Uluslararası sistem, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana ABD liderliğindeki liberal dünya düzeni üzerine inşa edilmiştir. Ancak son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, yükselen otoriter rejimler ve küresel güç dengesindeki kaymalar, bu düzenin sürdürülebilirliğini sorgulatmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri, küresel düzene en fazla bağımlı olan ülke olmasına rağmen, iç siyasi kutuplaşma ve dış politikadaki dalgalanmalar nedeniyle bu düzeni koruma konusunda zorluk yaşamaktadır. Uzmanlar, ABD'nin küresel düzeni yeniden tesis edebilecek potansiyele sahip olduğunu ancak bunun için stratejik bir vizyon ve kararlı adımlar gerektiğini vurgulamaktadır.
Küresel Düzenin Mevcut Durumu ve ABD'nin Konumu
İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Bretton Woods sistemi, Birleşmiş Milletler, NATO ve diğer uluslararası kurumlar, ABD öncülüğünde küresel istikrarı sağlamıştır. Ancak 21. yüzyılda Çin'in yükselişi, Rusya'nın revizyonist politikaları ve bölgesel çatışmalar, bu yapıyı zorlamaktadır. ABD, askeri ve ekonomik gücüyle hâlâ en etkili aktör olsa da, küresel yönetişimdeki boşluklar ve güvensizlik, düzenin erozyonuna yol açmaktadır.
Uzmanlara göre, ABD'nin küresel düzenden vazgeçmesi, kendi çıkarlarına da zarar verecektir. Çünkü ABD, serbest ticaret, deniz yollarının güvenliği, enerji akışı ve uluslararası hukuk gibi unsurlardan en fazla fayda sağlayan ülke konumundadır. Bu nedenle Washington'ın, müttefikleriyle işbirliğini güçlendirerek ve kurumları reforme ederek düzeni yeniden canlandırması gerektiği belirtilmektedir.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Küresel düzenin zayıflaması, Orta Doğu'dan Asya-Pasifik'e kadar birçok bölgede istikrarsızlığı derinleştirmektedir. Örneğin, Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki hak iddiaları, ticaret yollarını tehdit ederken; Rusya'nın Ukrayna'ya müdahalesi, uluslararası hukukun ihlalini somutlaştırmıştır. Ayrıca iklim değişikliği, siber saldırılar ve pandemiler gibi sınır aşan sorunlar, küresel işbirliğini zorunlu kılmaktadır. ABD'nin liderlik rolünü yeniden üstlenmesi, bu sorunların çözümünde kritik önem taşımaktadır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, jeopolitik konumu itibarıyla küresel düzendeki değişimlerden doğrudan etkilenmektedir. ABD'nin liderliğindeki bir düzen, Türkiye'nin NATO üyeliği ve Batı ittifakıyla bağlarını güçlendirebilir. Ancak son yıllarda Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan gerginlikler (S-400 krizi, PYD/YPG konusu, yaptırımlar), Ankara'nın alternatif arayışlara yönelmesine neden olmuştur. Küresel düzenin restorasyonu, Türkiye'nin çok yönlü dış politikasını dengelemesini gerektirirken; aynı zamanda Doğu Akdeniz, Kafkasya ve Orta Doğu'da çıkarlarını koruma fırsatı da sunabilir. Türkiye, bu süreçte yapıcı bir rol üstlenerek hem Batı ile ilişkilerini onarabilir hem de bölgesel istikrara katkıda bulunabilir.