Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İranlı mevkidaşı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile telefon görüşmesinde ABD ile İran arasında yürütülen nükleer müzakerelerde sona yaklaşıldığı iddia edilen çerçeve anlaşmasını değerlendirdi. Moskova'dan yapılan açıklamaya göre, iki bakanın görüşmesinde Tahran'ın nükleer programına ilişkin anlaşmazlıkların çözümüne yönelik diplomatik çabalar masaya yatırılırken, bölgesel güvenlik konuları da gündeme geldi.
Arka plan: Nükleer müzakerelerde son durum
ABD ile İran arasında 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması için Avusturya'nın başkenti Viyana'da aylardır süren müzakereler, son aşamaya gelmiş durumda. Taraflar, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngören bir çerçeve üzerinde anlaşmaya varmaya çalışıyor. Rusya'nın arabulucu rolü üstlendiği görüşmelerde, Lavrov'un İranlı mevkidaşıyla yaptığı bu istişare, Moskova'nın süreçteki kritik pozisyonunu bir kez daha ortaya koydu.
Diplomatik kaynaklara göre, taraflar arasında son haftalarda önemli ilerleme kaydedilirken, özellikle yaptırımların kapsamı ve İran'ın garantilere ilişkin talepleri konusunda görüş ayrılıkları sürüyor. ABD'nin bölgedeki müttefikleri İsrail ve Suudi Arabistan'ın olası bir anlaşmaya yönelik endişeleri de süreci zorlaştıran etkenler arasında yer alıyor.
Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Lavrov ve Emir Abdullahiyan'ın "yeni çerçeve anlaşmasının detayları" hakkında fikir alışverişinde bulunduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, iki bakanın "bölgesel güvenlik ve işbirliği konularında da mutabık kaldığı" ifade edildi. İranlı yetkililer ise görüşmeye ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve küresel boyut: Rusya-İran yakınlaşması
Rusya ile İran arasındaki diplomatik temaslar, yalnızca nükleer dosyayla sınırlı kalmıyor. Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile ilişkileri gerilen Moskova, Tahran'la askeri ve ekonomik işbirliğini derinleştiriyor. İran'ın Rusya'ya insansız hava aracı tedarik ettiği yönündeki iddialar, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın boyutlarını gözler önüne seriyor. Ayrıca, Hazar Denizi'ndeki enerji kaynaklarının paylaşımı ve Afganistan'daki durum da iki ülkenin ortak çıkar alanlarını oluşturuyor.
Uzmanlar, Rusya'nın İran'ı Batı karşısında bir koz olarak kullandığını, ancak aynı zamanda nükleer anlaşmanın yeniden tesis edilmesinin Moskova'nın da çıkarına olduğunu vurguluyor. Zira olası bir anlaşma, Rus şirketlerinin İran'da yatırım yapmasının önünü açabilir. Öte yandan, ABD'nin anlaşma sağlanamaması halinde İran'a yönelik yeni yaptırımlar uygulayacağı sinyali, bölgedeki gerilimi tırmandırma riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya-İran arasındaki bu diplomatik temas, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir gelişme olarak öne çıkıyor. Zira, İran ile nükleer anlaşmanın sağlanması, Türkiye'nin enerji tedarikinde çeşitlilik ve bölgesel istikrar açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Anlaşmanın gerçekleşmesi halinde İran doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması ihtimali güçlenirken, aksi bir durumda ise yeni yaptırımların Türkiye'ye sığınmacı akını ve sınır güvenliği gibi dolaylı etkileri olabilir. Ayrıca, Rusya'nın arabulucu rolü, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz alanıyla kesiştiği için Ankara-Moskova ilişkilerinde rekabet ve işbirliği dinamiklerini etkileyebilir.