Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, ABD'yi Küba halkına karşı 'soykırım' uygulamakla ve adayı ele geçirmeye çalışmakla suçladı. Díaz-Canel, başkent Havana'da düzenlenen bir mitingde yaptığı konuşmada, ABD'nin Ocak ayından bu yana uyguladığı petrol ambargosunun ülkeyi kasıtlı olarak ekonomik çöküşe sürüklediğini ve bunun açık bir soykırım eylemi olduğunu savundu. Küba, son on yılların en ciddi ekonomik krizlerinden birini yaşıyor; gıda, ilaç ve temel ihtiyaç maddelerinde ciddi kıtlıklar baş gösteriyor. Devlet başkanı, ABD'nin asıl amacının ülkede rejim değişikliği sağlamak olduğunu, bu nedenle ambargoyu sıkılaştırarak halkı açlığa ve yoksulluğa mahkum ettiğini ifade etti.
Ambargonun seyri ve etkileri
ABD'nin Küba'ya yönelik ticari ambargosu 1962 yılından bu yana yürürlükte. Ancak son dönemde, özellikle Trump yönetiminin uyguladığı maksimum baskı politikaları ve Biden yönetiminin bunları büyük ölçüde sürdürmesiyle ambargo daha da sertleşti. Ocak ayında uygulamaya konulan yeni petrol ambargosu, Küba'nın enerji ihtiyacını karşılamak için tek bağımlı olduğu kaynaklardan birini kesti. Venezuela'nın azalan petrol sevkiyatı ve Meksika'dan gelen sınırlı yardımlar, adanın enerji krizini derinleştirdi. Elektrik kesintileri günlük yaşamın parçası haline gelirken, hastanelerde jeneratörlerle idare edilmeye çalışılıyor. Gıda fiyatları yükselirken, temel ürünlerde karne uygulaması bile bazı kalemleri kapsayamıyor. Küba hükümeti, içinde bulunduğu durumdan ABD'yi sorumlu tutuyor ve uluslararası toplumdan desteğini esirgememesini bekliyor.
Díaz-Canel ayrıca, ABD'nin Küba'ya yönelik yıkıcı eylemlerinin sadece ekonomik ambargoyla sınırlı olmadığını, gizli operasyonlar ve dezenformasyon kampanyalarıyla da ülkede istikrarsızlık yaratmaya çalıştığını iddia etti. Küba lideri, bu politikaların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun yıllardır ambargoya karşı aldığı kararlara rağmen ABD'nin bu kararları hiçe saydığını hatırlattı.
Bölgesel ve küresel boyut
Küba'nın bu suçlamaları, Soğuk Savaş'tan bu yana süren ABD-Küba düşmanlığının yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor. ABD ise, Küba'yı siyasi baskı ve insan hakları ihlalleriyle suçluyor ve ambargonun amacının demokrasiyi teşvik etmek olduğunu savunuyor. Latin Amerika'da birçok sol görüşlü hükümet Küba'ya destek açıklamaları yaparken, bazıları da bu durumu ABD'nin bölgeye yönelik hegemonyasının bir göstergesi olarak nitelendiriyor. Küba'nın müttefikleri arasında Rusya ve Çin öne çıkıyor. İki ülke de son dönemde Küba'ya ekonomik yardımlarını artırdı. Bu destekler, adanın ambargo altındaki krizini hafifletmeye çalışıyor. Ancak uzmanlar, ABD yaptırımlarının kapsamının genişliği ve uluslararası finans sistemine erişimin kısıtlı olması nedeniyle bu yardımların yetersiz kaldığını belirtiyor. Küba'nın turizm gelirleri de pandemi sonrası toparlanmaya çalışırken, bu durum ekonomik toparlanmayı daha da zorlaştırıyor.
BM'nin insan hakları raporları, ambargonun Küba halkı üzerinde yıkıcı etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Gıda güvensizliği, ilaç kıtlığı ve altyapı çöküşü, halkın yaşam koşullarını her geçen yıl daha da ağırlaştırıyor. Küba yönetimi ise devrim mirasına sadık kalarak ayakta kalmaya çalışıyor, ancak artan göç dalgaları ve toplumsal hoşnutsuzluk bu mücadeleyi zorlaştırıyor. Son yıllarda Küba'dan ABD'ye doğru yaşanan düzensiz göçler, iki ülke arasındaki gerginliği daha da artıran bir faktör olarak öne çıkıyor. Küba, ABD'nin kendisini zayıflatmak için bu göçleri teşvik ettiğini iddia ediyor. ABD ise, Küba'nın ekonomik krizini yönetemediğini ve halkının kendi ülkesini terk ettiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye ile Küba arasında tarihsel olarak dostane ilişkiler bulunuyor. Karşılıklı ticaret hacmi düşük olsa da, Türkiye'nin Küba ile ilişkileri ABD yaptırımlarına rağmen gelişme eğiliminde. Türkiye, Latin Amerika açılımı kapsamında Küba'ya yönelik diplomatik ve ekonomik işbirliğini artırma çabasında. ABD'nin Küba'ya uyguladığı ambargo, Türkiye'nin bölgedeki ticari ve siyasi manevra alanını dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, uluslararası hukuka aykırı bulduğu tek taraflı yaptırımlara karşı duruşuyla, Küba'nın bu konudaki destek taleplerine olumlu yaklaşabilir. Ayrıca, Türkiye'nin savunma sanayii ve inşaat sektörleri için Küba potansiyel bir pazar oluşturuyor. Ancak bu ilişkilerin gelişmesi, ABD ile yaşanan diplomatik gerilimler nedeniyle dikkatli bir denge politikası gerektiriyor.