Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba, France 24 televizyonuna verdiği özel mülakatta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'ya yönelik savaşını tarihe geçme hırsıyla yürüttüğünü öne sürdü. Kuleba, Putin'in kendisini Büyük Petro gibi tarihî bir figür olarak konumlandırmaya çalıştığını belirtti. Mülakat, Kuleba'nın Rus liderin emperyal hayallerini sorguladığı bir konuşma olarak öne çıktı.
Bronz Süvari'den Putin'in tarih anlayışına
Kuleba'nın France 24'teki sözleri, St. Petersburg'daki Senato Meydanı'nda bulunan efsanevi Bronz Süvari heykeline atıfla şekillendi. Heykel, şehrin kurucusu Büyük Petro'nun onuruna II. Katerina tarafından 1782'de yaptırılmıştı. Kaide üzerindeki kısa yazıtta "Birinci Petro'ya, İkinci Katerina, 1782" ifadesi yer alıyor. Kuleba, bu tarihî referans üzerinden Putin'in kendisini nasıl bir mirasçı olarak gördüğünü sorguladı.
Putin, geçmişte defalarca Büyük Petro'ya öykündüğünü dile getirmişti. 2022'deki bir konuşmasında Petro'nun Rusya'yı güçlendirdiğini ve topraklarını genişlettiğini söylemişti. Bu söylem, Ukrayna savaşının ideolojik zeminini oluşturuyor. Kuleba, Putin'in tarih kitaplarında yer almak için savaşı araçsallaştırdığını savundu.
Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, 2022 Şubat'ında başladı. Savaş, yüz binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı. Kuleba, uluslararası toplumun Putin'in bu emperyal hırsına karşı birleşmesi gerektiğini vurguladı.
Savaşın küresel ve bölgesel boyutu
Ukrayna savaşı, Avrupa'nın güvenlik mimarisini derinden sarstı. NATO, Finlandiya ve İsveç'in üyeliğiyle genişledi. Batı ülkeleri, Rusya'ya karşı benzeri görülmemiş yaptırımlar uyguladı. Kuleba'nın France 24 mülakatı, bu süreçte Ukrayna'nın uluslararası kamuoyunu etkileme çabasının bir parçası.
Rusya, savaşı kendi tarih anlatısı içinde meşrulaştırmaya çalışıyor. Putin, sık sık Rusya'nın tarihî topraklarını geri aldığını iddia ediyor. Ancak Kuleba ve Batılı liderler, bunun bir haklılaştırma çabası olduğunu belirtiyor. Savaş, küresel gıda ve enerji krizlerini de tetikledi.
Türkiye, savaşın başından bu yana denge politikası izliyor. Bir yandan Ukrayna'ya insansız hava araçları satarken, diğer yandan Rusya ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürüyor. Kuleba'nın mesajları, Ankara'nın arabuluculuk rolünü de etkiliyor. Tahıl koridoru anlaşması, Türkiye'nin diplomatik başarısı olarak kaydedildi.
Kuleba'nın mülakatı, savaşın gidişatına dair önemli ipuçları veriyor. Ukrayna, karşı taarruzunu sürdürürken Batı'dan daha fazla askerî destek bekliyor. Putin ise zafer elde ederse bunu tarihî bir başarı olarak sunacak. Bu nedenle Kuleba, uluslararası baskının artırılması gerektiğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ukrayna savaşı, Türkiye'nin jeopolitik konumunu daha da kritik hale getiriyor. Ankara, Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak boğazları savaş gemilerine kapatmış, böylece gerilimi sınırlı tutmaya çalışıyor. Kuleba'nın France 24'teki mesajları, Türkiye'nin Ukrayna'ya verdiği desteğin önemini bir kez daha gösteriyor. Öte yandan Rusya ile enerji ve ticaret bağları, Batı ile ilişkilerde dengeyi zorunlu kılıyor. Savaşın uzaması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü ve bölgesel istikrarı doğrudan etkiliyor. Tahıl koridoru gibi girişimler, Türkiye'nin diplomatik etkinliğini artırıyor. Ancak Batı yaptırımlarına tam uyum sağlanmaması, Ankara ile müttefikleri arasında zaman zaman gerilim yaratabiliyor. Türkiye, hem Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü destekleyip hem de Rusya ile diyaloğu sürdürerek hassas bir dengeyi korumaya çalışıyor.