ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve kıdemli danışmanı Jared Kushner, bir yandan ABD'nin özel temsilcisi sıfatıyla Orta Doğu barış müzakerelerini yürütürken, diğer yandan aynı ülkelerde milyarlarca dolarlık özel iş anlaşmalarına imza atıyor. The New Yorker dergisinden Dexter Filkins'in haberine göre, Kushner'ın bu ikili rolü, ABD'nin dış politikasında benzeri görülmemiş bir çıkar çatışması yaratıyor.
Diplomasi ve Ticaret İç İçe
Filkins'in aktardığına göre Kushner, Suudi Arabistan, BAE, Katar ve diğer Körfez ülkeleriyle yürüttüğü diplomasi trafiğinin yanı sıra, kendi yatırım fonu Affinity Partners aracılığıyla bu ülkelerden milyarlarca dolar topladı. Özellikle Suudi Arabistan'ın egemen varlık fonu PIF'ten 2 milyar dolar, BAE'den ise 1 milyar dolar taahhüt aldığı belirtiliyor. Kushner, bu fonlarla İsrail merkezli teknoloji şirketlerine ve diğer girişimlere yatırım yapıyor.
Kushner'ın görev süresi boyunca yürüttüğü diplomasi, sadece barış sürecini değil, aynı zamanda ABD'nin Körfez ülkeleriyle olan silah satışlarını ve ekonomik ilişkilerini de kapsıyor. Örneğin, 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları'nda Kushner kilit rol oynadı. Ancak aynı dönemde Affinity Partners'ı kurması ve Körfez'den büyük yatırımlar alması, etik kuralları ihlal ettiği yönünde eleştirileri beraberinde getirdi.
Çıkar Çatışması Tartışmaları
Filkins, Kushner'ın ABD hükümetindeki resmi görevi ile özel işleri arasındaki ayrımın net olmadığını vurguluyor. Kushner, göreve geldiğinde tüm işlerini bırakacağını taahhüt etmişti; ancak Affinity Partners'ı 2021'de, Beyaz Saray'dan ayrıldıktan hemen sonra kurdu. Yine de, görevdeyken bu fonun temellerini attığı ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerini kişisel çıkarı için kullandığı iddia ediliyor.
New Yorker'a konuşan eski bir ABD yetkilisi, "Kushner'ın diplomasisi ile işi arasındaki çizgi neredeyse yok oldu. Bu, Amerikan dış politikasının itibarını zedeliyor" ifadelerini kullandı.
Kushner cephesinden yapılan açıklamalarda ise tüm işlemlerin yasalara uygun olduğu ve çıkar çatışması bulunmadığı savunuluyor. Ancak uzmanlar, ABD'nin etik yasalarının bu tür durumları tam olarak kapsamadığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kushner'ın faaliyetleri, sadece ABD iç politikasını değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler, Kushner üzerinden ABD'nin İsrail politikalarını etkilemeye çalışıyor. Aynı zamanda, bu ülkelerin Kushner'ın fonuna yatırım yapması, ABD'nin bölgedeki arabuluculuk rolüne gölge düşürüyor.
Filkins, Kushner'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yakın ilişkisinin de altını çiziyor. Kushner, İsrail yanlısı politikalarıyla biliniyor ve Affinity Partners, İsrail teknoloji şirketlerine yatırım yapıyor. Bu durum, ABD'nin Filistin-İsrail çatışmasındaki tarafsızlığını sorgulatıyor.
Küresel anlamda ise, bu tür bir çıkar çatışması, diğer ülkelerin ABD'ye olan güvenini sarsabilir. Özellikle Çin ve Rusya, ABD'yi uluslararası arenada eleştirmek için bu tür haberleri kullanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kushner'ın diplomasi ve iş dünyası arasındaki iç içe geçmiş ilişkisi, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, bölgesel bir güç olarak Orta Doğu'daki gelişmeleri dikkatle takip ediyor. Kushner'ın Körfez ülkeleriyle olan ticari bağları, bölgedeki ekonomik ve siyasi dengeleri etkileyebilir. Ayrıca, İbrahim Anlaşmaları gibi süreçlerde Kushner'ın rolü, Türkiye'nin İsrail ve Körfez ülkeleriyle olan ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Öte yandan, ABD'deki bu tür etik tartışmalar, Türkiye'nin ABD ile olan ikili ilişkilerinde bir koz olarak kullanılabilir. Ancak Türkiye'nin öncelikli endişesi, bölgesel istikrar ve kendi güvenlik çıkarlarıdır. Kushner'ın faaliyetleri, doğrudan Türkiye'ye yönelik olmasa da, ABD'nin Orta Doğu politikasındaki tutarsızlıkları gözler önüne seriyor.