ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu özel elçisi Jared Kushner, Hamas'ın silahsızlandırılması sürecinin 30 gün içinde başlayabileceğini açıkladı. Bu açıklama, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Kudüs'te yapılan görüşmenin ardından geldi. İsrailli bir yetkili, Kushner ile Netanyahu'nun, Amerikalı bir generalin Hamas'ın silahsızlandığını doğrulayacağı konusunda anlaştığını belirtti. Netanyahu ise Hamas tamamen silahsızlanana kadar İsrail güçlerinin Gazze'den çekilmeyeceğini yineledi.
Gelişmenin arka planı
Görüşme, Gazze'de ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin müzakerelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleşti. İsrail ile Hamas arasında Ocak ayında varılan ateşkes anlaşmasının ilk aşaması sona ermek üzereyken, taraflar kalıcı bir ateşkes için görüşmeleri yoğunlaştırmış durumda. Kushner'ın ziyareti, ABD'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü yeniden öne çıkarması olarak yorumlanıyor.
İsrailli yetkililere göre, Kushner ve Netanyahu, Hamas'ın silahsızlanmasının doğrulanması için Amerikalı bir generalin görevlendirilmesi konusunda mutabık kaldı. Bu adım, Hamas'ın askeri kanadının ortadan kaldırılması ve Gazze'nin yeniden inşası sürecinde uluslararası güvenin tesis edilmesi açısından kritik önem taşıyor. Ancak Hamas yetkilileri daha önce silahsızlanma çağrılarına sert tepki göstermiş, bunun ‘işgal koşullarının dayatması’ olduğunu savunmuştu.
Netanyahu, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Hamas'ın elindeki tüm silahlar teslim edilmeden ve askeri altyapısı sökülmeden Gazze'den çekilmeyeceğiz” dedi. Bu açıklama, İsrail'in ateşkesin kalıcılığı konusundaki katı tutumunu sürdürdüğünü gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Orta Doğu'da ateşkesin kalıcılığına ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Hamas'ın silahsızlanması, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirecek bir adım olarak görülüyor. Ancak Hamas'ın bu talebe ne kadar uyum sağlayacağı belirsizliğini koruyor. Uzmanlar, Hamas'ın askeri kanadının dağıtılmasının, örgütün siyasi geleceği açısından ciddi sonuçlar doğuracağını vurguluyor.
Katar ve Mısır'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, silahsızlanma konusunun en çetrefilli başlık olduğu ifade ediliyor. ABD'nin bu sürece doğrudan dahil olması, bölgede yeni bir dönemin habercisi olabilir. Ancak İsrail'in çekilme şartı olarak silahsızlanmayı öne sürmesi, ateşkesin üçüncü aşamaya geçişini zorlaştırabilir.
Küresel ölçekte ise bu gelişme, uluslararası toplumun Gazze'deki insani krize çözüm arayışlarını etkileyebilir. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki yeniden imar ve yardım çalışmalarının hızlandırılması çağrısında bulunurken, silahsızlanma konusundaki belirsizlik, yardımların ulaştırılmasını da sekteye uğratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından yakından izlenmesi gereken bir süreci işaret ediyor. Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve Hamas ile kurduğu ilişkiler nedeniyle, Gazze'deki silahsızlanma sürecinin sonuçlarından doğrudan etkilenecektir. Ankara, daha önce Hamas'ın meşru bir direniş örgütü olduğunu savunmuş ve silahsızlanma çağrılarına karşı çıkmıştı. Bu nedenle, Kushner'ın önerisi Türkiye ile ABD arasında yeni bir gerilim kaynağı yaratabilir. Öte yandan, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzu ve arabuluculuk kapasitesi, bu süreçte önemli bir rol oynamasına olanak tanıyabilir. Ankara'nın, Filistinli gruplar arasındaki birliği sağlama ve ateşkesin kalıcılığına katkıda bulunma çabaları, bölgesel istikrar açısından kritik önemde.