Fransa'da aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National) lideri Marine Le Pen, cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasını Pazar günü Orleans kentinde yaklaşık 10 bin destekçisinin katıldığı mitingle başlattı. Le Pen, ülke çapında hayat pahalılığı protestolarının yeniden şiddete dönüşmesinin ardından düzenlenen mitingde, ekonomik sıkıntıları ve güvenlik endişelerini öne çıkararak seçmenlere seslendi. Anketlerde önde görünen Le Pen, protestoların yarattığı kaos ortamından siyasi kazanç sağlamayı hedefliyor.
Protestolar ve Kampanya Başlangıcı
Le Pen'in mitingi, Fransa genelinde hayat pahalılığına karşı düzenlenen gösterilerin Cumartesi günü yeniden şiddet olaylarına sahne olmasının hemen ardından geldi. Ülkenin dört bir yanında binlerce kişi, artan enerji fiyatları ve düşen alım gücünü protesto etmek için sokaklara döküldü. Bazı şehirlerde gösteriler polisle çatışmalara dönüştü, araçlar yakıldı ve dükkanlar tahrip edildi. Le Pen, konuşmasında bu olaylara değinerek iktidarın düzensizliği ve güvenlik zaafiyeti konusunda sert eleştiriler yöneltti. Kampanya ekibi, mitinge katılımın 10 bin civarında olduğunu açıkladı.
Marine Le Pen, 2017 ve 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalmış ancak Emmanuel Macron'a karşı kaybetmişti. Bu kez, özellikle ekonomik hoşnutsuzluk ve göçmenlik karşıtı söylemleri birleştirerek geleneksel sağ seçmenin yanı sıra işçi sınıfından da oy toplamayı amaçlıyor. Son anketler, Le Pen'in ilk turda en yüksek oyu alacağını gösteriyor. Ancak ikinci turda nasıl bir performans sergileyeceği belirsizliğini koruyor.
Fransa'da Siyasi Konjonktür ve Le Pen'in Stratejisi
Fransa, artan enerji maliyetleri, enflasyon ve Ukrayna savaşının yarattığı ekonomik baskılarla mücadele ediyor. Hükümetin pandemi sonrası ekonomik toparlanma çabaları ve emeklilik reformu gibi konularda yaşanan tartışmalar, toplumsal huzursuzluğu artırmış durumda. Le Pen, bu ortamda "halkın sesi" olma iddiasıyla sahneye çıkıyor. Konuşmasında, "Fransız halkı her gün daha da zorlanıyor, iktidar ise duyarsız" mesajı verdi. Ayrıca göçmenlik konusundaki sert tutumunu yineleyerek ulusal kimlik vurgusu yaptı.
Le Pen'in kampanya stratejisi, aşırı sağın ana akımlaşması olarak nitelendirilebilir. Son yıllarda partisinin imajını yumuşatma çabası içinde olan Le Pen, babası Jean-Marie Le Pen'in antisemitik ve ırkçı söylemlerinden uzaklaşmaya çalıştı. Bu çerçevede, ekonomik milliyetçilik ve devlet müdahalesini savunan pozisyonlar benimsiyor. Öte yandan, Avrupa Birliği karşıtlığını daha ölçülü bir dille ifade ediyor. Bu değişim, seçmen tabanını genişletme amacı taşıyor.
Ancak Le Pen'in karşısında, iktidardaki Cumhuriyetçi Yürüyüş (La République En Marche) partisinin adayı henüz netleşmedi. Macron'un ikinci dönemi için aday olup olmayacağı belirsizliğini korurken, merkez sağ ve sol partiler de kendi adaylarını arıyor. Bu durum, Le Pen'in ilk turda avantaj elde etmesine olanak tanıyabilir. Yine de ikinci turda, diğer partilerin seçmenlerinin Le Pen'e karşı birleşme eğilimi gösterebileceği unutulmamalı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Fransa, Avrupa Birliği'nin motor ülkelerinden biri ve NATO'nun önemli bir üyesi. Le Pen'in olası bir zaferi, AB içindeki dengeleri ve transatlantik ilişkileri derinden etkileyebilir. Le Pen, geçmişte AB karşıtı söylemleriyle biliniyor ve Fransa'nın AB'den ayrılması yönünde referandum çağrısı yapmıştı. Ancak son dönemde bu söylemini yumuşatarak, AB içinde reform çağrısı yapmayı tercih ediyor. Yine de Le Pen'in cumhurbaşkanı olması halinde, AB'nin ortak politikalarında Fransa'nın direnç göstermesi ve işbirliğinin zayıflaması riski bulunuyor.
Göçmenlik politikaları açısından da Le Pen'in tutumu, AB'nin göç anlaşmaları ve insan hakları standartlarıyla çelişebilir. Ayrıca, Rusya ile ilişkilerde Le Pen'in geçmişte Putin yanlısı açıklamaları, Batı ittifakı içinde soru işaretleri yaratabilir. Ukrayna savaşı bağlamında, Fransa'nın pozisyonu kritik önemde. Le Pen, savaşın başlangıcında Rusya'ya yönelik yaptırımları eleştirmişti. Bu tutum, seçilmesi halinde Batı'nın Rusya'ya karşı birliğini sarsabilir.
Öte yandan, Fransa ekonomisi Euro Bölgesi'nin ikinci büyüğü. Le Pen'in ekonomi politikaları, korumacılık ve devlet müdahalesi ağırlıklı. Bu politikalar, AB'nin rekabet kuralları ve tek pazar ilkeleriyle çelişebilir. Özellikle sanayi ve tarım sektörlerinde korumacı adımlar, ticaret ortaklarıyla gerilim yaratabilir. Türkiye de bu bağlamda, Fransa ile ticari ilişkilerinde olası değişikliklere hazırlıklı olmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fransa'da aşırı sağın yükselişi ve Le Pen'in kampanya söylemleri, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren konular içeriyor. Le Pen, göçmenlik ve İslam karşıtı söylemleriyle biliniyor; geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmış, Ermeni soykırımı iddialarını desteklemiş ve PKK'ya karşı tutumu belirsiz kalmıştı. Olası bir Le Pen iktidarı, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açabilir. Ayrıca, Fransa'nın savunma sanayii ve dış politikada izleyeceği çizgi, NATO içindeki dengeleri etkileyerek Türkiye'nin bölgesel pozisyonunu da etkileyebilir. Ekonomik açıdan ise, Fransa ile ticaret hacmi ve yatırımlar olumsuz etkilenebilir. Türkiye'nin, Fransa'daki siyasi gelişmeleri yakından takip ederek diplomatik ve ekonomik stratejilerini gözden geçirmesi faydalı olacaktır.