Suudi Arabistan, dünyanın en önemli enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'na alternatif olarak petrol ihracatının bir kısmını Kızıldeniz'deki terminaline yönlendirdi. Ancak bu adım, Körfez ülkelerinin çoğunun hâlâ bu dar su yoluna bağımlı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, dünya petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri ve küresel LNG ticaretinin dörtte biri bu boğazdan geçiyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve İran'ın deniz güvenliğine yönelik tehditleri, bölgedeki enerji akışının kesintiye uğrama riskini artırıyor.
Hürmüz Boğazı'nın stratejik önemi
Basra Körfezi ile Umman Körfezi'ni birbirine bağlayan Hürmüz Boğazı, İran ve Umman arasında yer alıyor. Genişliği en dar noktasında 33 kilometreyi bulan boğaz, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) petrol ihracatının ana güzergâhı. Suudi Arabistan'ın doğu bölgesindeki petrol sahalarından yapılan ihracatın büyük bölümü bu boğazdan geçiyor. Ülke, 2019'da kısa süreli de olsa yaşanan gerginliklerin ardından, doğu kıyısındaki Ras Tanura terminalinden Batı kıyısındaki Yanbu terminaline uzanan Doğu-Batı boru hattının kapasitesini artırarak günlük 7 milyon varilin üzerine çıkardı. Ancak bu kapasite, Suudi Arabistan'ın toplam ihracatının ancak yüzde 40'ını karşılıyor.
BAE, Hürmüz Boğazı'nı bypass eden Habshan-Fujairah boru hattını 2012'de devreye aldı. Günlük 1.8 milyon varil kapasiteli hat, ülkenin doğudaki Abu Dabi kıyılarındaki petrol sahalarını Umman Körfezi kıyısındaki Fujairah limanına bağlıyor. Ancak bu kapasite de BAE'nin toplam üretiminin yaklaşık üçte birini karşılayabiliyor. Kuveyt ve Katar ise boğaz dışına çıkış için önemli bir boru hattına sahip değil. Kuveyt, günlük üretiminin tamamını Hürmüz üzerinden ihraç ederken, Katar da dünyanın en büyük LNG ihracatçısı olarak tüm sevkiyatını bu boğaz üzerinden gerçekleştiriyor.
Jeopolitik riskler ve enerji güvenliği
İran, uluslararası baskılar karşısında zaman zaman boğazı kapatmakla tehdit ediyor. 2019'da ABD ile İran arasındaki gerginlik sırasında boğazda ticari gemilere yönelik saldırılar yaşandı. 2023'te de İran'ın uluslararası sularda ticari gemilere el koyduğu olaylar kaydedildi. Bu tehditler, küresel enerji güvenliğini tehdit ettiği kadar, bölgedeki petrol fiyatlarının oynaklığını da artırıyor. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması durumunda petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkacağını ve küresel ekonomik durgunluğa yol açabileceğini belirtiyor. Bu nedenle, Körfez ülkeleri alternatif boru hatları ve deniz yolları üzerinde çalışmalarını hızlandırdı. Özellikle Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı hattı ve BAE'nin Habshan-Fujairah hattı, kısa vadeli çözüm olarak öne çıkıyor.
Ancak uzmanlar, bu boru hatlarının kapasitesinin yeterli olmadığını ve büyük yatırımlar gerektirdiğini vurguluyor. Suudi Arabistan'ın 2023'te başlattığı Doğu-Batı hattı genişletme projesinin tamamlanması için birkaç yıl daha gerekiyor. BAE de Fujairah limanını genişletme ve yeni depolama tesisleri inşa etme planlarını sürdürüyor. Ancak bu yatırımların tamamı, Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmaya yetmiyor. Katar, kendi LNG tesislerini boğazın dışına taşımayı düşünüyor ancak bu çok maliyetli bir proje. Ülke, 2023'te İngiltere ve Çin'e yönelik yeni LNG anlaşmaları imzalayarak tedarik zincirini çeşitlendirmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri yakından izliyor. Boğazın kapanması durumunda dünya enerji fiyatlarının yükselmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini doğrudan etkileyebilir. Türkiye, bu riski azaltmak için Azerbaycan, Rusya ve İran'dan doğalgaz boru hatları çeşitliliğini artırdı ancak petrol ithalatında Körfez'e olan bağımlılık sürüyor. Türkiye'nin Ceyhan limanı, Hazar ve Doğu Akdeniz enerji kaynakları için bir ihracat noktası olma potansiyeline sahip. Bu nedenle, Hürmüz Boğazı'na alternatif güzergâhlar arasında Türkiye'nin önemi artabilir. Özellikle Irak'ın Kerkük-Ceyhan boru hattının kapasitesinin artırılması ve Katar LNG'sinin Türkiye'ye ulaşması için Doğu Akdeniz'de yeni projeler geliştirilmesi, Türkiye'nin enerji güvenliğine katkı sağlayabilir.