Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, ülke ekonomisinin içinde bulunduğu derin krizden çıkış için “acil değişiklikler” yapılması gerektiğini söyledi. Komünist Parti liderlerine hitaben yaptığı konuşmada Díaz-Canel, ABD’nin uyguladığı petrol ambargosunun krizi daha da ağırlaştırdığını vurguladı. Küba’nın mevcut ekonomik modelinin sürdürülemez olduğunu belirten başkan, reformlarda Çin ve Vietnam’ın izlediği yolların örnek alınabileceğini ifade etti. Bu açıklamalar, adanın son 30 yılın en büyük ekonomik daralmasını yaşadığı ve temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlıkların baş gösterdiği bir dönemde geldi.
Ekonomik krizin boyutları ve yapısal sorunlar
Küba ekonomisi, 2020’den bu yana üst üste daralma kaydetti. 2022’de %2,5 oranında küçülen ekonomi, 2023’te de %1,9 geriledi. Turizm gelirlerindeki düşüş, işçi dövizlerinin azalması, kamu sektörünün verimsizliği ve ABD ambargosunun sıkılaşması krizin ana nedenleri arasında sayılıyor. Özellikle enerji sektöründe yaşanan sıkıntılar üretimi durma noktasına getirdi. Gıda, ilaç ve yakıt gibi temel ürünlerde yaşanan kıtlık halkı zor durumda bırakıyor. Díaz-Canel’in konuşmasında Çin ve Vietnam’a atıfta bulunması, Küba’nın sosyalist sistemi korurken belirli alanlarda piyasa mekanizmalarına daha fazla yer verebileceği şeklinde yorumlandı. Ancak ülke içinde reformlara karşı muhafazakar kanadın direnci de biliniyor.
ABD ambargosu ve uluslararası boyut
ABD’nin 1962’den beri uyguladığı ekonomik ambargo, 1992’de çıkarılan Torricelli Yasası ve 1996’daki Helms-Burton Yasası ile daha da katılaştırıldı. Biden yönetimi, Trump döneminde artırılan yaptırımların bir kısmını hafifletse de ambargonun temel unsurları devam ediyor. Küba yönetimi, ambargonun yol açtığı zararın bugüne kadar 150 milyar doları aştığını öne sürüyor. Venezuela’daki siyasi kriz ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi uluslararası gelişmeler de Küba’nın dış destek kaynaklarını daraltarak krizi derinleştiriyor. Çin ve Vietnam, Küba’nın diplomatik olarak en yakın müttefikleri arasında yer alsa da, bu ülkelerden gelen ekonomik yardım ve yatırımlar adanın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba ekonomisindeki bu gelişmeler, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, Latin Amerika ile ilişkiler bağlamında dolaylı önem taşıyor. Türkiye’nin Küba ile ticaret hacmi sınırlı olmakla birlikte, iki ülke arasında son yıllarda turizm ve kültürel alanlarda işbirliği artmıştı. Küba’da yaşanacak ekonomik dönüşüm, Türk firmaları için inşaat, tarım ve turizm sektörlerinde yeni fırsatlar doğurabilir. Ancak ABD ambargosunun oluşturduğu riskler nedeniyle bu fırsatların hayata geçmesi zor görünüyor. Bölgesel açıdan bakıldığında, Küba’nın istikrara kavuşması Karayipler ve Latin Amerika’da siyasi dengeleri olumlu etkileyebilir; bu da Türkiye’nin bölgeye yönelik dış politikası için daha öngörülebilir bir ortam sağlayabilir.