Liberya hükümeti, ABD'nin sınır dışı etmek istediği ancak ülkelerine gönderemediği üçüncü ülke vatandaşı yaklaşık 1.200 kişiyi kabul edeceğini duyurdu. Monrovia yönetimi, ilk grubun 20 kişilik bir kafile halinde Perşembe günü ülkeye ulaşacağını açıkladı. Trump yönetimi, vatandaşı oldukları ülkelere iade edilemeyen göçmenler için üçüncü ülkeleri kabul etmeye zorluyor.
Gelişmenin Arka Planı
Liberya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, ABD ile varılan anlaşma çerçevesinde toplam 1.200 kişinin kabul edileceği belirtildi. Açıklamada, bu kişilerin çoğunun Liberya kökenli olduğu veya Liberya ile bağları bulunduğu ifade edildi. Ancak bazılarının farklı ülke vatandaşı olduğu ve ABD'nin bunları Liberya üzerinden üçüncü ülkelere göndermeyi planladığı kaydedildi.
İlk kafilenin perşembe günü başkent Monrovia'daki Roberts Uluslararası Havalimanı'na inmesi bekleniyor. Liberya Göçmenlik Bakanlığı yetkilileri, varış sonrası sağlık taramaları ve kayıt işlemlerinin yapılacağını, kişilerin geçici olarak misafir edileceğini açıkladı. Uzun vadede ise bu kişilerin ülkeye entegrasyonu için bir program yürütüleceği belirtildi.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, 2025 mali yılında sınır dışı edilmesi gereken ancak ülkesi tarafından kabul edilmeyen on binlerce göçmen bulunuyor. Trump yönetimi, bu kişiler için üçüncü ülkelere yönelik "güvenli ülke" anlaşmalarını artırıyor. Liberya, bu kapsamda anlaşma imzalayan Afrika ülkelerinden biri oldu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD'nin göç politikasında yeni bir döneme işaret ediyor. Üçüncü ülkelere yönlendirme uygulaması, özellikle Orta Amerika ve Afrika ülkelerini etkiliyor. Guatemala, El Salvador ve Honduras ile benzer anlaşmalar imzalanmış; ancak Liberya ile yapılan bu anlaşma, Batı Afrika'da bir ilk olma özelliği taşıyor.
Uzmanlar, bu tür anlaşmaların göçmenlerin insan hakları açısından riskler barındırdığına dikkat çekiyor. Sınır dışı edilen kişilerin, gitmek istemedikleri üçüncü bir ülkede yaşamaya zorlanması, uluslararası hukukta tartışmalı bir konu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), bu tür uygulamaların "göçmenlerin rızası alınmadan" yapılmaması gerektiğini vurguluyor.
Liberya'nın bu kararı, ülkenin ekonomik ve sosyal yapısını da etkileyebilir. Yaklaşık 5 milyon nüfuslu ülke, 2014-2016 Ebola salgını ve iç savaşın yaralarını sarmaya çalışıyor. 1.200 kişinin kabulü, kısa vadede lojistik ve mali yük getirebilir. Ancak Liberya hükümeti, bu kişilerin çoğunun Liberya kökenli olduğunu ve ülkeye katkı sağlayabileceğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel göç yönetimi bağlamında Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Türkiye, 2016 AB-Türkiye mutabakatı ile benzer bir "üçüncü ülke" modelini deneyimlemiş ve göçmenlerin geri kabulü konusunda önemli bir aktör olmuştur. ABD'nin üçüncü ülkelere yönlendirme politikası, uluslararası toplumda göç yükünün paylaşılması tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. Türkiye, Suriyeli mülteciler konusunda benzer bir yükü üstlenirken, bu tür anlaşmaların göçmenlerin korunması ilkesiyle çelişebileceği Ankara tarafından yakından izleniyor. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika ile artan diplomatik ve ekonomik ilişkileri çerçevesinde, Liberya'daki bu gelişme bölgesel istikrar açısından değerlendirilebilir.