Uluslararası Para Fonu (IMF) Başekonomisti Gita Gopinath, Berkeley'den Pierre-Olivier Gourinchas ve London School of Economics'ten Hélène Rey, küresel ekonomik dengesizliklerin sorumlusunun Çin'in düşük değerli yuanı olduğu yönündeki yaygın görüşün hatalı olduğunu savunuyor. Yazarlar, Çin'den yuanı yeniden değerlemesini talep etmenin hem teşhis hem de tedavi açısından yanlış olduğunu belirtiyor ve dikkatleri asıl sorunlara çekiyor.
Yanlış teşhis: Yuanın değeri mi, tasarruf fazlası mı?
Gopinath, Gourinchas ve Rey, küresel dengesizliklerin kökeninde yuanın yapay olarak düşük tutulmasından ziyade, Çin'in yüksek tasarruf oranları ve iç tüketimin yetersizliği gibi yapısal faktörlerin yattığını ifade ediyor. Yazarlara göre, Çin ekonomisinin ihracata dayalı büyüme modeli ve hanehalkı gelirlerinin milli gelir içindeki payının düşüklüğü, tasarruf fazlasını besliyor. Yuanın değer kazanması, bu yapısal sorunları çözmüyor; aksine, küresel talebi daha da zayıflatabilir.
Analistler, Trump yönetiminin Çin'i kur manipülasyonuyla suçlamasının ve yuanın değerlenmesi yönündeki baskıların, asıl odaklanılması gereken konuları gölgelediğini vurguluyor. Çin'in döviz rezervleri ve ticaret fazlası, gelişmiş ekonomilerin tasarruf açıklarıyla birleşince ortaya çıkan küresel dengesizlik, tek bir para biriminin değeriyle açıklanamayacak kadar karmaşık bir tablo çiziyor.
Küresel boyut: Ticaret savaşları ve dengesizlikler
Makale, küresel ekonomik dengesizliklerin çözümünde uluslararası işbirliğinin önemine dikkat çekiyor. Yazarlar, korumacı ticaret politikalarının ve kur savaşlarının, dünya ekonomisini daha da kırılgan hale getireceğini belirtiyor. Bunun yerine, Çin'in sosyal güvenlik ağını güçlendirmesi, iç tüketimi artırması ve finansal piyasalarını derinleştirmesi öneriliyor. Ayrıca, gelişmiş ülkelerin de mali politikalarını gözden geçirmeleri gerektiği ifade ediliyor.
Gopinath ve meslektaşları, 2008 küresel finans krizinden sonra uygulanan genişlemeci para politikalarının, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışlarını artırdığını ve bu durumun kur dalgalanmalarına yol açtığını hatırlatıyor. Bu bağlamda, tek taraflı kur baskıları yerine, küresel finansal güvenlik ağlarının güçlendirilmesi ve G20 gibi platformlarda koordineli politikaların benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu tartışma, Türkiye ekonomisi için de önemli çıkarımlar içeriyor. Türkiye, kronik cari açık ve yüksek dış finansman ihtiyacı nedeniyle küresel dengesizliklere duyarlı bir ülke. Yuanın değerlenmesi, Çin'den yapılan ithalatı pahalılaştırabilir ve Türkiye'nin ihracatını olumlu etkileyebilir. Ancak asıl ders, yapısal reformların ve iç tasarrufun artırılmasının önemidir. Türkiye'nin de benzer şekilde, kur ayarlamaları yerine verimlilik artışına ve katma değerli üretime odaklanması gerekiyor. Ayrıca, küresel ticaret savaşlarından kaçınmanın, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilerin istikrarı için kritik olduğu açık.