinkevičius'un sözleri, Litvanya'nın sadece askeri değil, sivil savunma ve tahliye konularında da hazırlık yaptığını gösteriyor. Ülkede 2022'den bu yana sığınakların güçlendirilmesi, erken uyarı sistemleri ve hızlı tahliye tatbikatları gibi önlemler alınıyor. Ayrıca Litvanya, Rusya'nın enerji baskısına karşı elektrik şebekesini Avrupa ağına bağlama sürecini hızlandırdı.
Rusya'nın Baltık Denizi'ndeki askeri varlığı ve Belarus ile ortak tatbikatları, Litvanya için somut bir tehdit oluşturuyor. Ülke, 2021'de Belarus'un göçmenleri silah olarak kullanmasıyla sınır güvenliği krizini derinden hissetti. Bu olay, Litvanya'nın hibrit tehditlere karşı da önlem alması gerektiğini gösterdi. Başbakan, BBC'ye verdiği demeçte, "Litvanyalılar sürekli tehdit altında hissediyor, ancak biz savaşmaya hazırız. Aynı zamanda insanlarımızı korumak için tahliye planlarımız var" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ülkenin caydırıcılık kapasitesini artırırken, aynı zamanda halkın moralini yüksek tutmayı amaçlıyor.
NATO ve Rusya Arasında Dengeler
Litvanya'nın açıklamaları, NATO'nun Rusya sınırındaki üyelerinin güvenlik algısını yansıtıyor. NATO, 2017'den bu yana Litvanya'da çok uluslu bir tabur konuşlandırmış durumda; Almanya liderliğindeki bu birlikte ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkelerden askerler bulunuyor. 2022'de Madrid Zirvesi'nde alınan kararla NATO, doğu kanadındaki varlığını taburdan tugaya çıkarma kararı aldı. Litvanya, bu süreçte ABD'den kalıcı asker konuşlandırması talep ediyor. Ancak Rusya, NATO'nun genişlemesini ve askeri varlığını kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor. Kremlin, Baltık ülkelerindeki NATO askerlerini "provokasyon" olarak nitelendiriyor. Bu karşılıklı suçlamalar, bölgede tansiyonu yüksek tutuyor.
Litvanya'nın tahliye planları, sadece askeri bir senaryoya değil, aynı zamanda nükleer veya kimyasal bir saldırı ihtimaline karşı da hazırlık yapıldığını gösteriyor. Ülke, 2023'te sivil savunma yasasını güncelleyerek, yerel yönetimlere tahliye ve sığınak planlaması konusunda daha fazla sorumluluk verdi. Ayrıca halka yönelik "72 saatlik acil durum çantası" kampanyaları düzenleniyor. Bu tür hazırlıklar, Soğuk Savaş dönemini anımsatsa da, Baltık ülkelerinde artık olağan hale geldi.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, Litvanya'nın açıklamalarını "caydırıcılık mesajı" olarak yorumluyor. Rusya'nın Ukrayna'da yaşadığı zorluklar göz önüne alındığında, Baltık ülkelerine yönelik doğrudan bir askeri saldırı olasılığı düşük görülüyor. Ancak hibrit saldırılar, siber operasyonlar ve enerji kesintileri gibi dolaylı yöntemlerle baskı artabilir. Litvanya'nın hem savaşma hem de tahliye planlarını açıklaması, bu belirsizlik ortamında hem caydırıcılık hem de halkı bilgilendirme amacı taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Litvanya'nın Rusya tehdidine karşı hazırlık açıklamaları, Türkiye için NATO'nun doğu kanadındaki dengeler ve Karadeniz güvenliği açısından önem taşıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Baltık ülkelerinin güvenliğini destekliyor; ancak Rusya ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini de sürdürüyor. Litvanya'nın tahliye planları, Türkiye'nin olası bir krizde NATO müttefiklerine lojistik destek sağlama yükümlülüğünü hatırlatıyor. Ayrıca Rusya'nın Baltık'ta artan askeri varlığı, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik hesaplarını da etkiliyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi çerçevesinde Boğazlar'daki dengeleri korurken, NATO'nun güneydoğu kanadında da benzer tehditlerle karşılaşıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin savunma sanayii ve caydırıcılık stratejileri için de ders niteliğinde.