Latin Amerika ve Karayipler’de tarım sektörünü dönüştüren verimlilik artışı son yıllarda keskin bir yavaşlama gösterdi. Çiftçiler artık teknolojik yenilikler veya süreç iyileştirmeleri yerine giderek daha pahalı olan gübre, yakıt ve tohum gibi dış girdilere bağımlı hale geliyor. Uzmanlar, kamu yatırımlarının sürdürülmemesi halinde bölgenin küresel tarımsal rekabettiğini kaybedeceği ve hatta geçmişteki kazanımların tersine dönebileceği uyarısında bulunuyor.
Verimlilik Şampiyonluğundan Durgunluğa
2000’li yılların başında Brezilya, Arjantin, Şili ve Meksika gibi ülkeler, yüksek verimli soya, mısır, et ve meyve üretimiyle küresel pazarlarda söz sahibi oldu. 2005-2015 arasında bölgesel tarımsal toplam faktör verimliliği (TFP) yıllık ortalama %2’nin üzerinde büyürken, bu oran 2015 sonrası %0,5’in altına geriledi. Dünya Bankası ve FAO verilerine göre, kamu araştırma-geliştirme harcamalarındaki azalma, sulama altyapısının yetersiz kalması ve iklim değişikliği kaynaklı kuraklıklar, verimliliğin önündeki temel engeller oldu.
Brezilya’da Embrapa gibi kamu araştırma kurumlarının bütçe kesintileri, tropikal tarıma uygun yeni çeşitlerin geliştirilmesini yavaşlattı. Arjantin’de ise döviz kısıtlamaları ve ihracat vergileri çiftçilerin makine yatırımını caydırdı. Küçük ölçekli üreticiler en çok etkilenen grup olurken, büyük tarım işletmeleri bile artan maliyetler nedeniyle kâr marjlarının daraldığını bildiriyor.
Küresel Rekabet ve Bölgesel Geri Çekilme
Latin Amerika’nın tarımsal ihracattaki ağırlığı, Afrika ve Güneydoğu Asya’nın yükselen üretim kapasiteleri karşısında erozyona uğruyor. Özellikle soya ve mısırda Brezilya ve Arjantin, ABD ve Ukrayna’nın yanı sıra yeni oyuncularla rekabet etmek zorunda. Bölge genelinde sürdürülebilirlik baskıları da artıyor; Amazon yağmur ormanlarının tarım alanına dönüştürülmesi nedeniyle AB gibi büyük ithalatçılar ticaret kısıtlamaları uyguluyor. Kanadalı Scotiabank analistlerine göre, Latin Amerika’nın tarım sektörü, 2030’a kadar yıllık en az 15 milyar dolarlık kamu ve özel yatırıma ihtiyaç duyuyor. Altyapı, lojistik ve dijital tarım çözümleri olmadan bölgenin küresel tarladaki payını koruması güç görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Latin Amerika’daki tarımsal verimlilik yavaşlaması, Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor. Türkiye, benzer iklim koşullarına sahip ürünlerde (soya, mısır, pamuk) rekabet avantajı elde edebilir; ancak bu ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmaları ve enerji, madencilik yatırımları da mevcut. Tarımsal teknoloji ve tohumculuk alanında Türk şirketlerinin Brezilya, Arjantin gibi pazarlara açılması stratejik bir adım olabilir. Öte yandan, bölgenin arz sıkıntısı küresel gıda fiyatlarını yukarı çekebilir, bu da Türkiye’nin ithalat bağımlılığını artırabilir. Türkiye’nin kendi tarımsal verimlilik sorunları da benzer nedenlerden (AR-GE yetersizliği, sulama altyapısı) kaynaklandığı için, bu haber Ankara’ya kamu yatırımlarını artırma konusunda dolaylı bir uyarı niteliği taşıyor.