Güney Koreli bireysel yatırımcılar, yerel borsa KOSPI endeksindeki sert düşüşün etkisiyle yeniden Wall Street'e yöneliyor. Yurt içi piyasalardaki hayal kırıklığı, “karıncalar” olarak bilinen emeklilik ve küçük tasarruf sahibi yatırımcıları ABD hisse senetlerine ve borsa yatırım fonlarına (ETF) yönlendiriyor. Bu akım, Kore’nin yerel borsasını canlandırma çabalarını zorlaştırırken, küresel piyasalarda da önemli bir sermaye akışı yaratıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Güney Kore’de bireysel yatırımcılar uzun süredir “karınca” (gaemi) olarak adlandırılıyor; çünkü küçük ama çok sayıda ve çalışkan yatırımcılar olarak görülüyorlar. Son yıllarda bu yatırımcıların yerel borsaya ilgisi artmış, özellikle pandemi döneminde KOSPI endeksi rekor seviyelere çıkmıştı. Ancak 2023 ve 2024 yıllarında KOSPI, küresel faiz artışları, Çin ekonomisindeki yavaşlama ve yarı iletken sektöründeki döngüsel zayıflık gibi faktörlerle yaklaşık %15-%20 oranında geriledi.
Bu düşüş, özellikle Samsung Electronics, SK Hynix gibi ağırlığı yüksek teknoloji hisselerinden kaynaklandı. Yerel yatırımcıların portföyleri bu hisselere aşırı bağımlı olduğu için, yaşanan kayıplar bireysel yatırımcıların moralini bozdu. Bu gelişme, hükümetin “Kore Değer Artış Programı” (Corporate Value-up Program) gibi yerel borsayı canlandırma girişimlerine rağmen yaşandı. Program, şirketlerin temettü dağıtımını artırmasını ve hisse geri alımı yapmasını teşvik ederek KOSPI'yi canlandırmayı hedefliyordu.
Ancak bu önlemler yeterli olmadı. Bireysel yatırımcılar, daha yüksek getiri vaat eden ABD piyasalarına yönelmeye başladılar. Özellikle Nvidia, Apple, Tesla gibi devlerin performansı, Koreli yatırımcıların ilgisini çekti. Kore Menkul Kıymetler Borsası verilerine göre, bireysel yatırımcıların ABD hisse senedi alımları 2023’te 94,1 trilyon won (yaklaşık 70 milyar dolar) ile rekor kırdı; bu tutar 2024'te de yüksek seyretti. Aynı dönemde yerel borsadaki hisse senedi alım satım hacimleri düşüş gösterdi.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu eğilimin küresel etkileri de büyük. Güney Koreli bireysel yatırımcıların ABD piyasalarına olan ilgisi, hem Kore wonunun değer kaybetmesine hem de ülkeden sermaye çıkışına neden oluyor. Bu durum, Kore Merkez Bankası’nın (BOK) faiz politikalarını da etkiliyor. Ayrıca ABD borsalarına yönelik bu akım, gelişmiş piyasalara sermaye girişi sağlarken, gelişmekte olan piyasalardan fon çıkışına da yol açıyor.
Bu eğilim, diğer Asya ülkelerindeki bireysel yatırımcı davranışlarıyla da paralellik gösteriyor. Japonya'da, Çin'de ve Tayvan'da da benzer bir şekilde yerel borsa performansındaki zayıflık, yatırımcıları ABD piyasalarına yönlendiriyor. Bu durum, küresel piyasalarda “pasif yatırım” eğilimini artırarak Borsa Yatırım Fonlarına (ETF) olan talebi rekor seviyelere çıkarıyor. Aynı zamanda, bu göç, gelişmekte olan ülkelerin yerli sermaye tabanını zayıflatıyor ve finansal kırılganlıkları artırabiliyor.
Güney Kore hükümeti bu duruma karşı çeşitli önlemler alıyor. Örneğin, yabancı yatırımcıların Kore borsasına çekilmesi için kurumsal yönetim reformları yapılıyor. Ancak uzmanlar, bu reformların uzun vadeli olduğunu ve kısa vadede bireysel yatırımcıları ABD piyasalarından döndürmenin zor olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için dolaylı ama önemli çıkarımlar barındırıyor. Türkiye’de de benzer bir şekilde, yerel borsa BIST 100’ün performansındaki dalgalanmalar ve yüksek enflasyon, bireysel yatırımcıları dolara endeksli veya yabancı piyasalara yönlendiriyor. Güney Kore’nin yaşadığı bu “beyin göçü”, gelişmekte olan ülkelerin sermaye tabanını korumak için cazip düzenlemeler yapması gerektiğini gösteriyor. Türkiye’nin de kurumsal yatırımcı tabanını genişletmesi, şirketlerin temettü politikalarını iyileştirmesi ve yerel borsanın derinliğini artırması kritik. Aksi takdirde, benzer bir sermaye çıkışı Türkiye’de de finansal istikrarı tehdit edebilir.