ABD'nin Michigan eyaletinde, yüzlerce jimnastikçiye cinsel istismarda bulunmaktan hüküm giyen eski spor doktoru Larry Nassar, Michigan Yüksek Mahkemesi'nin SORA (Cinsel Suçlu Kayıt Yasası) ile ilgili verdiği kararın ardından eyaletin cinsel suçlu sicilinden çıkarıldı. Karar, yasada yapılan değişikliklerin geriye dönük uygulanamayacağı gerekçesine dayanıyor ve yaklaşık 20 bin kişiyi etkiliyor.
Nassar Davasının Arka Planı ve Skandalın Boyutu
Larry Nassar, 2018 yılında Michigan Üniversitesi ve ABD Jimnastik Federasyonu bünyesinde görev yaptığı sırada yüzlerce kız ve genç kadın sporcuya cinsel istismarda bulunmak suçundan mahkûm edilmişti. Spor dünyasında büyük yankı uyandıran dava, ABD Jimnastik Federasyonu'nun ve üniversite yönetiminin yıllarca süren ihmallerini ortaya çıkarmıştı. Nassar, 2018'de 40 ila 175 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı ve halen federal bir cezaevinde müebbet hapis cezasını çekiyor.
Nassar'ın istismarlarına ilişkin raporlar, 1990'lı yıllara kadar uzanıyor. Ancak sporcuların şikayetleri yıllarca ciddiye alınmadı. 2016 yılında Indianapolis Star gazetesinin yayımladığı bir dizi haber, federasyonun şikayetleri nasıl görmezden geldiğini gözler önüne serdi. Dava sürecinde 150'den fazla kadın mahkemede Nassar'ın kendilerine yıllarca nasıl istismarda bulunduğunu anlattı. Bu ifadeler, ABD'de cinsel istismar mağdurlarının sesini duyurması açısından bir dönüm noktası oldu.
Nassar'ın mahkûmiyeti, ABD Jimnastik Federasyonu'nun iflas etmesine ve Michigan Üniversitesi'nin mağdurlara yüzmilyonlarca dolar tazminat ödemesine yol açtı. Ayrıca federasyonun eski başkanları ve üniversite yetkilileri hakkında da soruşturmalar başlatıldı.
Michigan Yüksek Mahkemesi Kararı ve SORA Yasası
Michigan Yüksek Mahkemesi, 2022 yılında SORA'nın 2011 ve 2021 yıllarındaki değişikliklerinin, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olmayan yükümlülükler getirdiği için anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Mahkeme, yasanın geriye dönük uygulanmasının "ex post facto" (geçmişe etkili) yasa yasağına aykırı olduğunu belirtti. Bu karar doğrultusunda, 2011 öncesi suç işleyen ve sonradan yapılan değişikliklerle sicile eklenen kişilerin kayıtları silinmeye başlandı.
Nassar'ın suçları 2011 öncesine dayandığı için, mahkeme kararı gereği sicilden çıkarıldı. Michigan Eyalet Polisi, yaptığı açıklamada, kararın yaklaşık 20 bin kişiyi kapsadığını ve bu kişilerin cinsel suçlu kaydından silineceğini duyurdu. Ancak yetkililer, Nassar'ın hapis cezasının devam ettiğini ve bu kararın onun tahliyesi anlamına gelmediğini vurguladı.
Karar, mağdur avukatları ve kamuoyunda tepkiyle karşılandı. Bazı hukukçular, kararın mağdurların güvenliğini riske attığını savunurken, diğerleri yasanın anayasal ilkelere uygun hale getirilmesi gerektiğini belirtiyor. Michigan yasama organı, SORA'yı yeniden düzenlemek için çalışmalara başladı ancak henüz bir yasa tasarısı kabul edilmedi.
ABD'de Cinsel Suçlu Kayıt Sistemleri ve Tartışmalar
ABD'de cinsel suçlu kayıt sistemleri, 1994 tarihli Jacob Wetterling Suçları ve 1996 tarihli Megan Kanunu ile federal düzeyde zorunlu hale getirildi. Her eyalet kendi SORA'sını oluşturdu ve suçluların ikamet, çalışma ve hareket özgürlüklerine çeşitli kısıtlamalar getirildi. Zaman içinde bu yasalar sertleştirildi ve geriye dönük uygulamalar yaygınlaştı.
Ancak son yıllarda federal mahkemeler ve eyalet yüksek mahkemeleri, bu tür geriye dönük düzenlemelerin anayasaya aykırı olduğuna dair kararlar vermeye başladı. Örneğin, 2020'de ABD Yüksek Mahkemesi, Kansas'ta bir davada benzer bir hükmü onadı. Michigan kararı da bu eğilimin bir parçası olarak görülüyor. Hukuk uzmanları, kararın diğer eyaletlerde de benzer davalara emsal teşkil edebileceğini belirtiyor.
Öte yandan, mağdur hakları savunucuları, bu tür kararların toplum güvenliğini zayıflattığını ve mağdurların adalet duygusunu zedelediğini ifade ediyor. Nassar davası özelinde, mağdurların çoğu, kararın kendileri için yeni bir travma yarattığını dile getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Larry Nassar'ın sicilden çıkarılması, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da, cinsel suçluların kayıt sistemleri ve mağdur hakları konusunda küresel bir tartışmayı yansıtıyor. Türkiye'de de cinsel suçlulara yönelik kayıt ve takip sistemleri 2020'lerde tartışılmaya başlandı; özellikle kadın ve çocuk istismarı vakalarında kamuoyu baskısı artıyor. ABD'deki bu karar, Türkiye'deki yasa yapıcılar için bir karşılaştırma noktası olabilir: Anayasal haklar ile toplum güvenliği arasındaki denge nasıl kurulmalı? Ayrıca, spor camiasında istismarın önlenmesi konusunda Türkiye'nin de adımlar atması gerektiği yönünde çağrılar var. Uluslararası spor federasyonları, üye ülkelere istismar önleme politikaları dayatıyor; Türkiye'nin bu süreçteki uyumu önem taşıyor.