Kore Yarımadası'nın ikiye bölünmesi, yalnızca siyasi bir kriz değil, aynı zamanda onlarca yıldır aileleri ayıran insani bir trajedi. Güney Kore'de yaşayan yaşlı bir kadının, Kuzey Kore'deki erkek kardeşini son bir kez görebilme umudu, savaş sonrası ayrılan milyonlarca ailenin ortak acısını gözler önüne seriyor. Öte yandan, Kuzey'den kaçarak Güney'e sığınan bir başka kişi, halen Kuzey'de yaşayan annesini kurtarmak için hayatını hiçe sayıyor. Bu iki hikâye, Kore Savaşı'nın (1950-1953) üzerinden 70 yılı aşkın süre geçmesine rağmen, bölünmüşlüğün insanların hayatlarında hâlâ derin yaralar açtığını gösteriyor.
Kız kardeşin uzun bekleyişi
Güney Kore'nin başkenti Seul'de yaşayan 85 yaşındaki Lee Soon-ja, son arzusunun Kuzey'deki ağabeyini bir kez daha görmek olduğunu söylüyor. Kore Savaşı sırasında ailesiyle birlikte güneye kaçarken, o zamanki kaos ortamında ağabeyinden ayrı düşen Lee, yıllarca ondan haber alamamış. Ancak birkaç yıl önce, Kızılhaç aracılığıyla yapılan sınırlı aile buluşmalarında ağabeyinin hâlâ hayatta olduğunu öğrenmiş. O günden beri, iki kardeş bir kez daha kavuşabilmek için yetkililerden izin bekliyor.
Lee Soon-ja, "Ağabeyimi en son 1950'de, ben daha 12 yaşında bir çocukken gördüm. Şimdi 85 yaşındayım. Belki de onu bir daha göremem," diyor. Gözlerinde yaşlarla konuşan Lee, iki Kore arasındaki ilişkilerin zaman zaman düzelmesine rağmen, aile buluşmalarının hâlâ çok nadir ve sınırlı sayıda gerçekleştirildiğine dikkat çekiyor. En son 2018'de yapılan aile buluşmalarına katılmayı başaran şanslılardan biri olan Lee, o buluşmada ağabeyini 68 yıl sonra ilk kez görebilmiş. Ancak bu kısa buluşma, yılların hasretini dindirmeye yetmemiş; Lee şimdi bir kez daha görüşmek için sabırsızlanıyor.
Sığınmacının annesini kurtarma çabası
Kuzey Kore'den kaçan 42 yaşındaki Kim Cheol-soo ise, Güney'de yeni bir hayat kurmuş ancak aklı hep annesinde. Kim, 2016 yılında Çin üzerinden Güney Kore'ye sığınmadan önce, Kuzey Kore'nin güneybatısındaki bir kasabada yaşıyordu. Annesi ve iki kardeşini Kuzey'de bırakmak zorunda kalan Kim, onları kaçırmak için birçok kez deneme yapmış; ancak sınırın her iki tarafında da artan güvenlik önlemleri nedeniyle başarılı olamamış. Kim, "Annemi çok özlüyorum. Onu kurtarmak için her şeyi yapmaya hazırım. Ama bu imkânsız gibi görünüyor," ifadelerini kullanıyor.
Kim'in hikâyesi, Kuzey Kore'den kaçışın ne kadar tehlikeli ve zor olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Sığınmacılar, Çin üzerinden Güney Kore'ye ulaşmaya çalışırken, yakalanmaları hâlinde ağır cezalarla karşılaşabileceklerini biliyor. Üstelik geride bıraktıkları ailelerinin, onların kaçışı nedeniyle cezalandırılabileceği de bilinen bir gerçek. Kim, "Ben kaçtım ama ailemi nasıl kurtaracağımı bilmiyorum. Her gece annemi düşünüyorum. Onun yaşlı hâlini görüyorum," diyor. Kim gibi binlerce sığınmacı, ailelerini birleştirmek için uluslararası toplumun ve insan hakları örgütlerinin desteğine ihtiyaç duyuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kore Yarımadası'ndaki bu insani dram, bir yandan Soğuk Savaş'ın hâlâ süren bir mirası olarak görülürken, diğer yandan bölgesel istikrarı tehdit eden bir faktör olarak değerlendiriliyor. Kore Savaşı'ndan bu yana teknik olarak savaş durumunun sürdüğü iki ülke arasında, düzenli olarak gerçekleştirilen aile buluşmaları, diplomatik ilişkilerin yumuşadığı dönemlerde bir umut ışığı oluyor. Ancak Kuzey Kore'nin nükleer silah programı ve füze denemeleri, bu tür insani girişimlerin önünü tıkıyor.
Uluslararası toplum, Kuzey Kore'deki insan hakları ihlallerine ve ailelerin ayrılığına sık sık dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin raporları, Kuzey Kore'deki kötü muamele ve temel özgürlüklerin kısıtlanmasını eleştiriyor. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi ülkeler, Kuzey Kore'nin müttefiki olarak bu eleştirilere karşı çıkıyor. Bu durum, Kore meselesinin yalnızca iki ülke arasında değil, küresel güç dengeleri içinde çözülmesi gereken bir mesele olduğunu gösteriyor.
Analistler, Kore Yarımadası'nda kalıcı bir barışın ancak insani boyutun da ele alınmasıyla mümkün olabileceğini vurguluyor. Aile buluşmalarının düzenli hâle getirilmesi, savaş esirleri ve kaçırılanların akıbetinin aydınlatılması gibi konular, uzun vadeli bir çözümün parçası olarak görülüyor. Ancak bu adımların atılması, Kuzey Kore'nin uluslararası toplumla diyaloğa geçmesine ve nükleer programından vazgeçmesine bağlı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kore Yarımadası'ndaki bu insani dram, Türkiye'nin de yakından izlediği bir bölgesel gelişme. Türkiye, Kore Savaşı'nda BM kuvvetleri bünyesinde Güney Kore'nin yanında yer almış olması nedeniyle, Güney Kore ile tarihi bağlara sahiptir. İki ülke arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkiler güçlü; Güney Kore, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri. Bu nedenle Kore Yarımadası'nda barışın sağlanması, Türkiye'nin bölgesel istikrar vizyonuyla örtüşmektedir. Ayrıca, Kuzey Kore'nin nükleer programı ve füze denemeleri, Asya-Pasifik'te güvenlik risklerini artırmakta; bu durum Türkiye'nin savunma ve güvenlik politikalarını da dolaylı olarak etkilemektedir. Türkiye, BM çatısı altında Kore meselesine barışçıl çözüm bulunmasını desteklemekte ve insani boyutun önceliklendirilmesi gerektiğini savunmaktadır.