Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) devam eden Ebola salgınının, mevcut hızla ilerlemesi halinde 2014-2016 yıllarında Batı Afrika'da yaşanan ve 11 binden fazla kişinin ölümüne yol açan salgını geride bırakarak tarihin en ölümcül Ebola salgını olabileceği uyarısında bulundu. Ghebreyesus, Çarşamba günü Cenevre'de düzenlenen basın toplantısında, "Şu anki gidişatla, 2014-2016 Batı Afrika Ebola salgınını gölgede bırakma yolunda ilerliyor" dedi.
Salgının seyri ve DSÖ'nün endişeleri
KDC'nin doğusundaki Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde Ağustos 2018'de başlayan salgın, bugüne dek 2.000'den fazla vakanın doğrulanmasıyla ikinci büyük Ebola salgını olarak kayıtlara geçti. DSÖ verilerine göre, salgın nedeniyle en az 1.400 kişi hayatını kaybetti. Ghebreyesus, salgının kontrol altına alınması için yürütülen çalışmaların yetersiz kaldığını, güvenlik sorunları ve toplumun direncinin müdahale ekiplerini engellediğini ifade etti.
DSÖ, salgının yayılma hızının endişe verici olduğunu ve özellikle sınır bölgelerindeki hareketliliğin virüsün komşu ülkelere sıçrama riskini artırdığını belirtiyor. Uganda'da geçtiğimiz haftalarda görülen vakalar, hastalığın uluslararası boyut kazanabileceğine dair işaretler olarak değerlendiriliyor. Ancak DSÖ, henüz uluslararası acil durum ilan etmiş değil; bu karar, bağımsız bir acil durum komitesinin önerisi üzerine alınabiliyor.
Küresel sağlık güvenliği ve müdahale çabaları
Ebola, yüksek ateş, kanama ve organ yetmezliğiyle seyreden, ölüm oranı yüksek bir viral hastalık. 2014-2016'daki Batı Afrika salgınında 28.000'den fazla kişi enfekte olmuş, 11.300'den fazla kişi yaşamını yitirmişti. O dönemdeki salgın, uluslararası toplumun sağlık altyapılarına yönelik ciddi endişeleri beraberinde getirmiş ve küresel sağlık güvenliği reformlarına yol açmıştı.
DSÖ ve partner kuruluşlar, KDC'deki salgına karşı aşı kampanyaları yürütüyor. Özellikle deneysel Ebola aşısı 'rVSV-ZEBOV' ile yapılan aşılama, hastalığın yayılmasını yavaşlatmakta etkili oluyor. Ancak güvenlik sorunları, silahlı grupların saldırıları ve toplumun bazı kesimlerinin sağlık ekiplerine yönelik güvensizliği, müdahale çalışmalarını sekteye uğratıyor. DSÖ, KDC hükümeti ve yerel sağlık otoriteleriyle iş birliği içinde çalışmalarını sürdürüyor.
Salgının sınır ötesi yayılma riski, komşu ülkelerde de alarm durumuna yol açtı. Uganda, Ruanda, Güney Sudan ve Burundi gibi ülkelerde sınır sağlık kontrolleri artırıldı, hastalık sürveyans sistemleri güçlendirildi. Afrika Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar da salgının kontrolü için kaynak sağlamaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, küresel sağlık güvenliği konusunda etkin bir aktör olarak öne çıkıyor. Ebola gibi salgın hastalıklar, küresel seyahat ve ticaretin yoğunlaştığı günümüzde yalnızca bölgesel değil, küresel bir tehdit oluşturuyor. Türkiye'nin Afrika ile artan ekonomik ve diplomatik ilişkileri, salgının yayılma riski taşıyan bölgelerle temasını artırıyor. Bu nedenle, Türk sağlık otoritelerinin sınırlarda ve havalimanlarında gerekli önlemleri alması, DSÖ ile koordinasyonu ve olası bir vaka durumunda hızlı müdahale kapasitesini güçlendirmesi önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'da sağlık altyapısının güçlendirilmesine yönelik iş birlikleri, kıtada kalıcı sağlık güvenliğine katkı sağlayabilir.