ABD'de yüksek dereceli (investment grade) şirket tahvili ihraçları Ağustos ayında tarihi bir rekora imza atarak, yatırımcıların artan iştahı ve şirketlerin düşük maliyetlerden borçlanma fırsatını kullanma isteğiyle dikkat çekti. Oaktree Capital Management'ın Stratejik Kredi platformunun baş yatırım sorumlusu yardımcısı Milwood Hobbs, bu rekoru açıklarken 'momentum' faktörüne işaret etti: Piyasa, ekonomik belirsizliklere rağmen risk iştahının yüksek olduğu bir dönemden geçiyor. Bloomberg Real Yield programında konuşan Hobbs ve BNP Paribas ABD Kredi Stratejisi Başkanı Meghan Robson, bu eğilimin önümüzdeki aylarda da sürebileceğini, ancak dikkat edilmesi gereken risklerin bulunduğunu vurguladı.
Rekor İhracın Arkasındaki Dinamikler
Ağustos ayında ABD'de yüksek dereceli şirket tahvili satışlarının 150 milyar doları aşarak (Bloomberg verilerine göre) 2020 yılındaki önceki rekordan daha yüksek bir seviyeye ulaştığı belirtiliyor. Bu artışta, Federal Rezerv'in faiz indirimi sinyalleriyle birlikte piyasa koşullarının iyileşmesi ve yatırımcıların enflasyon korkularının hafiflemesi etkili oldu. Milwood Hobbs, şirketlerin bu fırsat penceresini değerlendirmekte aceleci davrandığını, çünkü arzın artmasıyla faizlerin yeniden yükselebileceğini düşündüklerini ifade etti.
Meghan Robson ise, özellikle teknoloji ve iletişim sektörlerindeki şirketlerin, bilançolarını güçlendirmek ve yatırım yapmak için ihraçlara yöneldiğine dikkat çekti. 'İvme gerçekten önemli; yatırımcılar yeni ihraçları adeta kapışıyor ve bu, piyasanın derinliğini gösteriyor. Ancak bu kadar yoğun bir arz, fiyatlamada seçiciliği artırabilir' dedi. Robson, ayrıca derecelendirme kuruluşlarının not artırımlarının da ihraçları desteklediğini ekledi.
Küresel Piyasalar Açısından Süren İvme ve Riskler
Kredi piyasasındaki bu olumlu hava sadece ABD ile sınırlı değil. Avrupa'da da şirket tahvili ihraçlarının güçlü seyrettiği, gelişmekte olan piyasalara yönelik fon akışlarının arttığı gözleniyor. Hobbs, 'küresel likidite koşullarının nispeten elverişli olması, yatırımcıların getiri arayışını körüklüyor' değerlendirmesinde bulundu. Ancak uzmanlar, merkez bankalarının politikalarındaki olası bir şahin sürprizin ya da jeopolitik gerilimlerin bu iyimserliği hızla tersine çevirebileceği uyarısında da bulunuyor.
Özellikle önümüzdeki aylarda ABD Başkanlık seçimlerinin ve Çin ekonomisindeki yavaşlamanın risk unsurları olduğu hatırlatılıyor. Robson, 'Kredi döngüsünün zirvesinde olabileceğimiz yönünde sinyaller var; bu yüzden yatırımcıların seçici olması gerekiyor' şeklinde konuştu. Yine de, şu an için piyasa katılımcılarının iyimserliğini koruduğu ve yıl sonuna kadar ihraçların güçlü kalabileceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için doğrudan olmasa da dolaylı olarak kritik bir önem taşıyor. Küresel kredi piyasasındaki canlılık, gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy yatırımlarını artırarak Türk varlıklarına olan ilgiyi de canlandırabilir. Özellikle Türkiye'nin dış finansman ihtiyacı düşünüldüğünde, uygun küresel likidite koşullarının devam etmesi, Türkiye'nin uluslararası tahvil ihraçlarında maliyetlerin düşük kalmasına yardımcı olabilir. Öte yandan, ABD faizlerinin uzun süre yüksek kalması durumunda bu avantajın azalacağı ve finansal koşulların sıkılaşacağı da göz ardı edilmemeli. Türkiye'nin kredi notu ve risk primi (CDS) üzerinde de olumlu bir etkide bulunabilecek bu ivme, yatırımcı güveninin artmasına katkı sağlayabilir. Ancak, iç politik gelişmeler ve enflasyon dinamikleri gibi yerel faktörlerin etkisi her zaman belirleyici olmaya devam edecektir.