Kürtlerin Ortadoğu'daki konumu, Aralık 2024'te Suriye'de Esad rejiminin çöküşü, 2025'te PKK'nın fesih kararı ve Türkiye ile müzakerelere başlaması ve 2026'da ABD-İsrail-İran savaşının patlak vermesiyle köklü bir dönüşüm geçirdi. Bu gelişmeler, Kürt halkının siyasi ve askeri kazanımlarını hem güçlendirdi hem de yeni riskler yarattı. Özellikle Suriye'deki güç boşluğu, Kürt grupların otonomi arayışlarını yeniden şekillendirirken, PKK'nın silah bırakma süreci ve İran savaşı, bölgesel dengeleri alt üst etti.
Gelişmenin Arka Planı: Esad Sonrası Suriye'de Kürtler
Esad rejiminin Aralık 2024'te devrilmesi, Suriye'de yeni bir siyasi harita ortaya çıkardı. Rejimin çöküşü, ülkenin kuzeydoğusunda kontrolü elinde tutan Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) bağlı Kürt gruplara avantaj sağladı. Kürtler, Suriye'nin yeni yönetimiyle müzakerelerde bulunarak özerklik taleplerini masaya taşıdı. Ancak bu süreç, Türkiye'nin PKK'ya yakınlığı nedeniyle tehdit olarak gördüğü YPG'ye karşı askeri operasyonlarını da beraberinde getirdi.
PKK'nın 2025'te fesih kararı alması ve Türkiye ile barış görüşmelerine başlaması, Kürt sorununda tarihi bir dönüm noktası oldu. PKK'nın silah bırakması, Türkiye'nin güney sınırındaki gerilimi azaltırken, Suriye'deki Kürt grupların geleceği konusunda belirsizlikler yarattı. Ankara, SDG'nin PKK'dan bağımsız bir oluşum olmadığını ve Suriye'deki varlığının ulusal güvenliğine tehdit oluşturduğunu savunuyor.
2026'daki ABD-İsrail-İran savaşı, bölgedeki dengeleri kökten değiştirdi. İran'ın zayıflaması, Suriye ve Irak'ta İran destekli milis grupların güç kaybetmesine yol açtı. Bu durum, Kürtlerin İran topraklarındaki varlığını da etkiledi; İran'daki Kürt partiler, rejimin zayıflamasından yararlanmaya çalıştı. Ancak savaşın getirdiği belirsizlik, Kürtlerin kazanımlarının kalıcılığı konusunda soru işaretlerini de artırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yeni Dengeler
Kürtlerin artan etkinliği, bölgesel güçlerin tepkisini çekiyor. Türkiye, İran ve Irak, kendi topraklarındaki Kürt hareketlerine karşı ortak bir duruş sergilemeye çalışıyor. ABD'nin ise Suriye'deki SDG ile askeri iş birliği sürüyor; Washington, İran savaşı sonrası bölgedeki nüfuzunu korumak için Kürtlere desteğini artırabilir.
Rusya'nın etkisinin azalması, Çin'in ise ekonomik çıkarlar doğrultusunda bölgeye açılması, Kürtlerin uluslararası konumunu yeniden şekillendiriyor. Kürtler, enerji kaynakları üzerindeki kontrolleri sayesinde bölgesel ekonomik güç haline gelirken, bu durum hem iş birliği hem çatışma fırsatları sunuyor.
Kürt siyasi hareketleri, özerklik ve temsil taleplerini uluslararası hukuk ve diplomasi zemininde meşrulaştırmaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler nezdinde yapılan girişimler, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Ancak bölgesel devletlerin ulusal egemenliğe vurgu yapması, bu taleplerin gerçekleşmesini engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kürtlerin statüsündeki değişimleri yakından takip etmek zorunda. PKK'nın feshi ve Türkiye ile görüşmeler, sınır ötesi terör tehdidini azaltsa da, Suriye'deki SDG'nin özerklik kazanması Ankara için kırmızı çizgi olmaya devam ediyor. Türkiye, ulusal güvenliğini korumak adına Suriye'nin kuzeyinde stratejik derinlik oluşturmaya çalışıyor. İran savaşı ise Türkiye'ye bölgede manevra alanı sağlayabilir; ancak bu süreç, göç dalgaları, enerji güvenliği ve PKK'nın yeniden yapılanma riskini de beraberinde getiriyor. Türkiye'nin diplomatik girişimleri, Kürt gruplarla kazan-kazan formülleri bulmaya odaklanmalıdır. Aksi takdirde, bölgedeki istikrarsızlık Türkiye'ye de sıçrayabilir.