ABD'nin ünlü tatil bölgesi Lake Tahoe'da, federal bir kurumun 2021 yılındaki Caldor orman yangınında zarar gören kamu arazilerini yeniden ağaçlandırmak için kanserle bağlantılı olduğu bilinen glifosat adlı herbisiti kullanma planı, bölge sakinleri arasında büyük tepkiye yol açtı. Katherine Levy adlı bir bölge sakini, çocukluğunun doğayla iç içe geçtiğini ve bu planın kendisini dehşete düşürdüğünü belirtiyor. Plan, ABD Tarım Bakanlığı'na bağlı Tahoe Ulusal Ormanı'nın yönetimi tarafından yürütülüyor.
Planın ayrıntıları ve tepkiler
2021 yazında çıkan Caldor yangını, yaklaşık 88 bin dönümlük alanı kül etmişti. Yangın sonrası bölgenin yeniden yeşillendirilmesi amacıyla Tarım Bakanlığı, istilacı yabani otları temizleyip yerli türlerin ekilmesini kolaylaştırmak için glifosat kullanmayı planlıyor. Ancak plan, çevre örgütleri ve yerel halk tarafından şiddetle eleştiriliyor. Glifosatın Dünya Sağlık Örgütü tarafından 'insanlarda kansere yol açma olasılığı' kategorisinde sınıflandırıldığı hatırlatılıyor.
Bölge sakinleri, kimyasalın sadece çevreye değil, aynı zamanda içme suyu kaynaklarına da zarar verebileceğini ifade ediyor. Lake Tahoe'nun berrak suları, bölgenin turizm açısından en önemli varlığı. Levy, 'Bu göle ve doğasına zarar vermek düşünülemez. Çocuklarımızın burada güvenle yüzmesini ve yaşamasını istiyoruz' diyor.
Küresel boyut: Glifosat tartışması
Glifosat, dünya genelinde en yaygın kullanılan herbisitlerden biri. Monsanto (şimdi Bayer) tarafından Roundup markasıyla satılan bu kimyasal, tarımda ve ormancılıkta yaygın olarak kullanılıyor. Ancak son yıllarda kanser riski nedeniyle birçok ülkede yasaklanma veya kısıtlama ile karşı karşıya. Avrupa Birliği'nde glifosatın lisansı 2022'de uzatılırken, Almanya ve Fransa gibi ülkeler kullanımını aşamalı olarak sonlandırma kararı aldı. ABD'de ise çevre ajansı EPA, glifosatın 'insan sağlığı için bir risk oluşturmadığını' savunuyor, ancak bu görüş bilimsel çevrelerde tartışmalı.
Lake Tahoe vakası, bu küresel tartışmanın yerel bir yansıması. Orman yangınları sonrası yenileme çalışmaları, çevre koruma ve halk sağlığı arasındaki hassas dengenin bir örneği. Kurumlar hızlı bir yeniden ağaçlandırma isterken, bölge sakinleri daha güvenli alternatifler arıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde sıklaşan orman yangınları sonrası yeniden ağaçlandırma politikaları için önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye'de de yangın sonrası alanlarda kimyasal kullanımı gündeme gelebilir. Glifosatın sağlık ve çevre üzerindeki etkileri konusunda artan küresel endişeler, Türk kamuoyunun da bu tür uygulamalara karşı hassasiyet geliştirmesine yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin tarım sektöründe yoğun olarak kullandığı herbisitlerin denetimi ve alternatif biyolojik mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Bu vaka, çevre politikalarında şeffaflık ve halk katılımının önemini bir kez daha hatırlatıyor.