Güneydoğu Asya’nın küçük ve kara ile çevrili ülkesi Laos, onlarca yıldır Mekong Nehri ve kolları üzerinde inşa ettiği dev hidroelektrik barajlarıyla bölgenin enerji üssü olmayı hedefliyor. Ancak bu büyük hayal, ülkeyi devasa bir borç batağına sürüklerken çevre felaketlerini ve sosyal sorunları da beraberinde getirdi. Laos’un enerji ihracatından beklediği gelir, özellikle Çin ve Tayland’a satılan elektrik, tahminlerin çok altında kalırken; barajların yol açtığı seller, balıkçılığın çöküşü ve yerinden edilen on binlerce insan, kalkınma modelinin sorgulanmasına neden oldu.
Hidroelektrik Rüyası ve Borç Gerçeği
Laos hükümeti, 1990’lardan itibaren ‘Güneydoğu Asya’nın Pili’ olma vizyonuyla Mekong Nehri ve kolları üzerinde 60’tan fazla baraj projesini hayata geçirdi ya da planladı. Bu barajların toplam kurulu gücü 10.000 megavatı aşıyor ve üretilen elektriğin %80’i başta Tayland (%72), Çin (%11) ve Vietnam’a (%8) ihraç ediliyor. Laos hükümeti, bu ihracatın yıllık 500 milyon dolar gelir getirmesini bekliyordu.
Ancak Asya Kalkınma Bankası ve IMF verilerine göre, Laos’un dış borcu 2023 itibarıyla 15 milyar dolara ulaştı ve bunun büyük kısmı barajların inşası için kullanıldı. Ülkenin GSYH’si sadece 20 milyar dolar civarındayken, borç yükü sürdürülemez boyutlara ulaştı. Laos, 2024’te Eurobond’larını ödeyemeyerek temerrüde düştü ve kredi notu CCC seviyesine geriledi.
Dünya Bankası’na göre, baraj projelerinin maliyetleri başlangıçtaki tahminleri en az %30 aştı. Örneğin, 1.3 milyar dolarlık Xayaburi Barajı’nın maliyeti 2 milyar doları buldu. Çinli inşaat şirketlerinin kullandırdığı yüksek faizli krediler, Laos’u borç tuzağına çekti. Ayrıca, barajların inşası için binlerce hektar tarım arazisi sular altında kalırken, 200 binden fazla kişi zorunlu göçe maruz kaldı. Yardım kuruluşları, yeniden yerleştirilen ailelerin çoğunun yeterli tazminat alamadığını ve geçim kaynaklarını kaybettiğini bildiriyor.
Bölgesel Enerji Dengesi ve Çevresel Bedel
Laos’un enerji ihracatı, Tayland ve Vietnam gibi hızla büyüyen ekonomiler için kritik öneme sahip. Tayland, elektrik ihtiyacının %15’ini Laos’tan karşılıyor. Ancak iklim değişikliği nedeniyle Mekong Nehri’nin akış rejiminin değişmesi, barajların verimini düşürüyor. 2023-2024 yıllarında Güneydoğu Asya’daki kuraklık nedeniyle Laos’taki birçok baraj kapasitenin %30’un altında çalıştı.
Çevre üzerindeki etkiler ise yıkıcı boyutlara ulaştı. Barajlar, Mekong’un doğal sediman akışını bloke ederek deltada erozyona ve tarım arazilerinin verim kaybına yol açtı. Laos’un güneyindeki Don Sahong Barajı, nesli tükenmekte olan Irrawaddy yunuslarının yaşam alanını yok etti. Bölgedeki balık popülasyonu %40-60 oranında azalırken, 60 milyon insanın geçim kaynağı tehlikeye girdi. Çevre örgütleri, Laos’un baraj projelerini ‘yeşil sömürgecilik’ olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Laos’un enerji ihracatı krizi, Türkiye’nin ‘kalkınmacı devlet’ modeliyle hidroelektrik yatırımları arasında benzerlikler taşıyor. Türkiye, 2000’li yıllarda Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Atatürk Barajı ve diğer dev projelerle enerji ve sulama hedeflemiş, ancak borç yükü ve çevresel maliyetlerle karşılaşmıştı. Türkiye bugün hidroelektrikte daha teknolojik ve sürdürülebilir modellere yönelirken, Laos’taki tablo, büyük altyapı projelerinde maliyet-fayda ve çevresel etki analizlerinin önemini gösteriyor. Ayrıca, Asya’daki bu kriz Türkiye’nin enerji ticaretinde yeni ortaklıklar arayışında, Çin’in borç diplomasisinin risklerine dair bir uyarı niteliği taşıyor.