Küba, 7 Temmuz Salı günü ulusal elektrik şebekesinin bir gün önce çökmesinin ardından adanın genelinde elektrik tedarikini yeniden sağlamakta zorlanırken, milyonlarca Kübalı hâlâ elektriksiz yaşamaya çalışıyor. Karayip ada ülkesinin enerji altyapısı, yıllardır süren bakım eksikliği, yakıt kıtlığı ve ekonomik yaptırımların etkisiyle kırılgan bir hal almış durumda. Havana merkezli yetkililer, sistemin tamamen devre dışı kalmasının ardından öncelikli olarak hastaneler ve su pompa istasyonları gibi kritik tesislere enerji sağlanması için çalışmalara başladıklarını duyurdu. Ancak onarım ekiplerinin karşılaştığı lojistik zorluklar, elektriğin adanın tamamına ne zaman verilebileceğine dair net bir takvim oluşturulmasını engelliyor.
Küba'nın Enerji Altyapısındaki Kırılganlık
Adadaki termik santrallerin büyük bölümü, on yıllardır süren ABD ticaret ambargosu nedeniyle yedek parça ve bakım hizmeti bulmakta zorlanıyor. Son yıllarda Venezuela, Rusya ve Çin'den gelen enerji yardımlarıyla ayakta durmaya çalışan sistem, özellikle 2023'teki akaryakıt krizinden bu yana sık sık kesintilerle karşılaşıyor. Uzmanlar, mevcut santrallerin ortalama yaşının 40 yılı aştığını ve büyük çaplı bir yenileme yapılmadığı sürece benzer çöküşlerin tekrarlanabileceği uyarısında bulunuyor. Kriz, aynı zamanda Küba'nın enerji bağımsızlığı hedefinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Hükümetin güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelme planları ise yatırım eksikliği nedeniyle yavaş ilerliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Küba'daki elektrik kesintisi, Karayipler bölgesinde enerji güvenliği konusunu yeniden gündeme taşırken, ABD ile ilişkilerde de yeni bir gerginlik unsuru oluşturuyor. Washington'un uyguladığı ambargonun bu tür krizlerin derinleşmesine neden olduğu yönündeki Havana iddiaları, birçok Latin Amerika ülkesinde de destek buluyor. Öte yandan, Küba'nın enerji sıkıntısı, bölgede turizm sektörünü de olumsuz etkiliyor; ada ekonomisinin can damarı olan turizm, sık sık yaşanan kesintiler nedeniyle zaten zor durumda. Küresel ölçekte ise bu durum, gelişmekte olan ülkelerin enerji altyapılarının iklim değişikliği ve jeopolitik baskılara karşı ne kadar savunmasız olduğunu hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba'daki enerji krizi, Türkiye'nin enerji politikaları açısından iki önemli ders içeriyor. Birincisi, enerji kaynaklarında çeşitlendirmenin kritik önemi; Türkiye, Rusya, İran ve LNG tedarikçileriyle olan ilişkilerini dengelerken yerli ve yenilenebilir kaynakları da devreye alarak benzer bir kırılganlığı azaltabilir. İkincisi, yaptırımların enerji altyapısını nasıl tahrip edebileceği konusunda Küba örneği, Türkiye'nin uluslararası yaptırımlardan kaçınma çabalarının altını çiziyor. Doğrudan bir bağlantı olmasa da, Türkiye'nin enerji diplomasisi ve Afrika ile Latin Amerika'ya yönelik yatırımları, bu tür krizlerde istikrar sağlayıcı aktör olma potansiyelini göstermektedir.