Londra — Prenses Diana'nın kardeşi Charles Spencer, 25 Ağustos 1997'deki trajik ölümünün hemen ardından dönemin Galler Prensi Charles'ın (şimdiki Kral III. Charles) sesinin “piyango kazanmış gibi” çıktığını ve “çılgınca sevindiğini” öne sürdü. Spencer'ın önümüzdeki günlerde yayımlanacak kitabından alıntılar, İngiliz basınında geniş yankı uyandırdı. İddialar, kraliyet ailesinin Diana'nın ölümünün ardından takındığı tutuma dair yıllardır süren tartışmaları yeniden alevlendirdi.
İddiaların Kaynağı ve Arka Planı
Charles Spencer'ın kitabında yer alan ifadelere göre, Diana'nın Paris'teki trafik kazasında hayatını kaybetmesinin hemen ardından Spencer, o dönemde veliaht prens olan Charles ile görüş alışverişinde bulundu. Spencer, Charles'ın ses tonunun “gıcırtılı ve neşeli” olduğunu, neredeyse bir piyango talihlisinin heyecanını yansıttığını belirtti. Bu ifadeler, Spencer'ın kitabının ilk bölümlerinde yer alıyor ve İngiliz yayın organları tarafından perşembe günü kamuoyuna duyuruldu.
Diana ile Charles'ın 1981'deki görkemli düğünü, 1992'de ayrılık, 1996'da ise boşanma ile sonuçlanmıştı. Boşanma sürecinde yaşanan karşılıklı suçlamalar ve Diana'nın 1995'te BBC'ye verdiği ve “Bu evlilikte üç kişi vardı” dediği röportaj, kraliyet ailesinin itibarını ciddi şekilde sarsmıştı. Diana'nın ölümü, İngiltere'de monarşiye karşı eşi benzeri görülmemiş bir öfke dalgasına yol açmış, Kraliçe II. Elizabeth'in olaylara geç müdahalesi eleştirilmişti.
Charles Spencer, kız kardeşinin ölümünden sonraki süreçte kraliyet ailesiyle yaşadığı anlaşmazlıklarla tanınıyor. 1997'deki cenaze töreninde yaptığı ve “Diana'nın kanından olanlar” ifadesini kullandığı konuşma, hâlâ hafızalarda. Spencer'ın kitabı, kraliyet ailesinin Diana'nın ölümünü nasıl karşıladığına dair şimdiye kadar anlatılan en kapsamlı birinci elden anlatım olma iddiasını taşıyor.
Kraliyet Ailesi ve Kamuoyu Tepkisi
Buckingham Sarayı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak kraliyet uzmanları, Spencer'ın iddialarının İngiliz kamuoyunda derin bir rahatsızlık yaratabileceğini belirtiyor. Özellikle Kral III. Charles'ın 2022'de tahta çıkmasının ardından popülaritesini korumaya çalıştığı bir dönemde bu tür bir iddia, monarşinin imajını yeniden sarsabilir. Diana'nın ölümünün üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen, İngiliz halkının büyük bir kesimi hâlâ “Halkın Prensesi”ne derin bir bağlılık duyuyor.
Öte yandan, Spencer'ın kitabının yayımlanmasının ardından sosyal medyada bazı kullanıcılar iddiaları “asla kanıtlanamayacak bir dedikodu” olarak nitelendirirken, bazıları da kraliyet ailesinin Diana'ya yıllarca gösterdiği soğukluğun bir yansıması olarak yorumladı. Kitabın, önümüzdeki haftalarda dünya çapında büyük ses getirmesi bekleniyor.
Diana'nın Mirası ve Kraliyet İtibarı
Prenses Diana, sadece İngiltere'de değil, dünya genelinde hayırseverlik çalışmaları ve HIV/AIDS hastalarına yönelik farkındalık kampanyalarıyla tanınıyordu. Ölümü, küresel bir yas dalgası yaratmış, milyonlarca insan cenaze törenini canlı yayında izlemişti. Diana'nın oğulları Prens William ve Prens Harry, annelerinin mirasını sürdürmeye çalışsa da, Harry'nin kraliyet ailesinden ayrılması ve ardından yaptığı açıklamalar, aile içi gerilimi derinleştirdi.
Charles Spencer'ın kitabı, bu gerilimin tarihsel kökenlerine ışık tutmayı amaçlıyor. Ancak iddiaların doğruluğu bağımsız kaynaklarca teyit edilmiş değil. Kraliyet muhabirleri, Spencer'ın kardeşinin ölümünden duyduğu acıyı hâlâ atlatamadığını ve bu kitabın bir tür “hesaplaşma” olduğunu öne sürüyor.
Uluslararası Boyut ve Monarşinin Geleceği
İngiliz monarşisi, son yıllarda Prens Andrew'un cinsel istismar iddiaları, Harry ve Meghan'ın ayrılığı ve Kraliçe II. Elizabeth'in ölümü gibi olaylarla sarsıldı. Kral III. Charles, göreve başladığından bu yana monarşiyi modernize etmeye ve kamu desteğini artırmaya çalışıyor. Ancak Diana'nın ölümüne dair bu tür iddialar, geçmişin hayaletlerinin hâlâ canlı olduğunu gösteriyor. İngiliz kamuoyunun önemli bir bölümü, monarşinin geleceğini sorgulamaya devam ediyor; özellikle genç nesiller arasında cumhuriyetçi eğilimler güçleniyor.
Uluslararası alanda ise İngiliz kraliyet ailesi, Birleşik Krallık'ın yumuşak gücünün önemli bir unsuru olarak görülüyor. Diana'nın ölümüyle ilgili tartışmalar, bu imaja zarar verebilir. Özellikle İngiliz Milletler Topluluğu ülkelerinde, monarşinin rolü zaten tartışmalı bir konu. Bu tür skandallar, Barbados'un 2021'de cumhuriyet ilan etmesi gibi adımları tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, İngiliz monarşisinin istikrarı ve uluslararası itibarı, NATO müttefikliği ve ticari ilişkiler açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, Birleşik Krallık ile savunma sanayii, ticaret ve enerji alanlarında iş birliğini sürdürüyor. Kraliyet ailesine yönelik skandallar, İngiltere'nin iç siyasetinde yeni tartışmalar yaratabilir ve Brexit sonrası dış politikada zayıflık algısını güçlendirebilir. Ancak kısa vadede Türk-İngiliz ilişkilerinde somut bir değişiklik beklenmiyor.