Birleşik Krallık'ın amiral gemisi konumundaki uçak gemisi HMS Queen Elizabeth, cumartesi günü akşam saatlerinde Portsmouth Deniz Üssü'nden ayrılarak planlanan eğitim görevine başladı. Geminin ayrılışı, İngiliz yerel saatiyle (BST) yaklaşık 18:20'de gerçekleşti. Bu hareket, Kraliyet Donanması'nın son yıllardaki en büyük ve en gelişmiş savaş gemisinin rutin eğitim programının bir parçası olarak duyuruldu. Görev kapsamında geminin, mürettebat eğitimi, uçuş operasyonları ve deniz güvenliği tatbikatlarına katılacağı belirtiliyor.
Geminin özellikleri ve tarihsel arka plan
HMS Queen Elizabeth, Birleşik Krallık Kraliyet Donanması için inşa edilen iki Queen Elizabeth sınıfı uçak gemisinden ilki. Yaklaşık 65.000 ton deplasmana sahip olan gemi, 280 metre uzunluğunda ve dünyanın en büyük savaş gemileri arasında yer alıyor. 2017 yılında hizmete giren gemi, F-35B Lightning II kısa kalkış ve dikey iniş (STOVL) savaş uçaklarını taşıyacak şekilde tasarlandı. Geminin inşası, Birleşik Krallık'ın deniz havacılığı yeteneklerini yeniden tesis etme stratejisinin önemli bir ayağını oluşturuyor. İkinci gemi HMS Prince of Wales ise 2019'da hizmete girdi.
HMS Queen Elizabeth, bugüne kadar çeşitli operasyonlara katıldı. 2021 yılında Güney Çin Denizi'ne gönderilerek uluslararası sulardaki varlığını göstermiş, ayrıca NATO tatbikatlarında yer almıştı. Geminin Portsmouth'tan ayrılışı, genellikle planlı bakım ve eğitim döngülerinin bir parçası olarak gerçekleşiyor. Bu tür eğitim görevleri, geminin operasyonel hazırlık seviyesini koruması açısından kritik önem taşıyor. Kraliyet Donanması yetkilileri, eğitimlerin mürettebatın denizde uzun süreli görevlere uyum sağlamasını ve uçak gemisi operasyonlarının sorunsuz yürütülmesini hedeflediğini belirtiyor.
İngiliz hükümeti, son yıllarda savunma bütçesinde yaptığı artışlarla deniz kuvvetlerine yatırım yapmaya devam ediyor. 2021 yılında yayımlanan Entegre Gözden Geçirme belgesi, Birleşik Krallık'ın Hint-Pasifik bölgesine yönelik ilgisini artıracağını ve deniz gücünün bu stratejide merkezi bir rol oynayacağını ortaya koydu. HMS Queen Elizabeth'in eğitim seferleri, bu stratejinin pratiğe dökülmesi olarak yorumlanıyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
HMS Queen Elizabeth'in eğitim görevi, sadece rutin bir askeri faaliyet olmanın ötesinde, Birleşik Krallık'ın küresel bir deniz gücü olma iddiasını sürdürdüğünü gösteriyor. Brexit sonrası dönemde Londra, 'Küresel Britanya' vizyonu çerçevesinde askeri varlığını genişletme çabasında. Uçak gemisi, bu vizyonun en görünür sembollerinden biri. Özellikle Hint-Pasifik'te artan Çin etkisi ve Güney Çin Denizi'ndeki gerilimler karşısında, İngiltere'nin bölgeye uçak gemisi göndermesi, müttefikleriyle dayanışma mesajı olarak algılanıyor.
NATO çerçevesinde ise HMS Queen Elizabeth, ittifakın deniz unsurlarına önemli bir katkı sunuyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'nın güvenlik mimarisi yeniden şekillenirken, İngiltere'nin deniz gücünü aktif tutması, Baltık ve Kuzey Atlantik'te caydırıcılığı artırıyor. Geminin eğitimlerinin, olası bir kriz durumunda hızlı müdahale kapasitesini test ettiği düşünülüyor. Ayrıca, ABD ile yürütülen ortak tatbikatlar, İngiliz-Amerikan savunma işbirliğinin derinliğini gösteriyor.
Uzmanlar, uçak gemilerinin yüksek maliyetleri ve bakım ihtiyaçları nedeniyle eleştirilere maruz kaldığını hatırlatıyor. Ancak savunma analistleri, uçak gemisinin stratejik esneklik ve güç projeksiyonu açısından vazgeçilmez olduğunu savunuyor. HMS Queen Elizabeth'in görevleri, bu tartışmanın somut bir örneği olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
HMS Queen Elizabeth'in eğitim seferi, doğrudan Türkiye'yi hedeflemese de Akdeniz ve Karadeniz'deki dengeler açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, NATO'nun önemli bir deniz gücü olarak Doğu Akdeniz'de ve Karadeniz'de aktif politikalar yürütüyor. İngiltere'nin uçak gemisi kapasitesini güçlendirmesi, ittifak içindeki dengeyi ve ortak tatbikat potansiyelini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi uçak gemisi projesi (TCG Anadolu) göz önüne alındığında, İngiliz deneyimi savunma sanayii işbirliği için fırsatlar sunabilir. Brexit sonrası Türkiye-İngiltere savunma ilişkileri, karşılıklı çıkarlar çerçevesinde derinleşme eğiliminde. Geminin olası Akdeniz görevleri, bölgesel güvenlik mimarisinde Türkiye'nin rolünü yeniden değerlendirmeyi gerektirebilir.