Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde 2025 yılında patlak veren son Ebola salgını sırasında sağlık çalışanları hastalığı kontrol altına almaya çalışırken, kiliseler korku ve yanlış bilginin önlenmesinde hayati destek sağladı. Salgının yoğun olduğu bölgelerde pastörler, cemaatlerini bilgilendirerek insanların sağlık merkezlerine başvurmasını teşvik etti ve aşı kampanyalarına katılımı artırdı. Yetkililer, kiliselerin bu çabasının salgının yayılmasını yavaşlattığını belirtiyor.
Salgının Arka Planı ve Kiliselerin Rolü
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, Kongo'da bu yıl bildirilen Ebola vakaları önceki salgınlara göre daha geniş bir alana yayıldı. Virüs, başlangıçta kırsal bölgelerde ortaya çıksa da kısa sürede şehirlere ulaştı. Sağlık ekipleri, hastalığın belirtilerini taşıyan kişilerin izini sürmekte zorlanırken, toplumda aşıya ve sağlık çalışanlarına yönelik güvensizlik ciddi bir engel oluşturdu.
Bu noktada kiliseler devreye girdi. Ülkenin dört bir yanındaki pastörler, pazar ayinlerinde Ebola'dan korunma yöntemleri hakkında konuşmalar yaptı. Ellerini yıkama, güvenli defin uygulamaları ve erken tedaviye başvurma gibi konularda cemaatlerini bilgilendirdi. Bazı pastörler, sağlık ekiplerinin köylere girişine öncülük ederek halkın güvenini kazandı.
Kongo Episkopal Kilisesi'nden Pastör Jean-Baptiste Mukendi, "İnsanlar başlangıçta Ebola'nın gerçek olmadığına inanıyordu. Biz onlara bunun gerçek olduğunu ve korunmanın mümkün olduğunu anlattık" dedi. Mukendi gibi din adamları, yanlış bilgilerin yayılmasını önlemek için radyo programlarına katıldı, mahalle toplantıları düzenledi.
Sağlık Çalışanlarıyla İşbirliği ve Başarı
Kongo sağlık bakanlığı ve WHO, kiliselerle işbirliği protokolleri imzaladı. Pastörler, özellikle defin törenlerinde virüsün yayılmasını engellemek için güvenli defin ekiplerine destek verdi. Geleneksel defin ritüellerinde hastalık bulaşma riski yüksek olduğundan, din adamları cemaatlerini bu konuda eğitti.
Bu çabalar sonucunda, salgının görüldüğü bölgelerde aşı kabul oranı yüzde 30 arttı. Sağlık ekipleri, kiliselerin aracılığıyla daha fazla kişiye ulaştı. Kongo hükümeti, salgının kontrol altına alınmasında kiliselerin katkısını resmen takdir etti.
Ancak uzmanlar, Ebola ile mücadelede toplum liderlerinin rolünün uzun vadeli olduğunu vurguluyor. Salgın sona erse de, benzer krizlerde halkın bilgilendirilmesi için dini kurumlarla sürekli işbirliği gerekiyor.
Küresel Boyut: Ebola ve Halk Sağlığı
Kongo'daki bu deneyim, dünya genelinde halk sağlığı krizlerinde toplum temelli yaklaşımların önemini gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü, Ebola gibi ölümcül hastalıklarla mücadelede sadece tıbbi müdahalenin yeterli olmadığını, toplumun güvenini kazanmanın hayati olduğunu vurguluyor. Afrika'da birçok ülkede dini liderler, aşı tereddüdünü azaltmada kilit rol oynuyor.
Kongo'daki başarı, diğer ülkeler için de örnek teşkil ediyor. Özellikle kırsal ve izole bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olduğu yerlerde, kiliseler gibi yerel kurumların devreye girmesi, salgın kontrolünü hızlandırabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika'da artan nüfuzu ve sağlık diplomasisi çerçevesinde Kongo'daki Ebola salgınına kayıtsız kalmadı. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Sağlık Bakanlığı, bölgeye tıbbi malzeme ve uzman desteği sağladı. Ancak haber, Türkiye'nin Afrika'daki sağlık krizlerinde daha aktif rol alabileceğini gösteriyor. Kiliselerin toplum mobilizasyonundaki başarısı, Türkiye'nin de yerel dini ve toplumsal liderlerle işbirliği yaparak sağlık programlarını daha etkili kılabileceğine işaret ediyor. Ayrıca, salgınların küresel yayılma riski, Türkiye'nin halk sağlığı güvenliği açısından erken uyarı ve müdahale kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor.