Küresel fon yöneticileri, yapay zekâ ve cazip değerlemelerin etkisiyle dört yıl süren Çin hisselerinden uzaklaşma politikasını terk ederek yeniden alım pozisyonuna geçiyor. Bu değişim, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin piyasalarına yönelik uluslararası yatırımcı algısında önemli bir kırılma noktasına işaret ediyor.
Uzun Süren Çekilmenin Ardındaki Nedenler
2021'den bu yana küresel fonlar, Çin'in teknoloji sektörüne yönelik düzenleyici baskıları, artan jeopolitik gerilimler ve ekonomik büyümedeki yavaşlama nedeniyle Çin hisselerindeki ağırlıklarını sürekli azalttı. Bu dönemde birçok gelişmekte olan piyasa fonu, Çin pozisyonlarını tarihsel ortalamalarının çok altına çekti. Ancak son aylarda bu eğilim tersine dönmeye başladı.
Yatırımcıların ilgisini çeken en önemli faktör, Çin'in yapay zekâ alanındaki ilerlemesi oldu. Özellikle yerli büyük dil modelleri ve yapay zekâ altyapısına yapılan yatırımlar, Çinli teknoloji şirketlerinin küresel rekabetteki konumunu güçlendirdi. Bunun yanı sıra, Çin hisselerinin birçok gelişmiş piyasaya kıyasla düşük fiyat/kazanç oranlarıyla işlem görmesi, değer avcısı fonların ilgisini çekiyor.
Piyasa Dinamikleri ve Bölgesel Etkiler
Çin Merkez Bankası'nın (PBOC) ekonomiyi destekleyici adımları ve hükümetin özel sektöre yönelik düzenlemeleri yumuşatma sinyalleri de bu dönüşte etkili oldu. Ayrıca, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsüne girmesi, gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını artırarak Çin'e de dolaylı destek sağlıyor.
Bölgesel olarak bakıldığında, Çin'deki bu toparlanma eğilimi Asya piyasaları genelinde risk iştahını artırabilir. Hong Kong ve Şanghay borsalarındaki hareketlilik, Güney Kore, Tayvan ve Japonya gibi teknoloji ağırlıklı piyasaları da etkileyebilir. Ancak jeopolitik riskler, özellikle Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi'ndeki gerilimler, bu iyimserliğin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Öte yandan, Çin'in gayrimenkul sektöründeki kriz henüz tam olarak çözülebilmiş değil. Dev şirketlerin borç yükü ve yerel yönetimlerin finansal sıkıntıları, ekonomik toparlanmanın önündeki en büyük engeller olarak duruyor. Bu nedenle fon yöneticileri, pozisyonlarını kademeli olarak artırmayı ve seçici davranmayı tercih ediyor.
Uluslararası yatırım bankalarının raporları, Çin hisselerine yönelik tahsislerin artırılması yönünde sinyaller veriyor. Bazı büyük fonlar, portföylerindeki Çin ağırlığını gösterge endekslere yaklaştırmaya başladı bile. Bu, 2021'den bu yana süren "underweight" (düşük ağırlık) pozisyonunun sona ermesi anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'e yönelen küresel sermaye akışı, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için hem fırsat hem de risk taşıyor. Çin'in cazip değerlemeleri, uluslararası fonların portföylerinde Türkiye'ye ayrılan payı azaltabilir. Ancak Çin ekonomisindeki toparlanma, emtia fiyatları ve küresel ticaret hacmi üzerinden dolaylı olarak Türkiye'nin ihracatını destekleyebilir. Ayrıca, Çin ile artan ticaret ve yatırım ilişkileri, Türkiye'nin "Orta Koridor" girişimi ve Kuşak-Yol projesi kapsamındaki iş birliğini güçlendirebilir. Yine de jeopolitik riskler ve Çin'in iç ekonomik sorunları, bu iyimserliğin kalıcı olup olmadığını belirleyecek.