Libya'nın başkenti Trablus'ta yüzlerce kişi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) binası önünde toplanarak, ülkede bulunan göçmen ve sığınmacıların sınır dışı edilmesi çağrısında bulundu. Göstericiler, özellikle Sahra Altı Afrika ülkelerinden gelenlerin Libya'da kalıcı hale gelmesinden rahatsızlık duyduklarını ifade etti. Protestocular, BMMYK'nın Trablus ofisinin kapatılmasını ve tüm düzensiz göçmenlerin ülkelerine geri gönderilmesini talep etti. Libya İçişleri Bakanlığı, güvenlik güçlerinin protestoyu kontrol altına aldığını ancak tansiyonun yüksek olduğunu bildirdi.
Protestonun arka planı: Ekonomik kriz ve güvenlik endişeleri
Libya, 2011'de Muammer Kaddafi'nin devrilmesinin ardından iç savaş ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor. Ülkede halen iki rakip hükümet bulunuyor: BM destekli Ulusal Birlik Hükümeti ve doğudaki Tobruk merkezli hükümet. Bu bölünmüşlük, göçmen politikasında da tutarsızlığa yol açıyor. Göçmenler, Libya üzerinden Avrupa'ya geçmeye çalışan kişiler için bir geçiş ülkesi konumunda. Ancak son yıllarda Libya'da kalan göçmen sayısı arttı. BM verilerine göre, Libya'da 600 binden fazla düzensiz göçmen bulunuyor. Göstericilerin şikayetleri arasında göçmenlerin iş piyasasını olumsuz etkilediği ve suç oranlarını artırdığı yönündeki algılar yer alıyor. Libya ekonomisi, petrol gelirlerine bağımlı ve yüksek işsizlik oranlarıyla mücadele ediyor. Yerel halk, göçmenlerin iş bulmasını kendi iş imkanlarını kısıtlayan bir faktör olarak görüyor. Ayrıca, insan kaçakçılığı ve silahlı grupların göçmenler üzerinden gelir elde etmesi, güvenlik endişelerini artırıyor.
Protesto sırasında göstericiler, 'Göçmenler dışarı, Libya Libyalılarındır' sloganları attı. Bazı göstericiler, BMMYK yetkililerine hitaben yazılmış pankartlar taşıyarak, kurumun göçmenleri geri göndermek yerine onları Libya'da barındırmakla suçladı. Olaylar, Trablus'ta son aylarda artan göçmen karşıtı söylemin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Geçtiğimiz haftalarda sosyal medyada da göçmenlere yönelik nefret söylemi yaygınlaşmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut: Akdeniz'de göç krizi
Libya'daki göçmen krizi, sadece ülke içinde değil, bölgesel ve küresel düzeyde de yankı uyandırıyor. Avrupa Birliği, Libya üzerinden Avrupa'ya ulaşmaya çalışan göçmenleri durdurmak için Libya Sahil Güvenliği ile işbirliği yapıyor. Ancak bu politikalar, göçmenlerin Libya'da mahsur kalmasına ve insan hakları ihlallerine maruz kalmasına yol açtığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Birleşmiş Milletler, Libya'daki göçmen kamplarında işkence, tecavüz ve kölelik benzeri uygulamalar olduğunu rapor etmişti. Göstericilerin talepleri, Avrupa'nın göç politikalarına da dolaylı bir tepki olarak okunabilir. Bölgedeki güvenlik analistleri, Libya'daki kaosun göçmen akışını kontrol altına almayı zorlaştırdığını belirtiyor. Ayrıca, Sahel bölgesindeki istikrarsızlık da göçmen sayısını artıran bir faktör. Mali, Nijer, Çad gibi ülkelerden gelen göçmenler Libya'yı bir geçiş noktası olarak kullanıyor. Protestolar, uluslararası toplumun Libya'ya yönelik yardım politikalarının sorgulanmasına yol açabilir. BMMYK, gösterilerin ardından ofisinin güvenliğini artırma kararı aldı ve göçmenlere yönelik şiddet olaylarının endişe verici olduğunu duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Libya'da Ulusal Birlik Hükümeti'ni destekleyen başlıca aktörlerden biri olarak bu gelişmeleri yakından izliyor. Libya'daki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini etkiliyor ve Türkiye'nin enerji arama faaliyetlerini doğrudan ilgilendiriyor. Göçmen karşıtı protestoların artması, Türkiye'nin Libya'da istikrar sağlama çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye kendi sınırları içinde de düzensiz göçle mücadele ederken, Libya'da yaşanan insani krizin büyümesi bölgesel göç dinamiklerini tetikleyebilir. Türkiye'nin, BM ve AB ile koordineli olarak Libya'da insani yardım ve güvenlik reformlarına destek vermesi, bu tür krizlerin önlenmesinde kritik rol oynayabilir. Ancak mevcut tablo, Libya'daki kırılganlığın derinleştiğini gösteriyor.