Küba, Temmuz ayında yaşanan üç büyük ulusal elektrik kesintisinin ardından dün gece bir kez daha ülke genelinde elektrik şebekesinin çökmesiyle karşı karşıya kaldı. Yetkililer, arızanın nedenine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmazken, enerji krizinin derinleştiği ve ABD'nin uyguladığı ekonomik ambargonun etkisiyle yakıt sıkıntısının büyüdüğü belirtiliyor. Başkent Havana başta olmak üzere birçok kentte sokaklar karanlığa gömülürken, hastaneler ve su pompalama istasyonları jeneratörlerle çalışmaya devam ediyor.
Gelişmenin arka planı
Küba Devlet Elektrik Birliği (UNE), dün akşam saatlerinde ülkenin batısındaki bir enerji santralinde meydana gelen arızanın ardından şebekenin tamamen devre dışı kaldığını duyurdu. Bu, ülkede Temmuz ayı içinde yaşanan üçüncü büyük kesintiden sonraki dördüncü çöküş olarak kayıtlara geçti. Temmuz başında, orta ve doğu bölgelerdeki termik santrallerdeki bakım çalışmaları ve yakıt eksikliği nedeniyle günlük 8-10 saatlik kesintiler yaşanmış, hükümet olağanüstü önlemler almıştı.
Küba hükümeti, kesintilerin ana nedeni olarak ABD'nin 1962'den bu yana uyguladığı ticari ambargoyu ve özellikle son yıllarda sıkılaştırılan yaptırımları gösteriyor. Ada, petrol ithalatının büyük bölümünü Venezuela'dan sağlıyor; ancak Venezuela'nın kendi üretimindeki düşüş ve ABD'nin bu ülkeye yönelik yaptırımları, Küba'nın enerji tedarikini ciddi şekilde sekteye uğratıyor. Ayrıca, ülkenin eski ve bakımsız enerji altyapısı, artan talep ve sık sık yaşanan arızalar nedeniyle sistemi kırılgan hale getiriyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Küba'daki enerji çöküşü, sadece bir ada ülkesinin iç sorunu olmaktan öte, Soğuk Savaş döneminden kalma ambargonun sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, her yıl ABD ambargosunu kınayan kararlar almasına rağmen, Washington'un politikalarında bir değişiklik görülmüyor. Son olarak, ABD Başkanı Donald Trump döneminde başlatılan ve Biden yönetimi tarafından da sürdürülen sert yaptırımlar, Küba'nın uluslararası finansman ve enerji tedarikini daha da zorlaştırıyor.
Uzmanlar, bu durumun Karayipler bölgesinde göç dalgalarını tetikleyebileceği ve bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Küba'dan ABD'ye yönelik düzensiz göç, son yıllarda artış göstermiş durumda. Ayrıca, Rusya ve Çin'in Küba'ya artan ilgisi, enerji krizinin jeopolitik bir rekabet alanına dönüşebileceğine işaret ediyor. Rusya, yakın zamanda Küba'ya insani yardım ve yakıt sevkiyatı yaparken, Çin de altyapı projeleri için finansman önerilerini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Küba'daki gelişmeleri yakından izlemekle birlikte, bu durumun doğrudan bir etkisi bulunmuyor. Ancak, Küba'nın enerji krizi, uluslararası alanda ambargoların ve yaptırımların etkisine dair önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, benzer yaptırımlarla karşı karşıya kalan ülkelerle (örneğin Rusya, İran) ilişkilerini geliştirirken, bu tür krizlerin ülkelerin iç istikrarını nasıl etkileyebileceğini göstermesi açısından dikkat çekici. Ayrıca, Küba'nın enerji altyapısını yenileme ihtiyacı, Türk müteahhitlik ve enerji firmaları için orta vadede fırsatlar doğurabilir; ancak ABD yaptırımları nedeniyle bu tür işbirlikleri riskli ve zorlu olabilir. Bu bağlamda, Türkiye'nin uluslararası enerji ve ticaret politikalarında çok yönlü stratejiler izlemesi gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor.