Libya'nın rakip siyasi gruplarının temsilcileri, Pazar günü BM öncülüğünde yürütülen müzakerelerde, uzun süredir ertelenen ulusal seçimlerin iki yıl içinde yapılması konusunda anlaşma imzaladı. Bu adım, ülkenin seçim yasalarına ilişkin ihtilaflı konuların çözülmesi ve ulusal seçim kurumunun reformu için atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Trablus'ta bir araya gelen Libya Temsilciler Meclisi (Tobruk merkezli) ile Devlet Yüksek Konseyi (Trablus merkezli) üyeleri, imzaladıkları yol haritasıyla 24 ay içinde seçim takvimi belirlemeyi ve seçim yasalarını uyumlu hale getirmeyi taahhüt etti.
Anlaşmanın Arka Planı: 2014'ten Beri Süren Bölünme
Libya, 2011 yılında Muammer Kaddafi'nin devrilmesinin ardından derin bir siyasi krize sürüklendi. Ülke, doğuda Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ile batıda Trablus merkezli Devlet Yüksek Konseyi arasında bölünmüş durumda. Bu iki rakip hükümet, ülkenin kaynakları ve meşruiyeti üzerinde uzun süredir mücadele ediyor. 2014'ten bu yana yapılamayan genel seçimler, ülkenin siyasi istikrarsızlığının en önemli göstergelerinden biri. BM öncülüğündeki Libya Siyasi Diyalog Forumu (LPDF) kapsamında yürütülen müzakereler, bu bölünmüşlüğü sona erdirmek ve ülkeyi demokratik bir geçiş sürecine sokmak amacıyla düzenleniyor.
Pazar günü imzalanan anlaşma, tarafların seçim yasaları konusundaki anlaşmazlıklarını çözme ve bağımsız bir seçim komisyonu oluşturma konusunda mutabık kalmalarını içeriyor. Ayrıca, anlaşma kapsamında seçim sürecinin şeffaflığını artırmak için uluslararası gözlemcilerin davet edilmesi de öngörülüyor. BM Libya Özel Temsilcisi Stephanie Williams, anlaşmanın 'Libya halkının uzun süredir beklediği demokratik geçişin önünü açtığını' belirterek, tarafları anlaşmaya bağlı kalmaya çağırdı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Libya'daki siyasi istikrar, yalnızca ülke için değil, aynı zamanda Kuzey Afrika ve Sahel bölgesi için de kritik öneme sahip. Ülkenin doğal gaz rezervleri ve Akdeniz'deki stratejik konumu, onu uluslararası enerji piyasaları ve küresel güçler için vazgeçilmez kılıyor. Özellikle Avrupa ülkeleri, Libya üzerinden geçen göç rotalarını kontrol altına almak ve enerji arz güvenliğini sağlamak için Libya'daki istikrarı yakından izliyor.
Rusya, Türkiye, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Libya'daki farklı taraflara verdikleri destekle iç savaşa müdahil olmuş durumda. Bu ülkelerin Libya'daki çıkar çatışması, müzakerelerin seyrini doğrudan etkiliyor. BM'nin bu yeni anlaşması, bölgesel aktörlerin etkisini azaltmayı ve Libya'nın kendi iç dinamikleriyle barışı sağlamayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, anlaşmanın kağıt üzerinde kalmaması için uluslararası toplumun kararlı bir şekilde destek vermesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Seçimlerin yapılması, Libya'nın egemenliğini yeniden tesis etmesi ve birleşik bir ordu kurması açısından kritik bir adım. Ancak ülkedeki silahlı milislerin gücü ve siyasi grupların birbirine olan güvensizliği, sürecin önündeki en büyük engeller olarak görülüyor. Yine de bu anlaşma, uzun süredir çıkmaza giren siyasi süreçte umut verici bir gelişme olarak kayıtlara geçti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Libya'daki siyasi istikrar, Türkiye için hayati öneme sahip. Türkiye, Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni (UMH) askeri ve diplomatik olarak desteklemiş, özellikle 2019-2020'de Hafter güçlerine karşı Trablus'un savunulmasında belirleyici bir rol oynamıştı. Bu nedenle anlaşma, Türkiye'nin Libya politikası açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Seçimlerin yapılması, Türkiye'nin desteklediği UMH'nin meşruiyetini güçlendirebilir; ancak seçimlerin sonucu, Türkiye'nin Libya'daki enerji anlaşmalarını ve askeri varlığını da etkileyebilir. Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynakları üzerindeki anlaşmazlıklar göz önüne alındığında, Türkiye'nin Libya'daki istikrarı, kendi çıkarları için de kritik. Bu nedenle Türkiye, anlaşmanın uygulanması sürecinde aktif bir rol üstlenmeye ve tarafları diyaloğa teşvik etmeye devam edecek gibi görünüyor.