Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve Orta Doğu özel elçisi Jared Kushner, Gazze'ye yönelik saldırılar sürerken Hamas silahsızlanmadıkça bölgenin yeniden inşa edilmesine izin vermeyeceklerini açıkladı. Kushner, ABD'nin İsrail'in kendini savunma hakkını kısıtlamayacağını vurguladı. Bu açıklama, İsrail'in Gazze'ye yönelik hava saldırılarının devam ettiği ve ateşkes görüşmelerinin çıkmaza girdiği bir dönemde geldi. Kushner'ın sözleri, bölgedeki insani krizin derinleştiği bir süreçte uluslararası toplumun tepkisini çekti.
Kushner'ın açıklamalarının arka planı
Jared Kushner, 2017-2021 yılları arasında Trump yönetiminde Orta Doğu politikalarının şekillenmesinde önemli rol oynamıştı. Özellikle İbrahim Anlaşmaları olarak bilinen ve İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında normalleşme sürecini başlatan sürecin mimarlarından biri olarak biliniyor. Kushner, Gazze'nin yeniden inşası konusunda daha önce de tartışmalı açıklamalarda bulunmuştu. Geçtiğimiz yıl yaptığı bir konuşmada Gazze'nin 'sahil mülkü' olarak değerlendirilebileceğini söylemesi tepki çekmişti. Şimdiki açıklaması ise Hamas'ın silahsızlandırılmasını yeniden inşanın ön koşulu olarak sunması, İsrail'in uzun süredir dile getirdiği bir talebi destekler nitelikte.
Kushner, Fox News'a verdiği röportajda, 'Onlar (Hamas) silahlarını bırakmadıkça, onların silahlı bir grup olarak kalmasına izin vermeyeceğiz. İsrail'in güvenliğini sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağız ve ABD olarak İsrail'in kendini savunma hakkını kısıtlamayacağız.' dedi. Bu ifadeler, ABD'nin bölgedeki tutumunu net bir şekilde ortaya koyarken, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen Washington'un İsrail'e olan desteğini sürdüreceğinin sinyalini veriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kushner'ın bu açıklamaları, sadece İsrail-Filistin çatışmasını değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakereleri, Hamas'ın silahsızlanma talebini kabul etmemesi nedeniyle kesintiye uğramış durumda. Bu durum, Gazze'de insani yardımların ulaştırılmasını daha da zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki insani durumun 'felaket boyutunda' olduğunu ve halkın büyük bir kısmının açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Uluslararası toplumdan gelen tepkiler de gecikmedi. Birçok ülke ve insan hakları örgütü, Kushner'ın açıklamalarını 'insanlık dışı' olarak nitelendirdi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 'Gazze'nin yeniden inşası, siyasi bir pazarlık konusu olmamalıdır' diyerek tepki gösterdi. Öte yandan, İsrail hükümeti Kushner'ın açıklamalarını memnuniyetle karşıladı ve bu tutumun İsrail'in güvenlik endişelerini yansıttığını belirtti.
Bölgedeki diğer aktörlerin de sürece dahil olmasıyla birlikte, Gazze'nin geleceği konusundaki belirsizlik sürüyor. İran, Hamas'a verdiği desteği sürdüreceğini açıklarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler ise Filistin devletinin kurulması yönündeki tutumlarını yineledi. Kushner'ın açıklamaları, bu ülkelerle İsrail arasındaki normalleşme sürecini de olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle biliniyor ve Gazze'deki insani krize ilişkin uluslararası platformlarda sık sık İsrail'i eleştiriyor. Kushner'ın bu açıklamaları, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk çabalarını zayıflatabilir. Türkiye, Hamas da dahil olmak üzere Filistinli gruplarla diyalog halinde ve iki devletli çözümü savunuyor. Bu açıklamalar, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinde yeni bir gerilim yaratabilir ve Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği görüşmelerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım kuruluşları aracılığıyla Gazze'ye ulaştırdığı yardımların önündeki engelleri artırabilir. Türkiye, bu süreçte Filistin halkının yanında durarak bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürmelidir.