Libya Ulusal Ordusu'nun komutanı Halife Haftar'ın, ABD vatandaşı bir rehinenin serbest bırakılmasında arabulucuk rolü oynadığı ortaya çıktı. Middle East Eye'ın haberine göre, bu gelişme ülkedeki güç dengelerini yeniden gündeme getirirken, uluslararası toplumun Libya'daki aktörlerle ilişkilerine de yeni bir boyut kazandırdı. ABD'li yetkililer, rehinenin kimliği ve serbest bırakılma koşulları hakkında ayrıntılı bilgi vermezken, sürecin Haftar'ın girişimleriyle tamamlandığı belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
Libya, 2011 yılında Muammer Kaddafi'nin devrilmesinin ardından iç savaş ve siyasi istikrarsızlıkla mücadele ediyor. Ülke, doğuda Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ve Batı'da Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında bölünmüş durumda. Halife Haftar, Tobruk hükümetini destekleyen güçlerin lideri olarak öne çıkıyor.
Rehinenin serbest bırakılması, Haftar'ın Batılı ülkelerle olan ilişkisinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda Haftar'ın, özellikle Rusya, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle yakın ilişkileri nedeniyle Batı tarafından eleştirildiği biliniyor. Ancak bu tür bir insani çaba, imajını yumuşatabilir.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD, Libya'daki siyasi geçiş sürecini desteklerken, Haftar'ın bu hamlesi Washington'un ülkedeki aktörlerle etkileşiminde yeni bir denklem oluşturabilir. Uzmanlar, bu gelişmenin Libya'daki siyasi çözüm çabalarına olumlu katkı sağlayabileceği görüşünde.
Öte yandan, Haftar'ın bu rolü, BM öncülüğünde yürütülen Libya ateşkes görüşmeleri henüz kalıcı bir sonuca ulaşamadan geldi. Ülkedeki askeri ve siyasi aktörler arasındaki güven eksikliği, çözüm sürecinin önündeki en büyük engel olarak duruyor. Bu insani diplomasi adımı, taraflar arasında diyaloğu teşvik edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Libya'da Ulusal Mutabakat Hükümeti'ni ve BM nezdinde meşru kabul edilen bu otoriteyi desteklemektedir. Haftar'ın abartılı bir şekilde öne çıkarılması, Türkiye'nin Libya politikasıyla müzakere masasında dengeleri etkileyebilir. Ancak rehine kurtarma gibi insani meselelerde ortak zemin bulmak, taraflar arasındaki iletişim kanallarını açık tutmak açısından önemli olabilir. Türkiye, Libya'nın siyasi birliğini ve toprak bütünlüğünü savunmaya devam ederken, bu tür ara buluculuk girişimlerinin BM çerçevesinde ve meşru hükümetin onayıyla yürütülmesini desteklemektedir. Bu gelişme, Türk dış politikasında dikkatle izlenmesi gereken bir unsurdur.