Kuveyt ve Bahreyn, bölgede bildirilen hava tehditleri üzerine vatandaşlarına yönelik uyarı mesajları yayımladı. İki Körfez ülkesi, olası bir saldırıya karşı dikkatli olunması çağrısında bulunurken, kaynaklar hava savunma sistemlerinin aktif hale getirildiğini bildiriyor. Gelişme, İran-İsrail geriliminin tırmandığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Kuveyt İçişleri Bakanlığı ve Bahreyn Savunma Bakanlığı, eş zamanlı olarak yaptığı açıklamalarda, “bildirilen hava tehditleri” nedeniyle vatandaşların güvenli bölgelerde kalması ve resmi kaynaklardan gelen talimatlara uyması gerektiğini duyurdu. Uyarıların ardından iki ülkede de hava sahasının geçici olarak kapatıldığı, uluslararası uçuşların iptal edildiği bildirildi.
Bölgedeki askeri kaynaklar, tehdidin kaynağının henüz net olarak belirlenemediğini, ancak füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına karşı hazırlık yapıldığını aktardı. Kuveyt ve Bahreyn, daha önce İran’ın İsrail’e yönelik misilleme saldırılarında kullanılan füzelerin Körfez ülkeleri üzerinden geçtiğini raporlamıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Ortadoğu’da tansiyon, İran’ın İsrail’e 1 Ekim 2024’te düzenlediği balistik füze saldırısının ardından zirve yapmış durumda. İsrail’in misilleme tehditleri karşısında İran destekli grupların Körfez ülkelerindeki askeri üsleri hedef alabileceği endişesi yaygın. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bölgede füze savunma sistemlerinin konuşlandırıldığını doğrularken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de benzer önlemler almıştı.
Kuveyt ve Bahreyn, hem İran’a coğrafi yakınlıkları hem de ABD ve İsrail ile askeri işbirlikleri nedeniyle olası bir çatışmanın hedefi haline gelebilir. Bahreyn’de ABD Donanması’nın 5. Filosu’nun üssü bulunuyor; Kuveyt ise Irak sınırında stratejik bir konumda. Analistler, bu ülkelerdeki uyarıların bölgesel bir savaşın ön belirtisi olabileceği yorumunu yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Körfez’de artan gerilim, Türkiye’nin enerji güvenliği ve dış ticareti açısından risk oluşturuyor. Türkiye, Kuveyt ve Bahreyn ile ticari ilişkilerini sürdürürken, bölgedeki krizin Basra Körfezi’ndeki petrol ve doğalgaz akışını etkilemesinden endişe duyuyor. Ayrıca, Türkiye’nin Katar’daki askeri varlığı ve İran ile dengeli ilişkileri, Ankara’nın bu krizde arabulucu rolü üstlenmesini mümkün kılabilir. Ancak doğrudan bir tehdit olmasa da, bölgesel istikrarsızlık Türkiye’nin Ortadoğu politikasını ve güvenlik hesaplarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.