Koruyucu aile olmanın en zor yanlarından biri, çocuklarla kurulan güçlü bağın ardından gelen ayrılık acısı. ABD'de yaşayan Kate Rapier, Newsweek'e verdiği röportajda, koruyucu çocuklarına 'çok bağlandığı' için duyduğu suçluluğu ve acıyı paylaştı. Rapier, bağlanmanın kırılgan hissettirdiğini ancak sorun olmadığını, tam tersine bunun amacın ta kendisi olduğunu vurguladı. Bu itiraf, koruyucu aile sisteminde sıkça tartışılan bir ikilemi gündeme getiriyor: Duygusal yatırım yapmak mı, yoksa mesafeyi koruyarak acıyı azaltmak mı?
Bağlanma Korkusu ve Koruyucu Ailelerin İkilemi
Kate Rapier, koruyucu aile olmanın getirdiği duygusal yükün farkında. Üç biyolojik çocuğunun yanı sıra iki koruyucu çocuğa bakan Rapier, 'Bağlanmak korkutucu çünkü gideceklerini biliyorsunuz. Ama onları sevmemek, onlara ihanet etmek gibi geliyor' dedi. Uzmanlar, bu duygunun yaygın olduğunu belirtiyor. Çocuk psikoloğu Dr. Sarah Johnson'a göre koruyucu aileler, çocuğun biyolojik ailesine dönme ihtimali nedeniyle bilinçli ya da bilinçsiz olarak duygusal mesafe koyma eğiliminde olabiliyor. Oysa araştırmalar, koruyucu çocukların sağlıklı gelişimi için istikrarlı ve sevgi dolu bir bağın kritik olduğunu gösteriyor.
Rapier'in hikayesi, birçok koruyucu ailenin ortak deneyimini yansıtıyor. 'Onlara bağlanmamak, onları korumak değil, aksine onları daha fazla yaralamak olur' diyen Rapier, her çocuğun ayrılığında büyük bir boşluk hissettiğini ancak bu boşluğun yeni bir çocuğa kapı açtığını ifade etti. ABD'de her yıl yaklaşık 20 bin genç, koruyucu aile sisteminden ayrılıyor ve bu gençlerin bir kısmı evsiz kalma riskiyle karşı karşıya.
Koruyucu Aile Sisteminin Küresel Boyutu
Dünya genelinde milyonlarca çocuk, çeşitli nedenlerle ailelerinden ayrılmak zorunda kalıyor. UNICEF verilerine göre, dünya çapında yaklaşık 2,7 milyon çocuk kurum bakımında, ancak bu sayının kayıt dışı bakım ve sokakta yaşayan çocuklarla birlikte çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Koruyucu aile modeli, kurum bakımına alternatif olarak birçok ülkede teşvik ediliyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde, çocuğun aile ortamında büyümesinin ruhsal ve sosyal gelişimi için daha uygun olduğu kabul ediliyor. Ancak sistemin başarısı, koruyucu ailelerin yeterli desteği almasına ve duygusal yüklerinin hafifletilmesine bağlı.
Kate Rapier'in yaşadığı ikilem, aslında koruyucu aile sistemindeki temel bir gerilimi ortaya koyuyor: Çocuğun geçici olarak ailenin bir parçası olması, kalıcı bir bağ kurma isteğiyle çelişiyor. Uzmanlar, bu gerilimin yönetilebilmesi için koruyucu ailelere psikolojik destek ve eğitim verilmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Koruyucu ailelik, Türkiye'de de giderek yaygınlaşan bir model. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılı sonu itibarıyla Türkiye'de 10 bin 540 çocuk koruyucu aile yanında bakılıyor. Ancak sistem hâlâ gelişme aşamasında; koruyucu aile sayısının artırılması ve mevcut ailelere daha iyi destek mekanizmaları sunulması hedefleniyor. Rapier'in deneyimi, Türkiye'deki potansiyel koruyucu ailelere cesaret verici bir örnek oluşturabilir. Aynı zamanda, Suriyeli mülteci çocukların entegrasyonu gibi hassas konularda, koruyucu aile modelinin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi için duygusal bağlanmanın öneminin anlaşılması gerekiyor. Bu bağlamda, koruyucu ailelere yönelik psikososyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, Türkiye'nin çocuk refahı politikalarının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.