ABD Temsilciler Meclisi üyesi Mike Lawler (R-N.Y.), Yüksek Mahkeme'nin Başkan Donald Trump'ın doğumda vatandaşlık hakkını kısıtlayan icra emrine karşı çıkmasının ardından, "doğum turizmi" meselesinin "icra kararnamesi veya yargı aktivizmiyle değil, Kongre tarafından çözülmesi gerektiğini" söyledi. Lawler, Salı günü yaptığı açıklamada, Anayasa'nın 14. Ek Maddesi'nde düzenlenen doğumda vatandaşlık hakkının, yürütme veya yargı organlarının tek taraflı kararlarıyla değiştirilemeyeceğini vurguladı. Üç muhafazakar yargıcın da çoğunluk görüşüne katıldığı karar, Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına önemli bir darbe olarak değerlendiriliyor.
Arka Plan: 14. Ek Madde Tartışması
ABD Anayasası'nın 14. Ek Maddesi, ülkede doğan herkesin otomatik olarak ABD vatandaşı olmasını sağlıyor. Trump, bu hakkın "doğum turizmi" adı verilen bir uygulamayla kötüye kullanıldığını iddia ederek, yabancı uyruklu ebeveynlerin çocuklarına vatandaşlık verilmesini engellemek için ocak ayında bir icra emri imzalamıştı. Ancak Yüksek Mahkeme, bu hafta başında yaptığı açıklamada, icra emrinin Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmetti. Mahkeme, doğumda vatandaşlık hakkının ancak Kongre'nin çıkaracağı bir yasayla değiştirilebileceğini belirtti. Lawler, bu kararı destekleyerek, "Kongre'nin bu konuyu ele alması gerekiyor. Biz yasama organıyız; yürütme veya yargı organları Anayasa'yı tek başlarına değiştiremez" ifadelerini kullandı.
Karara muhalif kalan üç muhafazakar yargıç (Thomas, Alito ve Gorsuch), doğumda vatandaşlık hakkının tarihsel yorumunun günümüz koşullarında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Ancak çoğunluk, Baş Yargıç John Roberts liderliğinde, icra emrinin anayasal denetimden geçemeyeceğine karar verdi. Lawler, bu kararın ardından yaptığı açıklamada, "Doğum turizmi, ABD'ye yasa dışı yollarla gelen hamile kadınların çocuklarının vatandaş yapılması gibi ciddi bir sorundur. Ancak bu sorunun çözümü, Anayasa'yı yok sayarak değil, Kongre'de yapılacak bir yasama çalışmasıyla mümkündür" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Doğumda vatandaşlık hakkı, sadece ABD'de değil, birçok ülkede tartışma konusu. Özellikle gelişmiş ülkelerde, "doğum turizmi" adı verilen ve hamile kadınların çocuklarını vatandaş yapabilmek için seyahat etmesi uygulaması, göçmenlik politikalarının merkezinde yer alıyor. Kanada, Meksika ve birçok Latin Amerika ülkesi de benzer şekilde toprak esaslı vatandaşlık tanırken, Avrupa ülkelerinin çoğu kan esaslı vatandaşlık sistemini benimsiyor. ABD'deki bu tartışma, küresel göçmenlik politikalarına da yansıyor. Lawler'ın Kongre'ye çağrısı, aslında anayasal bir çerçevede bu sorunun çözülmesi gerektiğine işaret ediyor. Uzmanlar, Kongre'nin bu konuda bir yasa çıkarmasının, hem yürütme hem de yargı organlarının yetki alanını netleştireceğini belirtiyor. Ancak şu an için Kongre'de bu konuda bir uzlaşma sağlanabilmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'deki bu tartışmayı yakından izlemeli. Zira doğumda vatandaşlık hakkı, Türkiye'de de zaman zaman gündeme gelen bir konu. Türkiye, kan esaslı vatandaşlık sistemini benimserken, ABD'deki gibi toprak esaslı bir sistem bulunmuyor. Ancak ABD'de yaşayan Türk vatandaşlarının çocuklarının doğumda ABD vatandaşı olması, Türk-Amerikan toplumu için önemli bir hak. Trump'ın bu hakkı kısıtlama girişimi, Türk vatandaşlarını da etkileyebilecek bir potansiyele sahipti. Yüksek Mahkeme'nin kararı, bu hakkı korumuş olsa da, Kongre'deki olası bir yasa değişikliği, Türk vatandaşlarının çocuklarının ABD vatandaşlığını kazanmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle Türkiye'nin, ABD'deki bu yasama sürecini takip etmesi ve gerekli diplomatik girişimlerde bulunması stratejik önem taşıyor.