Küresel ticaret dengesizliklerinin sorumlusu olarak Çin'in aşırı üretim kapasitesini göstermek hatalı bir yaklaşım. Ünlü bir Çinli akademisyene göre, asıl mesele Amerika Birleşik Devletleri ve diğer gelişmiş ekonomilerin küresel ekonomik dönüşüme ayak uyduramaması. Pekin merkezli bir düşünce kuruluşunda görevli Profesör Zhang Wei, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, dünya genelindeki ticaret dengesizliklerinin tek bir ülkeye yüklenemeyecek kadar karmaşık olduğunu vurguladı.
Çin'in aşırı üretimi ve küresel yansımaları
Zhang Wei, Çin'in endüstriyel üretim fazlasının küresel ticaret akışlarını etkilediğini kabul etmekle birlikte, bu durumun yalnızca Çin'in değil, aynı zamanda ithalatçı ülkelerin politikalarının bir sonucu olduğunu belirtti. Özellikle çelik, güneş panelleri ve elektronik gibi sektörlerde Çin'in düşük maliyetli üretimi, birçok ülkenin yerli sanayisini zor durumda bırakıyor. Ancak Zhang'a göre bu, Çin'in haksız rekabet yarattığı anlamına gelmiyor; aksine, ABD ve Avrupa Birliği'nin korumacı önlemleri ve sanayi politikalarındaki dönüşüm eksikliği sorunu derinleştiriyor.
Öte yandan, Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre küresel ticaret dengesizlikleri 2023'te küresel GSYİH'nın yüzde 3'üne ulaştı. Bu oran, 2020'deki yüzde 2,5 seviyesinden belirgin bir artış gösteriyor. Çin, 2023'te 600 milyar doları aşan ticaret fazlasıyla dünyanın en büyük ihracat fazlası veren ülkesi konumunda. ABD ise aynı dönemde 1 trilyon dolara yakın ticaret açığı verdi.
Bölgesel ve küresel boyutlar
Zhang Wei, ABD'nin Çin'e yönelik tarifeleri ve teknoloji kısıtlamalarının, küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğini ancak temel dengesizlikleri çözmediğini ifade etti. Asya'da Çin'in bölgesel ticaretteki ağırlığı, Güneydoğu Asya ülkelerini de etkiliyor. Örneğin Vietnam ve Hindistan, Çin'den kayan yatırımlar sayesinde ihracatlarını artırırken, hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalar nedeniyle yeni zorluklarla karşılaşıyor. Latin Amerika ve Afrika ülkeleri ise Çin'in talebindeki yavaşlamadan olumsuz etkileniyor.
Küresel ticaret sisteminin geleceği, ABD ile Çin arasındaki rekabetin seyrine bağlı olarak şekillenecek. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) reformları ve bölgesel ticaret anlaşmaları, dengesizlikleri gidermede önemli rol oynayabilir. Ancak Zhang, mevcut jeopolitik gerilimlerin iş birliğini zorlaştırdığını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, küresel ticaret dengesizliklerinden doğrudan etkilenen ülkelerden biri. Çin'in aşırı üretimi, tekstil, elektronik ve otomotiv gibi sektörlerde Türk ihracatçılarının rekabet gücünü zayıflatıyor. Özellikle Avrupa pazarında Çin menşeli ürünlerle rekabet etmek zorunda kalan Türkiye, bu durumu dengelemek için ticaret politikalarını çeşitlendirmeli. ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları, Türkiye'nin ihracat rotalarını yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Türkiye, Orta Asya ve Afrika pazarlarına yönelerek Çin bağımlılığını azaltmalı ve kendi sanayi dönüşümünü hızlandırmalı. Ayrıca, AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, Türkiye'nin bu küresel rekabet ortamında elini güçlendirebilir.