Lahey'deki Daimi Hakemlik Mahkemesi'nin (PCA) geçtiğimiz günlerde açıkladığı karar, Hindistan ile Pakistan arasında 65 yıldır yürürlükte olan İndus Su Anlaşması'nı (IWT) daha da karmaşık bir hale getirdi. Karar, Hindistan'ın Kishenganga ve Ratle hidroelektrik projelerine ilişkin itirazları reddederken, Yeni Delhi'nin anlaşmadan doğan yükümlülüklerini yeniden teyit etti. Hindistan kararı tanımadığını açıklarken, Pakistan memnuniyetini dile getirdi. Bu gelişme, Nisan 2023'te Hindistan'ın anlaşmayı askıya aldığını duyurmasıyla başlayan süreçte yeni bir dönemeç oldu.
İndus Su Anlaşması: Altı Buçuk Yıllık Kırılgan Denge
Dünya Bankası'nın arabuluculuğuyla 1960 yılında imzalanan İndus Su Anlaşması, Hindistan ve Pakistan arasında savaşlar, diplomatik kopuşlar ve nükleer tehditlere rağmen ayakta kalan nadir işbirliği örneklerinden biriydi. Anlaşma, İndus nehir sisteminin sularını iki ülke arasında paylaştırıyor; doğu kolları (Ravi, Beas, Sutlej) Hindistan'a, batı kolları (İndus, Jhelum, Chenab) Pakistan'a tahsis ediliyordu. Hindistan, batı kolları üzerinde sınırlı sulama ve hidroelektrik kullanım hakkına sahipti, ancak depolama kapasitesi kısıtlıydı.
Yaklaşık 300 milyon insanın geçim kaynağını oluşturan bu sistem, bölgenin en büyük tatlı su kaynağı. Pakistan tarımının %90'ı, elektrik üretiminin %30'u bu nehirlere bağımlı. Hindistan ise özellikle Cemmu ve Keşmir bölgesinde enerji ihtiyacını karşılamak için bu suları kullanmak istiyor. Anlaşma kapsamında her iki ülke de anlaşmazlıkları çözmek için Daimi İndus Komisyonu ve gerektiğinde tarafsız uzman veya hakem mahkemesi mekanizmalarını kullanabiliyordu.
Ancak Hindistan, 2016 Uri saldırısı sonrası "kan ve su akmaz" söylemiyle anlaşmayı gözden geçireceğini sinyallemişti. Nisan 2023'te ise Pakistan'ın terör desteklediği gerekçesiyle anlaşmayı askıya aldığını resmen duyurdu. Bu adım, İndus sisteminin yönetiminde ciddi bir belirsizlik yarattı. Pakistan, suyun azaltılmasının tarımsal çöküşe yol açacağını savunarak PCA'ya başvurdu. Hindistan ise PCA'nın yetkisini tanımadığını, anlaşmanın sadece teknik müzakereleri öngördüğünü savundu.
Lahey Kararı ve Bölgesel Yansımaları
PCA'nın kararı, Hindistan'ın Kishenganga ve Ratle projelerinde anlaşma ihlali olmadığını, ancak Yeni Delhi'nin anlaşmadan tek taraflı çekilemeyeceğini vurguluyor. Karar bağlayıcı olmasa da uluslararası hukuk açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Hindistan Dışişleri Bakanlığı, kararı "hukuken geçersiz" ilan ederken, Pakistan Dışişleri Bakanı Bilaval Butto Zerdari, "Adalet yerini buldu" açıklaması yaptı.
Uzmanlar, kararın su paylaşımı konusunda yeni müzakerelerin kapısını aralayabileceğini, ancak iki ülke arasındaki güvensizliğin bunu zorlaştırdığını belirtiyor. Hindistan, 2024 genel seçimleri öncesi milliyetçi söylemi sertleştirebilir. Pakistan ise ekonomik krizle boğuşurken su kıtlığı riskini yönetmeye çalışıyor. Bölgesel istikrar için kritik olan bu mesele, aynı zamanda Çin'in de dolaylı olarak taraf olduğu bir denklemde ilerliyor; zira Çin, İndus'un kaynaklarını besleyen Tibet Platosu'nda su yönlendirme projeleri yürütüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan-Pakistan su krizi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel su güvenliği ve sınır aşan nehir yönetimi açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, Dicle ve Fırat suları üzerindeki GAP projesiyle benzer bir uluslararası hukuk tartışmasının tarafı. Lahey kararı, sınır aşan suların tek taraflı kesilemeyeceği yönünde emsal oluşturarak Türkiye'nin pozisyonunu dolaylı etkileyebilir. Ayrıca Pakistan'ın su kıtlığı, bölgede istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin Güney Asya'daki ekonomik ve insani yardım politikalarını şekillendirebilir. Türkiye, su diplomasisinde arabuluculuk rolü üstlenebilir.